Başımı hafifçe kaldırıp gözlerine baktığımda konuşmak üzere kıpırdandığını farkettim.Azalan utancımın boşluğundan yararlanıp 'Nolur,bişey söyleme' diye tekrarladım.Senelerce farkedemediğim güzellikteki gözleri parladı.Düşünceyle kıvrılmış dudakları yüzüne yayıldı.Sanki ilk kez güldüğünü görüyordum.
Bazen benimle dalga geçerken dozunu kaçırır,her cümlesinin sonunda kahkahalarla gülerdi.Sinirimi bozardı o gülüş.
Bir daha baktım karşımdaki gülüşe.Havayı ciğerlerime çeker gibi içime çektim gülüşünü.Hayır,o gülüşlerden değildi bu.Eğer ortamı terketme isteği doğurmuşsaydıda nedeni öncekilerle aynı değildi.Kendimden korkuyordum.Hissettiklerimden.İçimdeki tuhaf baskı midemi bulandırdı bi an.

'Konuşmıcam' dedi güzel gülüşünü bozmadan.

Bana doğru uzandı.Bir eliyle başımı tuttu.Biliyordum bu tutuşu.Filmlerde görmüştüm.Bu benim iç çektiğim,özendiğim o tutuştu.Baş parmağı kulağımı gıdıklarken diğer parmakları boynuma doğru uzanmıştı.

İşte yine oluyordu !

Etraftaki insanlar,eşyalar,herşey ama herşey yok oluyordu zihnimde.Sadece biz kalıyorduk.Onu ilk erkek olarak hissettiğim andaki gibi.. İki gün önceki gibi..
...

Çocukluğunu biliyorum.Dengesiz,haylaz çocukluğunu.Şu an sadece beni kolladığını,oyunlarda hep benim grubumda yer aldığını ve ağladığımda gözlerinde oluşan o çaresiz buruk bakışlarını hatırlıyorum.Ama biliyorum ki anılarım sadece bunlardan ibaret değil.Her açığımı yüzüme vurmayı,söylediğim en ufak yanlış kelimeyi haftalarca uzatmayı ve herkese anlatmayı görev edinmişti sanki.Bazen gerçekten senelerce Onu nasıl çekebildiğimi sorgulardım.Sinirimden konuşamayıp içimden ona olan nefretimi tekrarladığımı anımsıyorum.Ama şu an bu hisler sanki başkalarına ait gibiydi..

+2 GÜN ÖNCE+

'Hani yarım saatlik bi yoldu bu?Ayaklarım toynak gibi oldu ya.Ve henüz görünürde yeşillikten başka bişey yok.Aklımız nerdeydiki sana uyarken.'

'Özlem,yeter! Söylenince daha mı çabuk varıcaz sanıyosun?'

'Ama akıl etmeli..'
'Kesin ya ouuf.Özlem çokta haksız sayılmaz Gündüz.Benim bile ayakkabım vurmaya başladı'

Ayaklarına baktım.Çubuk üstünde yürüyen şaklabanlar gibiydi.Ağrıyorsada hangi parçasının ağrıdığını merak ettim bi an.

Genelde şikayetlendiğim boyuma şükrediyorum arkadaşlarımın yanındayken.Oğlanlar benden uzun ama bayada yakınım hepsine.Özleme acır gözlerle baktım istemeden.

'Biliyorum,iğrenç görünüyorum' dedi yüzünü ekşiterek.

Gülümsedim.Oysa ben hafızamdaki ufak boyunu doğrulamak için bakmıştım.

Bir tutam saçını iğrenerek elinden itti ve 'Saçlarım terden tülerdi' diye söylenmeye devam etti.

Diğerleri suratını buruşturup mırıl mırıl söylenirken,Özlemin bu halleri beni güldürüyordu.Çok 'kız'dı o.



Bi an.. Bi an zaman genişledi.Tüm ayrıntılar yavaş yavaş ilerledi.Büyük çınar ağacının yerden kabarmış kökünü görmemiştim.Gördüğüm anda da çok geçti.Takılmıştım..Diğer ayağıma ağırlığımı vermeye çalışınca ayağımın altındaki taze çimenler kaydı ve çınarınkinden daha ağır bi düşüşe kendimi teslim ettim.O yorgunluk ve takılmamın şaşkınlığıyla geri kalan ayrıntıları kaçırdım.Sert bi dal belime çarptı.Sonra dolandı.Hayır,bir koldu bu.Yüzü gözlerimin önünde belirince beni kendine çektiğini anladım.Ama bir türlü diğer ayrıntıları göremiyordum.Gözümü yüzünden çekip bakamadım etrafa.Sadece O ve ben vardık.O bildiğim yüz şimdi sanki bir yabancıya aitti.Dudaklarına bakmadığım halde onu öpmek istediğimi hissettim.Telaşa kapıldım.Huzursuzca kıpırdandığımı sanıyordum ama galiba gözümü bile kırpmadım.İçimdeydi telaş..

'Dikkat etmiyorsun' diye fısıldadı. Zor konuşur gibi.. Bi azardan çok bi sitemdi sanki ses tonundaki.

Cümlesi hayalden bi bulutun dağılışı gibi dağıttı herşeyi.Güneş ışığı,ağaçlar,orman geri geldi.

Vücudu geri çekildiinde doğrulup arkadaşlarıma baktım.Ben kızardığımı hissediyordum fakat onlarda sadece bi rahatlık dalgası vardı.Gezimiz benim düşmemle bir felakete dönüşmediği için mutlu gibiydiler.Farklı bi hava hissetseler muhakkak kokusunu alırdım. Aslında şu an çokta önemli değildi ne düşündükleri..

Neydi o his? (..)

21 Ekim 2009 Çarşamba

Parça Parça..

Dün annem telefonda 'Söyle şöyliyim' dedi.Hemde resmi bi konuşmanın en ateşli yerinde :)


Babam burdaydı bikaç günlüğüne.. Saçımın rengini nasıl karşılıycaandan şüpheliydim.Ne de olsa eski eşi diye anneme sordum. Babam ne der saçımı görünce diye. Söz konusu babam olunca sıradan bi cevapla geçiştiremedi anacım.'Merak etme o sever öyle aptalca şeyleri' dedi. Bi rahatlamışım abi :)))


Genelde insanlar içlerinde kalan bişey olduunu söylüyor mavi saçın. Ama sevmeyen de çok. Hele bazı hatunlar bi tiğsinerek bakıyo :) Birileri beğensin diye yapıcak olsaydım kırmızı siyah kahve falan yapardım zaten.Yüksek sesle ıyy iğrenç olmuş diyende var,cık cık cık çekende.. Ben sıradanlaştırmak için elimden geleni yapıyorum.Bi saç maviyse ille metalci kafasına ait olmak zorunda değil. Zaten örtmenim diye hanım hanımcık giyiniyorum artık.Ki daha derslerim başlamadı. Yarınki eğitim fuarında standımız var. Bende durucam sanırım.Slaytta bi sorun çıkarsa diye endişeleniyorlar.


Bak bu yazıda aynı Herşeyden bahseden adam'daki adamın ağzından çıkanlara benzedi...


Parmağımıda köpek ısırdı.Eşcinsellik İstanbulda geçerli bi meslek değil.Babamda uyuşturucudan öldü.Hadi bakalım..


Teşekkür etme fırsatım olmadı. Utanıyorum bide ondan sanırım. Burdan tüm aileme teşekkür ediyorum.Dar görüşlü olmadıkları için.Başkaları için hayatımı kısıtlamama izin vermedikleri için.En tuhaf isteklerime bile itiraz etmedikleri için.Boşvermişlikten değil gerçekten destek olmak adına bunu yaptıkları için teşekkür ederim.


Belki aynı çatı altında atmıyo kalplerimiz ama pek çok aileden daha 'aile'yiz.

29 Eylül 2009 Salı

Stephenie Meyer-Twilight Serisi

Herkesin kendini anlatma savaşında olması eğer biraz durup dışarıdan bakarsanız gülünç geliyo.. Ne kadarımız istediğimiz manada kendimizi anlatabiliyoruz. Blog alemini ünlüler basmadan,ödül manyaklığı adına sahte yazılar yorumlar yazılmadan çok önceleri.. Bir mim vardı.. Neden blog yazıyorsunuz? Banada uuramıştı mim ve cevaplamıştımda.Arşivden bulabilirsiniz. Herkes anlaşılmak ister.Tat aldığımız şeyleri başkasınada tattırmak isteriz.Aynı tadı alabilsinler isteriz.Ben bloumu bu nedenle açmıştım.Sadece benim bakış açımdan bakabilen insanlar var mıdır diye. Boşa yorulmuşum desem fazla dışlamış olmam hayatımdakileri umarım. Farkettim ki zaten hiçbirimiz aynı açıdan bakmıyoruz.Aynı şeylerden tat alamıyoruz. Bu beni üzüyo ve nedeni artık anlaşılmak istememle alakalı deil. Sadece bir defa.. Size bişey izletsem ya da okutsam ve aynı keyfi alabilseniz.Aynı yerlerde çarpsa kalbiniz. Bi defaya mahsus aklımı ve kalbimi birilerine verebilsem. Ona zevk aldığım endorfin salgıladığım ya da eğer bana çözüm bulabilicekse kalbimi parçalayan bi olayı yaşatabilsem. Tek istediğimiz anlaşılabilmek. Pek çounuz konuşarak bu isteinize ulaşmaya çalışıyorsunuz -eminim pek işe yaramıyodur oda- ama ben o kadar bile şanslı deilim.Anlatamıyorum. Önceleri.. Anlatsamda nasılsa bi çözüm bulamıcaklar neden boşuna onlarında canı sıkılsın diye düşünmüştüm.Ama şimdi istesemde anlatamıyorum.Nerden başlıcaamı bilmiyorum.Yanlış anlamalarından korkuyorum.Aslında anlatmayı deli gibi istediğim zamanlar dışında yalnızlığımı,herkesten uzaklığımı fazlasıyla seviyorum. Eminim bu halim anlayışla karşılanabilir ve eminim herkesin böyle dönemleri oluyordur. Sadece benimki artık bi huya dönüştü.Ve geri almak içinde bi çabam yok. Nasılsa herkese açık bi insan olduumda da sadece ucunun kendilerine dokunduunu düşündükleri konularda eleştirmek için yanımdalardı. Bu sadece ailem,erkek arkadaşım ya da akrabalarım deil.Herkes.. Hepiniz yanımda olablirdiniz. Ama insanlar çok bencil.Ben de dahilim buna. Sadece kendi eksenimiz etrafında dönüyo dünya. Eğer sevabını önemsiyorsan fakire yardım edersin.Eğer ölen kişiye karşı için rahatsızsa onun için ağlarsın.. Bi vicdan rahatsızlığın varsa sadece.. Bişeyleri eksik yapmışsan.. Ulan ölene bile değer vermiyoruz..

Bunların dışında çabaladığımız herşey sadece anlaşılmak adına. Ben de herkes gibi çok isterdim anlaşılmayı.. Olaylara filmlere kitaplara benim baktıım gibi bakabilicek biri olsaydı daha kolay olurdu hayatım. Hatta insanlarla ilişkimde sorunlarım olduunda ben yüzleşmeseydim o anlatsaydı bıkmadan usanmadan. Yazık onu bile beş dkda harcadım.İyikide yokmuş zavallım..


Mrs.Meyer'in de eminimki sıkıldığı dünyasında açtığı ufak bi penceresi vardı.Bizimde anlamamızı istediği.. Vampirler,kurtlar ve sıradan insanlarla ilgili.. Yazarken nasıl keyif aldığını,betimleme eksikliğine bakmadan karakterinin hislerini paylaşmaya çalıştığı.. Eminim dünyadaki bütün insanlar okusun, o kitaplara şans versin ve yaşadığı duyguları onlarda yaşayabilsin isterdi.. Demek isterdimki ben anladım. Hatta kötü betimlemene eksik diline raamen ben hissedebiliyorum. O karakterleri,hayal dünyamdaki o yerleri odaları hiçbi film hiçbi karakter anlatmaya yetmez. Filmi izleyince herkes gibi bende büyüsüne kapılmıştım ama şu an Edward gibi kavga esnasında bile tepkilerine aşık olunası bi erkeği Robert Pattinson o bakışlarına raamen bile tanımlayamaz. Hele şaşkınlığın mimiini beceremeyip pek çok yerde aazı açık gördüğümüz Bella karakterine deyinmiyorum bile..

Ben seni ve kağıda dökerek yaşatmaya çalıştığın tüm o hisleri anlıyorum Stephenie demek isterdim hatuna..


Bir de..Edward'ın adresini sorardım hazır yakalamışken.. :)


Hepinizi videodaki 1.58.saniyeyi izlemeye davet ediyorum. O saniyedeki hissettiklerinizle benimkilerin aynı olduu kanısındaysanız sakın bana yazmayın.Bahsettiğim anlaşılmak bu deildi..



video

11 Eylül 2009 Cuma

Korkmayın,doum günüm :)

Şimdi bi başlardım kii..

Doum günümde bikaç senedir ilk kez abim yok yanımda.Babam gelir sanmıştım oda ancak bayrama gelebilicekmiş. Annemde doum günümün cumaya geldiğini unutup bi tanıdığımıza akşam yemeği için söz vermiş. Erkek arkadaşım,gelemediği gibi sabahtan beri haberde alamıyorum kendisinden.. Size bunları bi allar pullar bi yazardım kii. Ama hatun bloglarında doum günü postlarında bıktık böyle melankolik yazı görmekten.Size yapmiyim dedim bu eziyeti..Hatta bi keresinde hiçbi neden yokken doum gününde sıkıntı basan ve bu sıkıntıdan sevgilisiyle kavga eden üstüne bide çocuk suçluymuş gibi doum günümde beni üzdün diye çocuu daraltıp kendini terkettiren bi insan görmüştüm. Vardı yani yaşıyo böyle bi insan.

O nedenle sizi hiç daraltmıcam. Hatta bide harika bi video izletmek istiyorum.. Youtube'tan izleyebilir,oy kullanıp bi işe yarayabilir ve hatta kaydetsene.com'dan bilgisayarınıza indirebilirsiniz..

http://www.youtube.com/watch?v=UBz1R6T5g1k&feature=channel_page


video

02 Eylül 2009 Çarşamba

Abim de televizyonda!


Biz küçükken babam üç kardeş bizi 'Biliyo musunuz çocuklar ben televizyona çıkmıştım' diye kandırmıştı.Çok şakacıdır kendisi.. Bizde bekledik gülsün diye gülmüyorda.Tamda biz inanmaya başlamışken 'Valla televizyona çıktım..Ya işte böyle televizyona tırmandım üstüne çıktım' dedi.. Hatta yakın zamanda bu espriyi bir reklamda görmüştükte kıl olmuştuk.

Abimi de şu günlerde televizyonda sıkca görüyoruz ama babamınki gibi değil. Çok kendine uygun bi oynama tarzı vardır abimin.Hatta ben taklidini yaparım bir araya geldiğimizde hep.. Çok sempatik çok kendine has oynar. Bugün Turkcell reklamını gördüm öyle şaşırdım ki.. Hidayet Türkoğlu oturup abimden ders almışta öyle reklama çıkmış sanki.Bu kadar benzer ancak. Özellikle ellerini beline koymadan oynadığı kısımlar birebir uyuyor.İlk reklamda herkes oynayışını beğendiği için bu diğer reklam klipleri çekilmiş zaten.E özlemişizde abimi,reklam başladı mı televizyona koşuyoruz.Her bitişinde de aynı tepki;aiiiy aynısı aynısı. Abimde de var.

Turkcellin bir diğer reklamı da ablamla benim reklamım. Ablası,sevgilisi Can'la kapışıyo diye trip atıyo ya küçük kız.. Ablasıda tipsiz diye yakıştırmamış Can'a kardeşini.Kardeşi çok güzel ya..
Zaten en sonunda her ikiside telefona yapıştığı halde nasıl öyle uzaktan uzaa tutuyorlar telefonları çözemedim ben hacım.Neyse işte,ablam ona aldığım kolyeyi çıkarmıyorda aldığımdan beri ondan izliyoruz.

Diceem o ki,adamlar milyarlar yatırıp Turkcell kullanalım Turkcell'in 3G'sini tercih edelim diye reklam çekiyorlar.Işıkçısıydı oyuncusuydu bilmemnecisiydi bi sürü emek,para.Bizde oturmuşuz ay o aynı abim ay şunlar aynı biz diyerek izliyoruz. Ama cidden aynı abim gibi oynuyo ya.. =)

01 Eylül 2009 Salı

İçimdeki Öküz

Tam 10 gün sonra doum günüm.13 yaşıma kadar sıradan bigün olduu için,hep doum günleri 23 Nisan,1 Ocak olan insanlara özenirdim.Hep onların doum gününü kimse unutmaz sanırdım.Onlar doum günlerini daha bi sever.Birileri sesimi duymuş olucak ki ikiz kuleleri yıktı. Dünya çapında hatırlanan bigün şimdi doum günüm. Ama anladım ki belirli bigün olması bile hatırlanmaması ya da karıştırılmaması için bi sebep deil. Ve yine yıllar geçince anladım ki ben aslında doum gününü en az sallayan hatun grubundanım. Küçüklüümde her sene ajandama yazardım kutlayanları bide -sırayla. Hediye alma kısmındansa hep utanmışımdır.Çok mahcup çok tuhaf hissediyorum kendimi.O yüzden o kısmı küçükken seemezdim hiç.Ama hatırlanmasına karşı takıntım vardı. Şimdi hiç üzülmüyorum bile.Benim doum günümü sadece bana özel bi hale sokma çabasındayım.Yani millet toplaşsında parti yapsın istemiyorum.Aksine o günün bi kısmını sevdiklerimle bi kısmını da yalnız geçirsem çok mutlu olurum.Biraz koşsam biraz bakım yapsam biraz evi toplasam biraz dergi okusam.. Süper işte daha ne.

İnsanların bişeyler yapma çabasını engellemek ve bir senedir almayı düşünüpte alamadıklarımı paylaştırmak adına bu sene bi öküzlük yapsam mı diyorum. Ciddiyim. Hatta herkesin bütçesine göre böldüm bile. Çok istiyorum bu öküzlüü yapmayı. Yani durum şu.. Hediye almaktan utanıyorum ama sipariş vermekten utanmıyorum. Süper bişey olmalı ne çıkıcaanı biliceen paketi açmak. Bilmeyince ben geriliyorum çok. Bi tuhaflık mı var bende?


Ya hem bu postu doum günüme adamıcaktım ki ben aslında. Uzun süredir yazamadığım için dolu dolu bi sürü konu vardı kafamda.Hepsi karıştı.Ne bencil mahlukat şu insanoolu.

Hazır ben isteklerimi aile bireylerine bölmüşken söyleyin hatta maaşınızı da yazında aranızdan hediye almak isteyen varsa onun için de bişeyler bulmaya çalışiym bitmek tükenmek bilmeyen isteklerim arasından.. Derinlerimde! doum günü sürprizlerinden anlamayan,hatırlanmayı bile sallamamaya başlayan ve eminim ki zaman zamanda göbeğini açıp kaşıyan bi erkek yatıyo.. Seviyorum yinede içimdeki öküzü.

08 Ağustos 2009 Cumartesi

Uzun uzun zaman önceydi..


(Attention! Yazı çok uzundur.Sıkıntılı çounluk için ilk ve son paragraf okunduunda anlaşılabilecek şekilde dizayn ettim.Öyle oku sen.Hadi bakalım.)

Einstein'ın izafiyet teorisinin dooruluu %100'e çıktı. Bana göre %100..Herkesin doorusu kendine deil mi. Bi dakikalık uykumu bir saat gibi hissedebiliyorsam. Koca gece gördüümü sandığım rüyam en fazla 36 saniye tutmuşsa.. Bu 'zaman'da bi bkluk olduunun kanıtıdır o zaman. Ben o 99u 100 kabul ediyorum,banane..

Stickman ve pek çou için 15 gün gibi geçen 15 gün,bana 3-4 ay gibi geldi.. Zamanın yanında çok yer değiştirmeninde etkisi var tabi bunda.

Her ne kadar bu yaz ikinci bi tatili istiyor olsakta,tam bir plan yapmamıştık.Bu nedenle ben İstanbula gittim.Bikaç gün kalıp dönücektim.Bavulum,herşeyim ona göre.. Ben zaten bi arkadaşımada yatıya gitsem,yanımda bir sürü hiç kullanmıcaam eşyayı götürürüm.Temkinli olmak deil aşırılık bendeki artık. Mümkün olsa penguenimi de götürmek isterim ama sırt çantama sığmıyo o kocagötlü.. Asla diş fırçamsız bi yere gitmem. Bu zamana kadar hiç diğerleri gibi saat,cüzdan,bilet üçlüsünden birini unutmuşluum yoktur. Yani ben bi plan manyaayım. Bu yüzden böyle bi imtihana taabi tutuldum sanırım..

İstanbula diye yola çıktım.Bi akşam Beykozda yemek yiyoruz bi akşam Küçüksu Kasrı'nda çay içiyoruz.Bigün Beşiktaşı talan ediyoruz,yetmiyo aynı günün akşamı Üsküdar'a eskilerle girip yeni kıyafetlerle çıkıyoruz.. Abimin bi yurtdışı işi çıktı gitti,yinede biz ablamla devam ettik gezmeye.. Kanlıcada yourt ve Yeniköyde kahvaltı daimi faaliyetlerimiz. Ama ne yazıkki Yeniköyde Emek kafe kapanmış.Yinede sabahın 8inde kalkıp Çengelden İstinyeye vapura bindiğimizden(biri ilk biri son durak) bi saatlik yola deyicek bi kahvaltı mekanı bulduk. Sadece tıkınmadık tabiki. Karnımız doyunca gözlerimiz açıldı kalktık taksime gittik.Aznavur pasajının alt katında Köstebek diye bi yer var.Pasajı bildiğim halde alt katına hiç inmemişim.Çok harika şeyler satılıyor gözüm döndü valla benim.Tavsiye ederim hepinize,özellikle bayanlara..

Ben böyle gezip,paramı savururken bi tatile çıkmak üzere olduumu bilmiyordum tabi. Dayım Marmara adasını duymuş arkadaşından. Kalkmış Tekirdağa yengemin ailesinin yanına gitmiş.Ertesi günde adaya yola çıkıcak.Ablamları aramış tamam demişler.. Ailenin en küçüüyseniz bu tür olaylarda hem en son duyan hemde adına konuşulan oluyorsunus..Herkeste sizin iyiliğiniz adına bişeyler yaptığı için kimseye isyanda edemiyorsunuz. Yaşasın en küçükler..

Ben ani değişiklikten nefret ederim ama kimseyede bişey demedim. Ablam mayo vb tatil gereçlerimizi oradan getirecekmiş,bende diğer bikaç! ihtiyacımı söyledim.Direk Kütahyadan Erdeğe oradanda adaya geçtiler.Annem dayımlaydı.Bende tek başıma tekirdağa gidicem. Bu kısımlarda hep otobüse bindiren rolü üstlenen abim yurtdışında olduundan sabahın 8.30unda Çengelköyden yola çıktım ben..İki vasıta deiştirdim o koca daacı çantamla..Namazgahta inip yürüyüp bi daha bindim. En son indiğim yerden koşuyolunun ilerisinede bi daha yürüdüm. Bahsettiğim alan çok komik ve kısa bi alan ama heder oldum ben.Çok zavallıydım görmeliydinis.. En son Tekirdağ otobüsünü beklerken sızmışım bavulun üstünde. Oda rötarlı geldi ama şükürler olsun marmara vapuruna yetişicek şekilde Tekirdağdaydım.Yoksa çok daha beter olurdu halım. İ deil ı kullanıyorumki daha kıro olsun.. Acıyı hissedin amaç.
Velhasıl Marmara adasına geldik. Tamamı 35 km.Eğer yürürseniz 5 saatte tüm çevresi tamamlanıyormuş.Dağlarında geyikler çokmuş eskiden.Şu anda sadece tilki ve zaman zaman atlar görünüyormuş.Mermeri çok olduundan rutubeti hiç yok. Bu yönüyle tüm dünyadaki adalar içinde sıralamaya girmiş bi ada.. Kaldığımız yerde gündüzleri plaja gelip 5 saat mandalar gibi güneş altında yatan kesimi saymazsam,bizden başka kimse yoktu.Bizden başka insan yoktu yani..

Fotooraf yönünden zengin ayrılsakta aslında hiçbi fotooraf tam olarak anlatamadı bence oranın sakinliğini,aynı zamanda eğlencesini.. Gidip görmenizi ve meşhur karadutlu dondurmasından yemenizi tavsiye ederim.


Tatil boyunca benim için tek hazin durum gerçek yaşımı örenmem oldu. 88 doumluyum.Eylülde dooduum için yaşım her sene herkesten biraz sonra artıyor.Nerde hata yaptım bilemiyorum ama her sene doum günümü kutlayıp her sene bir yaş arttırmama raamen bi yerlerde bi yanlışım olmuş.20 yaşındayım biliyordum bi senedir..Bir ay sonra 21 olucam sanıyordum ben.. Bi hainin ortaya çıkarmasıyla örendimki ben 21 yaşındayım. 22ye giricem 11 eylülde. O anımı görmeliydiniz.Çöktüm resmen.Yaşlanmak deil meselem.Düşünsene hayatım boyunca 21 diye bir yaş yaşamamış olucam.Kimseye 21 yaşındayım dememiş olucam.Hayatından bir senenin çalınması gibi bişey.İçimdeki his aynen şuydu.Kandırıldım. Yıkıldım. Gençliğimi çaldılar.Bana yalan söylediler,bana yalan söylediler,kaderden bahsetmediler.. =P


Velhasıl bu gördüünüz pastada benim doum günü pastam.Bir aylık 21 yaşında olucam.Olsun hiç farketmeyedebilirdim.Bahaneyle tüm gece halay çektik..

O gece,yalancı doum günümde dayımla nargile içme fırsatı yakaladım.Biraz başımız dönünce bıraktık.Denize girdik beraber.Dierleri cesaret edemedi.. Elimi bi denizanasının içine soktum bi ara.Ama nereye tepki veriyosun.Panik yapar bizim kokoşlar sahilde.. Hayatımda iki kez gökyüzüne aşık oldum.Birincisinde küçüktüm,bi tatil yerinde gece uyuyamamıştım. Terasa çıktım abim müzik dinliyordu.Hava serindi. Üstüne aldığı battaniyesinin altına almıştı benide.Kolunu atmıştı,beraber dinlemiştik müzik.Şarkıyı bile hatırlıyorum.Aysun Kocatepe-Kördüğüm. O gece gökyüzüne baktım çokca. O sonsuzluk denen şeye dikkatli bakmak ve onu üç boyutlu görebilmek büyülüyo insanı.Denizede o gece kendimi bırakınca tepemde bir dolunay ve o harika gökyüzü vardı. Ciğerlerime çektim sanki yıldızları nefes alırken. Süper bi duyguydu anlatamam.Ya ilk olduundan,ya abimi hatırlattıından ya da gerçekten süper,bilemicem.

Gittiğim her yerden midye toplarım.Her yerin ya taşı ya istiridyesi,illaki bişeyi çoktur. Topladıklarımı birbiriyle karıştırmam.Hatta şimdi dikdörtgen plazma bi cam içine koymak istiyorum ayrı ayrı her yerinkini.Arka tarafı sunta olucak.Silikonlıcam en güzel bikaç taneyi.Diğerleri al tarafına yayıcam camın.Nereden olduklarını önüne yazıcam. Güzel durur duvarda eminim.Sizinlede paylaşırım yapınca :)

Marmara adasındaki son günümde örendimki,oradan Tekirdağ-Malkaranın bi köyüne geçicekmişiz.Yengemin tarafından bir akrabasının düünü varmış.Bizim köyümüz olmadıından bilmiyodum hiç köy düünü. İlkokulda köye götürmüştü örtmenimiz.Pis bi koku kalmış sadece aklımda köye dair. Örtmenimizi sevmediğimden mi yoksa hakikaten çok mu gübre kokuyordu bilmiyorum. Bu köy çok güzeldi ama.İnekler vardı bir sürü.. Dayıma küçük inek kalkınca korktum dedim güldü.Buzağıymış efendim o. Koynumda buzaayla büyüdüm sanky.Bilmek lazım ama bilmiyordum gerçekten. Yaşını bilmeyen adamım ben,ne beklersin..

Velhasıl.. Çok güzel vakit geçirdim köyde de.İki gün boyunca düün yapıyorlar.Bizdeki gibi gelin alma düünden önce deil,bir sonraki gün. Herkes birbiriyle kardeş gibiydi. Para verip bulduun tatil huzurunu,beleşe veriyorlar sana :) Seve seve hemde.

Yaşadığım herbişeyi tavsiye ederim.İmkan olsa teknoloji ilerlesede gözlerimizi değişebilsek..Görülenleri başkasınada algılatabilsek.Süper olurdu süper.