28 Aralık 2008 Pazar

..1.Hafta..

Çarşamba günüm İstanbulun ilk karlı gününde sabah tam iş trafiği esnasında 8 bavulla hareme yetişmeye çalışmakla başladı. Kokoş ablam saolsun nesi varsa hepsini getirmiş gelirken İstanbula.Dönerken canımıs çıktı o yüsden. Berbatta bi otobüs yolculuuydu. Yan tarafımısda kanser taşlı şıkırtılı tesbihiyle oynayan bi kıro.Önümüsde keltoş,ince sesli ve telefonu hiç elinden düşmeyen ibnemsi puştumsu sapık bi herif. Arkamısda bi türlü boğasını temisleyemeyen hoşurtulu bi amca.Önümüsdeki sapığın yanında da yaşlı bi amca,devamlı yan koltuktaki hanımıyla ısı göstergesine bakıp durdular otistikler gibi. Yok 1 C derece oldu aman -3 oldu. En öndeki teyzede yol boyunca arap radyosu gibi bulanık bi sesle konuşup durdu.Kafayı çizicektik ya..

Çarşambadan sonra hemen başladım program yapmaya.Çok büyük bi ayıbım olucak ama örtmüş olduum için söyleyebilirim artık.Çarpım tablosundaki bazı çarpımları ezberlememiştim ve bi öncekinden yola çıkarak fln yapıyordum. Tamam üstüme gelmeyin =( Şu eşşek kadar halimle oturup çarpım tablosunu esberledim.Hatta tabloyla uuraşmak hoşuma gitti (bilgisayarcılar bilir paso çarpım tablosu programı yasdırırlar ünide lisede..) oturdum programını yasdım.Unutmamışım.Zaten bi çarpım tablosuyla bi hesap makinesi programlarını kafamısa kazıdılar =)

Cuma günü hastaneye gittim.Yüsümde fısır fısır bişeyler çıkmıştı =( Ben hemen depresyona meyil ederim öyle şeylerde.Ablam halime acıdıda hastaneye götürdü beny.Bi sürü ilaçlar losyonlar verdi doktor.Ölücek miyim doktor bey dedim =P Doktor paniğimden anlamış olucak ben bişe sormadan geçer diye teselli etti beny saolsun.Ağlarım bile valla.En korktuum şey cildimin fln bosulması. Allah korusun hepimisin sağlıını.

Vee dün.. Dersaneye gittim.Üçüncü dersi onların bi ben sap gibi sonradan gelmişim. Dersane ortamları beni geriyo çok kötü. Resmi ve souk gelir bana hep dersaneler.Hiçbi yönden okul gibi deil.Kimse kimseyi umursamıyo bi kere. Yinede korktuum hiçbişey olmadı.Ablam demiştiki sen sonradan gidiceen için kızlar fln dışlayabilir,sen üsülürsün öyle şeylerden sakın üsülme bak diye.. Ne üzülezeem yaa.. Gittim sınıfı sordum idareye,baktım kimse yok sınıfta.Oturdum en öne her samanki gibi. Nasıl gerginim ama anlatamam.Her niyeyse bişeyle uuraşma isteğim ''Keşke hasta olsaydım'' dedirtti bana.Burnum fln akardıda silerdim hesabı yany. Basen böyle hasta ruhlu isteklerim oluyo.. Bi türkçe iki matematik dersi gördük.Sınıftan sadece bi kızla ve Ömer diye bi çocukla tanıştım. Bazıları daha ikinci sınıf okuyormuş.Hocalarda iyi hocalar.. Bugün deneme sınavım var.Çarşamba günüde ikinci dersim..

Bide başıma cins bi olay geldi eve dönerken. Durağa yaklaşınca nası iniceemi dert edip ecel terleri döktüüm için en arkaya otururum hep.6-7 tane öğrenci bindi.İnerken kitaplarımı kucaama aldım baktım çocuk yer vermiyo inmem için.İnebilir miyim dedim.Anam baktım hala bacakları odun gibi duruyo yerinde.Duymadı mı diye yüsüne baktım.Oda bana bakıyo mal mal.İnebilir miyim dedim.Olmaz dedi. Sırıtıyo bide it. Kaşımı kaldırıp sinirlenme moduna girdim.Aslında gülüyorum içimden.Öle saçma bişeyki yaptıı şey.Bi hatunla iletişim kurabilmenin en acizce yolu.Uslu uslu çekti bacaklarını geçtim bende.İnerken arkadaşı eğilmiş yüsüme bakıyo kısgınmıyım diye.İnene kadar zor tuttum kaşımı havada. Hem gülesim geldi hemde korktum he.. Bi an yer vermicekte orada kalıcam gibi bi his oldu içimde. Sanky hiç inemicekmişim gibi.. Çocuk mu daha özürlü ben mi anlamadım =)

Dün babama geçtim.İki gün burda kalıcam.Sabah 9 gibi uyandım.5 tane mat testi çösdüm aynı konudan. Bindik bi alamete gidiyos kıyamete..Hadi bakalım..

23 Aralık 2008 Salı

Karar verdim!

Kaaç gündür yokum.Nelere nelere karar verdim.Hatta uygulamaya geçiyorum yarın itibariyle..


İnanın karar verebilmek en güzel yetenek.Mezun olduktan sonra önce Denizlide kalma ihtimalimi düşünüp sonra İstanbula taşınıp sonra Kütahyaya taşınıp sonra tekrar İstanbula gelmiştim.İki-üç aydır abimlerle beraber kalıyorum.Piyano dersi,basketbol,dgs kursu,bilgisayar öğretmeni olma gibi bir sürü faaliyete geçirmeyi düşündüğüm fikrim vardı.


Üçüncü kez Kütahyaya geri dönüyorum =) Diğer kararları ben vermediğim için bu benim ilk Kütahyaya gitme kararım oluyor. Kütahyadaki dersanemde Dgs ön kaydı yaptırttım babama. Hem össye hem dgsye hazırlanmaya karar verdim.İnterneti haftada bire indirmeye ve eşşek gibi ders çalışmaya karar verdim.6 ay dişimi sıkıp hayatımdaki tek hayalim olan mühendisliği kazanmaya karar verdim.Bu uğurda herşeyi yapmaya hazırım.Sizlerde bu uzun süreçte bana ve yaptıklarıma şahit olun istiyorum.Kazanırsam hepinise tadelle alıcam,sös.. =)


Haftalık tutucam artık bloğumu.Birileri okusun diye yazmadığım için böyle ara vermek korkutmuyor açıkcası beny.Çünkü izleyiciler grubumda olanların bile çounun okudumadığını adım gibi biliyorum.Ama sorun etmiyorum.İnsanlarla yaşamaya alışmışsan herkesin senin gibi olmasını beklememeyi öğreniyorsun.Hayal kırıklığı yaşaya yaşaya yaşamamayı öğreniyorsun..


Garip haberlerin bültenleri doldurduu şu günlerde daha çok birbirimise bağlanmamız gerektiğine inanıyorum.Turkcell reklamındaki gibi.. Eğer tek yürek olmayı sağlarsak herşeyi aşabiliriz.Sağcılık solculuk gibi gençliği bölme amaçlı konularda faaliyette bulunmaktansa birbirimizi sevmeyi öğrenmemis daha yerinde olur.Bu beraberliğe nereden başlayacağını bilemeyenler için bi seçenek sunmak istiyorum..Öncelikle beny sevin!.. =) Beny severek ve bana şu bozuk eğitim sistemindeki bozuk sınavlardan herhangi birini kazanmam için iyi dileklerde bulunarak başlayın.Duanın gücüne inananlarınız varsa dua edin.


İzleyiciler konusuna kimse alınmasın.Önce amaçsızca izleyicim olup sonrada kendini izleyicilerden çıkaran bi blog sahibi kızdırdı beny.. Eminim oda kendi çapında mantıklı bişey yapmıştır.Benim kapasitem yetmiyo bu 25pluslara.. =)


Hepinize mutlu bir hafta diliyorum.Yarın Kütahya yolcusuyum.Pazar günü yazım olmassa bilinki Kütahyaya yağan karla mücadelemde yenik düşmüşüm. ;)

18 Aralık 2008 Perşembe

Minanın ninnileri


İşte bu bizim Mina.Daha öncede ağırlamıştım bloumda..Kendisi 2-3 yaşlarında tahminim.Bir seneden fazladır abimlerde kalıyor.Aldığımız evdeki hatunun söylediğine göre diğer üç kardeşi camdan düşerek ölmüşler.Yani güzel ama aptal bi nesilden geliyo kendisi.. =) O düşmesin diyede yaz günlerimisi ya cam açmadan ya da salon kapısını kapatarak geçiriyorus.Çok mağrur bi kedidir,asla sevdirmes. Taa ki üreme dönemi gelene kadar..Sonra istediğin kadar sev hiçbişe demiyo..Menfaatci pisi =) Hiç sesi çıkmayan kedimis şu günlerde çığırıyo evde.. Dedimki yazıktır hayvana bulun bi tane erkek kedi.Meer bisimkiler geçen sene fln bulmuşlar hep Minacık beenmemiş..Götü boklu.. Şimdide viyil viyil dolanıyo yataamda =) Sus be kedi... Apartmandaki erkek kedilerin hepsi kısır..Kimseden hayır yok sana kusucum..


Nası bi sestir o yarabbiim.. Beeeöööuuğğvvv... =))

15 Aralık 2008 Pazartesi

Mim..Mutluluklarım

Ya ben mimlenmişimde haberim yok.Hem mimlenip hem dürtülmem lasım benim.Yoksa gösden kaçırıyorum ya =(

Saolsun Pilli_Cadı beny Mutluluklarımıs konusunda mimlemiş,ve yine saolsun kaçırdıım halde hatırlattı bana. On parmaanda on marifet bu kısın ya her bi yerlere yetişiyo =)





*Mutlu olmak diyince aklıma tek bi yamalı yataa on kişilik ailenin girdiği Abidin Dino tablosundan ziyade,yemekler abur-cuburlar geliyo.. Günde sekis muz yediim zamanları hatırlarım.Muz benim en sevdiğim ve çürük haliyle bile yediim tek yiyecek.Mısır gevreği -tabiki nesquiğin çikolatalı yuvarlaklı gevreğinden olmalı-, topitop ve cino da muzun peşinden geliyo. Bunları nasıl zevkle yediimi anlatamam sise,görmek lasım.. Son olarak balık ve tavuğun her bişeyinin her bi türlü hali..



*Karnım doyunca anca manevi duygularım ayaklanıyo olucak ki,ikinci olarak mutlu olmanın tanımını ailemin eski hali alıyor.Şimdide hepsinden memnunum,yanlış anlaşılmasın.Ama anne-baba ayrılığı muhabbetleri ve sofraları da ayırıyor.. Eskiden bazı pazar sabahları annem ve babam biz çok seviyorus diye tahinli pide almaya giderlerdi.Sonra gelirler bizi uyandırmadan birlikte sofra hasırlarlardı.. Tahinli pideyi her gördüümde içim burkulur,aynı zamanda da o anlar aklıma gelir mutlu olurum.

Bide beraber meyve suyu yaparlardı bize.Eski ama en saalamından bi narenciye sıkacağımız vardı.Elma ve havuç başta olmak üzere ne var ne yok sıkıp içirirlerdi.Şu anda burnuma o meyve suyunun kokusunun geldiğine yemin edebilirim. Şu anki mutlu olduum şeyi yazmalıyım,anılar buna dahil olamas biliyorum ama saten ben şu anda mutluyum böyle anılara sahip olduğum için.



*İnsanlara yardım edince ya da destek olunca çok mutlu oluyorum.Büyük bişeylere gerek yok minicik şeylerle bile mutlu oluyorlar.



*Abimi ve ablamı güldürürken çok mutlu oluyorum.



*Annemle alışverişe çıkıp aç gibi ne görürsek alıyorus,hatta kendimisi bitirip bide eşe dosta hediyeler alıyorus,eve gelip saçıyorus hepsini..Ouuhh..Ayaklarımısa kara sular iniyo ama o alıpta aldığımızı unuttuumus eşyaları görünce çok mutlu oluyorum.



*Bikaç garip takıntım var..Tamam tamam!..Bikaç deil birçok.. Takıntılarımı takıntılı olduum şekle getirmekten mutluluk duyuyorum. Ambalaj soyma hastalığım var mesela,su aldıımda ambalajını soyarım,sigara içen biri varsa sigara paketini dümdüz yapana kadar açarım..Ya da meyve suyu ve süt paketlerini..Lisede sıra arkadaşımın her yeni aldığı silgisinin ambalajını soyardım,Oda siyah oluyo diye kullanmas atardı ben yine yeni aldıında soyardım.Bu uğurda yalakalık yaptığımı bilirim.Batıyo bana çünkü ambalajlı şeyler.O ambalajları açınca huzura eriyorum,seratonin hormonu salgılıyorum bol bol..

Bide kuru böcekleri biriktiriyorum.Üç ağustos böceğim,bir 10cmlik çekirgem,iki arım ve iki adını bilmediğim böceğim var.. Ne işine yarıcak demeyin,mutlu oluyorum onları görünce.. Bigün kuru kelebek koleksiyonu yapabilmek ya da şu hazır kelebek koleksiyonlarına servet döküp almak en büyük hayalim..He bide çakıl taşı toplarım.Sadece beyas ve pürüssüs olanlarından.. Koleksiyonlarımla mutluyum ben elleşmeyin.. =)



*Ouuy..Bide sarılmak beny çok mutlu eder..

*Amatör fotoğrafcıyım.Sadece doğa fotoğrafları ve mimik fotoğrafları çekiyorum.Çok mutlu oluyorum fotoğraf makinasını elime bile almaktan..


*Uyku herkes gibi beni de mutlu eden faaliyetlerden biri..Fakat ben dizlerimi birbirine deydirerek yatamıyorum.Arasına yastık,yorgan bişeyler sıkıştırmam lasım.Yatakta yana dönüpte o iki kemiğimi üst üste koyabildiğimi hatırlamıyorum.Ama bacaklarımın arasına yorganımı sıkıştırıncada benden mutlusu yok.. =)



*Son olarak.. Bir erkeğin gülüşünü görmek. Hafiften böle salakca bişey gibi görünebilir ama güzel gülüşlü bir erkeğin güldüünü görmek kadar beny sapıttıran,mutlu eden bişey daa yok ya. Kızların kalbini artist saçlar ya da iri omuzlar hoplatabilir ama ben asıcık saf mıyımdır nedir sadece güsel bi gülüş kalbimi çarptırıyo.. =) +18 işareti fln koymak lasım mıydı acaba buna =))



Pilli_cadım teşekkür ederim kusucum,mutluluklarımı hatırlatıp mutlu ettin beny ;)

14 Aralık 2008 Pazar

Hissediyorum öyleyse varım =)

Hayat insana ne tuhaf şeyler hissettiriyo..Genelde kokulardan doğan hislerden dolayı aptallaşırım,garipleşirim hatta basen çaarıştırdığı konuya istinaden aalarım bile...Bi kokuyu duyduumda yıllar önceki aynı kokuyu kullanan kişiyi hatırlayabilirim.Ya da kokusu kötü diye hiç aasıma sürmeden nefret ettiğim yemekler vardır.Ama dün ilk defa çok batılımsı hatta paranoyakca bi duyguya kapıldım.. Çok fazla yabancı dizi ve film izlemenin yan etkisini yaşıyorum bolca hayatımda.. Ve basen abartıp dizilerdeki karakterlere bensetiyorum falan sokaktaki yurdum insanını.Kınamayın,çocuunus benim gibi tuhaf olur bak.. =)



Şimdi efenim yazının bu kısmını yazıp yazıp sildim.Çünkü çizim olmadan anlatamadığımı hissettim.Oturdum çisdim bende..Resalet yaa..Hemde paintte =))
Yeşil noktadan başlıyor labirentimis.. Neden yeşil? Mutlu ve herşeyden habersisce geçiyoduk çünkü yoldan.. Burası bostancı.. Burgerı gördük,hady girelim yiyelim dedik.. Sonra bi baktık ki burger sapağını geçmişis..Bunu farkettiğimis anda da işte kırmızı noktadaydık.. Sola dönüp kolayca bi U çizip yolumusa çıkıcak ve sapağı yakalıcaktık.. Bayram dönüşü olduundan dolayı hafiften trafik vardı.Birde ara yolların iki tarafına park yapılmış olmasından dolayı iyice emekleyerek ilerledik..Velhasıl paralel yola çıktık..İlk dönüştende aşağıya döndük. Mor renk ruhsal bosukluu temsil ettiği için,yaptığımıs ikinci yanlışıda o renkle noktaladım. Yola girip ilerleyince anladık ki o yolun diğer yola geçişi yokmuş..Şaşırdık,bu yüzden sarı =) Sonra yine aynı yola dönmek zorunda kaldık ve o yönde tek yönlüydü,yani yine yukarıya postaladı bizi.. İki kere geçtiğimiz için o yerleri kalın siyahla çisdim.. En sonunda paralel yolumusa yeniden çıkıp,ilk deil ikinci sola döndük ve mutlu son.. =)
İşte tam bunlar yaşanırken Gwyneth PALTROW'un yıllar önceki filmi 'Raslantının Böylesi' geldi aklıma.. Metroya yetişebilen ve metroyu kaçıran olmak üzere,aynı kadına ait iki farklı hayatı anlatıyordu. Düşündümki.. Benimde sapağı kaçıran ve kaçırmayan yaşamım olsaydı ne olurdu.. Yaklaşık bir saat geçirdik çünkü o labirentte. Hayatımda her yere bir saat geç ulaşmamı,görüceem,tanışıcaam insanları ve pek çok şeyi deiştirdim belky hayatımda.Sadece bi sapak kaçırdık.Ama aslında neleri kaçırdığımı ya da belky bu sayede neleri kazandığımı hiçbi zaman bilemicem =) Kader ne kadar garip.. Hayatlarımısı düsenleyen ve basende birbirimisin hayatlarına deymemisi saalayan o üstün güce inanmamak ne aptalca..


En küçük çocuksanıs..


Bi kere,daha gerçekten küçük olduunus dönemlerden garip lakablara layık görülürsünüs.Bana karaböcek derlerdi.Kıl olur muydum,hayır.Ama şimdi şimdi garip bi lakap olduunu ayrımsıyorum. Zaten doomuşum yedi aylık,küçücük bişeyim.Artık ne derece sinir bozmuşsam ezme ihtiyacı hissediyolarmış heralde =)


Lakapların belky geride kalır ama sen hiç gözlerinde büyümessin.Bişeyleri başarabileceğine dair olan inançları yüksek olsa bile aslında hep 'yardım edilesi' konumundasın onların nezdinde..Bi süre sora artık sanada daral gelir bu durumdan,bişeyleri kanıtlamaktan pes eder oturursun köşende..


Abin-ablan tarafından oyunlarına dahil edilmessin.'Sen anlamazsın' lafını bolca duyduğun olur.


Küçükler konuşmaz ya büyüklerin yanında..Kardeşlerde neslin devamını saalamadıkları için yiğen torun torba yoktur.Ailenin en küçüğü gene sensin.İstediin kadar büyü.. Söz benim olmadıktan sora,su benimmiş neyime yarasın..


En sinirini bozan şey şu olur.. Özellikle ergenlik çağında,daha üniversite için fln evden çıkmamışsan,hala eş dostla muhattabsındır.. Seni her altı ayda bir gören şok geçirir.Amanda ne kadar büyümüşsündee.. Ne kadar uzamışsın yarebbimm..Amanda ne güzelleşmişsiin ( Aslında güselleşme fln yoktur,tamamen ergenliğin getirdiği kamçı kuyruk denen embesil tipinden sıyrılmışsındır)..


Hemcinsin olan büyük bi kardeşin varsa evde.. İster istemes onunla karşılaştırılırsın.Her yaptığın onun yaptığı yanlışla örneklendirilir.He bak ablanda böyle dikkafalıydı,gördü noldu(her nolmuşsa artık)..


Daha ufacıkken,hemcins büyüünü kıskandığın sanılıp,ya bu ablasındanda güsel olucak puu maşallah durumları ifrit eder seny..


Birine 'Bi abim bi ablam var' dediğin zaman,ailenin küçüğü olmandan dolayı şımarık olduğunu düşünür en önce karşındaki..


Eğer yaşında küçükse ablan abin arkadaşlarıyla fink atarken seni evde bırakırlar..Sevimliliklerimi gösterirken iyiydi,niye şimdi yanınısda gelemiyorum? =)


Daha doğmadan kardeşleri tarafından sevilmeyen tek çocuk sensindir..


Kendi çocukluklarını kendileri hatırlamayıp senin çocukluğunu bildikleri için bütün rezaletin ezberlerindedir.Her an şantaj olarak kullanabilirler.. =) Yazık sana be!


Tabiki iyi yönleride var küçük olmanın..Büyüklerinin yaptığı hiçbir hatayı yapmazsın.Bana göre her saman ailenin en doğru hayata sahip insanı en küçüğü olur. Onların ergenlikte yaptığı hataların ebeveynleri nasıl üzdüğünü görüp,tekrarlamazsın aynılarını.. Hayatlarına dair yaptıkları seçimleri görüp sen daha temkinli olursun her konuda.. Ve ebeveynler ister istemes deneme tahtası olarak ilk çocuğu zor büyütmüşlerdir,sen daha refah ve doğru şekilde büyütülen insan olduğundan mutlu bir çocukluk dönemine sahipsindir. Abin ablan her zaman annen-baban gibi desteklerler seny.Yardıma ihtiyacın olduunda 2 kişiden fazlası vardır,yardım etmek için can atan. Dahada bunun gibi pek çok iyi yönünü sayarım.Zaten çok şükür saydığım kötü yönlerin hepsine ben sahip deilim,bir kısmı gözlemlerime dayalı.. =)

11 Aralık 2008 Perşembe

..Hikaye.. Ve şimdi yeniden


Ayşe mi?Aysel mi? Ayşe mi dedi Aysel mi.. Telefon kulübesinin cızırtılı telefonundan duyduğu ismi hatırlamaya çalışıyordu.Elindeki buruşmuş kağıda baktı.Adres doğruydu.İsmi de doğru almış olmalıydı.Ayşe ÇAKIRLI.. Fakat zillerdeki tek bayan ismi Ayseldi.Ayakkabısına giren karlar erimeye başlamıştı.Kar suyu onu üşütmekten çok sinirini bozuyordu.Daha fazla beklemeden bastı.3 katlı apartmanın para kokan görüntüsüne yakışır bir bayan sesi

'Buyrun?Kimsiniz?' dedi.

Ömer,bu soru dolu sesle daha da gerildi.'Be..Ben Ayşe Çakırlı isminde bi bayan aramıştım..' dedi.

'Yanlış zile bastınız öyleyse küçük bey.Karşı zillerden 5.dairede bulabilirsiniz Ayşe Hanımı '

'Peki,teşekkür ederim.' Dııd!..

Derin bir nefes aldı Ömer,yanlış kapıya gelmemiş olmanın sevinciyle.Çünkü o paraya herkesten çok ihtiyacı vardı ve zengin insanları iyi bilirdi.Bir gün bile gecikse harcayacak bir yer bulurlardı,Ömerin bir aya sığdırmaya çalıştığını.. Hemen karşı zilleri buldu.Apartman kapısının solundaydılar.Ayşe ÇAKIRLI ismini görünce söyleyeceklerinin provasını bile yapmadan bastı zile.

Ayşe hanım tiz ve kibar sesliydi.. 'Buyrun?'

'Ben Ömer.. Ömer Burçak..Siiz..'

'Tamam,tanıdım Ömercim gel içeri..'

Ağır demir kapıyı güçsüz parmaklarıyla itti.Aksiliklerle dolu başlayan sabahının öyle devam etmeyecek olmasının müjdecisiydi o ses.2.kata bastı.Asansörü üç yanı da yerlere kadar aynalıydı.Bir süre öncesine kadar böyle asansörlere ne kadarda yakıştığını hatırladı Ömer.Şimdiyse fazlalık gibiydi o asansörde,yüzüne bakan aynaların yansıttığı suret sayesinde..Ürkek adımlarla kapıya yürürken,kapı açıldı.Hoş giyimli bir bayan gülümsedi Ömere.Diğerlerindeki gibi acımayla karışık değildi bu gülümseme.Duru ve doğaldı..

Ömerin kekelemesine müsade etmeden..'Buyur yavrum,gir içeri.Üşümüşsün bak kızarmış her yanın.Gelde sıcak çorbamdan iç.'

Ömer,delik çoraplarından dolayı büzdüğü parmaklarından ve birazda utangaçlığından dolayı yavaş yavaş ilerledi salona.Kadife uzun kırmızı perdeler geçmişini hatırlattı.Manzarayı kaçırmayacağı bir koltuğa çöktü Ömer.Ayşe hanım sanki çoraplarını görmüyormuş gibi ayaklarına göre ortaladı cam sehbayı önünde.Kibar bi bayandı belliki..

Daha sonraki bir saat çok güzel geçti Ömer için.Şen gülümsemesinden Ayşe hanım içinde öyle olduğu belliydi.Çorbalarını içtiler,bol bol sohbet ettiler.Genelde Ayşe hanımı konuşturmaya özen gösterdi Ömer.Ağzından ters bir laf çıksın istemiyordu.Yinede üyesi olduğu eğitim derneğinden ve nasıl ona her ay para verecek bir yer bulduklarından söz etti.Daha önce geldiği evleri düşündü,duraksadıkca.Yok,yok.. Bu kadar iyi karşılanmamıştı hiçbirinde.Kapıdan zarf verip yollayan bile olmuştu.Gururunun incinişini hatırladı Ömer..

'Hayırdır yavrum,daldın yine?'

'Yoo..Yok efendim,evinize bakıyordum öyle..Çok güzelmiş.'

Ayşe hanım birşey hatırlamış gibi yerinden kalktı,içeri gitti.Ömer,döndüğünde artık kalkması gerektiğini düşündü..

'Ben müsadenizi istiyim efendim.Ancak dönerim kar bastırmadan.'

Ayşe hanım bir çanta uzattı.Hepsi gibi naif ve çekingendi bu hareketi de.Ömer utandı,teşekkür etti ve aldı çantayı.Kapıya yöneldi..

'Bakmayacak mısın içine?'

'...'

'Hadi çekinme yavrum'

İçindekileri ne kadar çok merak ettiğini O da gayet iyi biliyordu.Çantayı şöyle bir araladı..Bir çift ayakkabı,çorap,gazeteye sarılı birkaç yiyecek ve tabiki zarf..

'Ayakkabını şimdi giymeni isterim,memnun edersin beni.'

Ayakkabısını çıkardı kapıya koydu.Tadına varır bir yavaşlıkla giydi.Ne kadar mutlu olduğunu belli etmeye utandı..Sadece gülümsedi ve sönük sesle 'Sağolun' diyebildi.

'Bundan sonra her ay bugün buraya geliyorsun,oldu mu?'

İçinde yankılandı cümle..Tekrar,tekrar..

'Tabi efendim,nası isterseniz' dedi.

Devamlı bir yer bulmuştu artık.Dünyalar onun oldu sanki.Asansöre binip aşağıya indiği süreci hatırlayamadı.Demir kapıyı kendine doğru çekti.Önceki kadar ağır değildi demir kapı şimdi...
.....
[Bu hikayeyi,üniversite birinci sınıftayken yazmıştım.Siyasi yazı yazmamızı istediğini açıkca söyleyemeyen bir hocam,hepimizden birşeyler yazıp vermemizi istemişti.Bende inadıma istediğini yazmamıştım.Okumadığına bahse girebilirim =) Umarım beenmişsinizdir..]

7 Aralık 2008 Pazar

Yanındayım Belözoğlu!

Fenerbahçe-Denizlispor maçı öncesi..Denizli havaalanında,kendini bilmezin biri Emre Belözoğluna 'Fenere yakışmıyorsun,defol git!' diye baarmış.. Zamanında gaseteler Küçük Maradona diye başlıklar atmayı iyi biliyordu.Ne zamanki menisküs yırtıklarından dolayı sakatlıkları çoğaldı..Zamanında galatasaraylı olduu halde fenerbahçeye geçti..Emreden kötüsü yoktu artık..Ki okuduuma göre,Fener teklif sunduunda Galatasarayı arayıp haber vermiş,daha iyi bir teklif yapamamış galatasaray..Mecbur kalmış.Çocuk bas bas baarıyordu saten Türkiyeye dönmek istiyorum diye.Daha ne yapması lasımdı acaba?.. Bide geldy fenere hep sakatlıklar onu buldu.Denizli maçına kadar oynayamadı dooru düzgün.Aslında o hala mükemmel futbolcu..Kusum benim..


O herifin havaalanında söyledikleri Emreyi çok üsmüş,yüsü düşmüş.Gasetede gördüm kıyamadım hiç.Neyseki o mal fenerliye harika kapak oldu,maça alındıktan 2 dk sonra gol attı Emre =)


...Ve şimdi haberler... Fener taraftarı olmaya layık olmayan taraftar,fenere layık görmediği oyuncu tarafından g.t edildi =))


Keşke ben o şehirdeyken gelseydin be Emre.. Bu koca şehirde seny görmek çok zor =(

1 Aralık 2008 Pazartesi

Araştırma sonucu..Sekizinciyiz..


İngiliz The Sunday Times gazetesi bir araştırma yapmış.Araştırılıcak başka bişey kalmadığı için sanırım,tek gecelik ilişkilerin ülkeler arası sıralamasını yapmışlar.Bakınıs efenim bunu yaparken nası bi yol islenmiş..48 ülkeden 14bin yetişkin katılmış.Bu güne kadar kaç kişiyle birlikte oldukları,kaç defa bir gecelik ilişki yaşadıkları,önümüsdeki 5 yıl içerisinde kaç kişiyle beraber olmayı umdukları ve kısa süreli ilişkilere nasıl baktıkları sorulmuş.İngiltere 1. olmuş,biz İtalya,Yunanistan,İspanya gibi ülkeleri geride bırakarak 8. olmuşus.


Bi kere Türk insanı abartı sever kardeşim,neye göre dediğinin gerçeklik payını ölçüceksinky.Daha okurken dedimki hiç sallamamış olsalar,gelecek 5 yılda umdukları ilişkiyi abartmıştır bisimkiler =) Umulucak bi durum mu bu ya? Ummaya göre araştırma mı yapılır..Ki bu araştırmanın gereksizliğine deyinmiyorum bile..Bide Profesör David bla bla,eskiden tek gecelik ilişkilerde çifte standart vardı.Araştırmanın sonuçları öyle gösteriyor ki bazı tabular artık yıkılmışa benziyor demiş.Paşama bak sen.Senelerce böyle lüsumsus konularda sapırdayabilmek için okudu sanky mal.


Tek gecelik ilişki araştırması sonucu bana göre sadakatsizliğinde oranıdır.Tabuları yıkıcam,ileri görüşlü olucam diyede böyle saçma bi araştırmanın sonucunda ilk 10a girmemise sevinemicem..


Nelere alet oluyorus bi bakın.Proje içinde yer alan ama bilmediğimis hiçkimseyi saymasak..Bu haberi aldıım sitedeki yorum yapan 14 kişi..14bin anket sorusu yöneltilen adamdan 14000/48..291 kişisi Türk diyelim..Bu haberin aldıım sayfaya gelene kadarki alet olan hiçbi Türkünü saymıyorum,sadece o sayfaya yazanı..Bide kendimi saysam..Hiç alet olmadı desen toplam 307 Türk bu saçma projenin parçası olmuş muyus =) Te allam.. Bide haberi okurken kendi kendime saçmaladıım şeye güldüm..Diyorumky 'Ulan Teoman gibi 50 adam çaarsalar birinci bile olurmuşus' =)) Milleti yerden yere vurucam güya,dönde bi kendine bak önce...Büttürük seny..

27 Kasım 2008 Perşembe

..Hikaye.. Madalyonun Ikı Yüzü





Kürsüye çağırılmışım.Bi anlık duyduumu algılayamadım.'Ya keşke ahlaki deilde bilimsel falan bi konuşma olsaydı ouff..' dedim içimden.Her zamanki bezgin düşüncemdi bu.Terimi sildim o ince bitmek bilmeyen yolun sonunda..Yok siz yanlış anladınıs öyle çok bi makam sahibi deilim.Ama dinlenirim,böyle önemly günlerde adım hep başta yer alır.Saolsunlar..

Tek adımla çıkılabilecek kürsüye üç basamak merdiven iliştirmişler..Bak bu streste gülesim geldi.. Yılların hanımefendisi edamla narince çıktım basamakları.Tecrübeli olsamda bastıramadığım heyecanımı,boğazımı temizleyerek azalttım.Klasik konuşma başlangıcı hareketlerim..Elimle yakama bir iki rötüş..Kürsü arkasında kalan bacaklarımı usulca yanyana çekişim..Ak saçımdan topuzuma kadar solgun ellerimle bi dokunuş..Iı-ımm..

'Beni bilirsiniz.Hep böyleyim,bağışlayın.Sizlerin ilgisine layık olur muyum düşüncesi her defa ilk seferki kadar heyecanlandırıyor beni.Öncelikle hepiniz böyle zorlu bir şehirden,bu denli yoğun işlerinizden zaman ayırıpta geldiniz,hoşgeldiniz.'



Alkışlar..Hep ilk alkışlar en coşkulu olanlarıdır..Acaba son cümleyi çok mu uzattım ouf..



'Bugün hepimiz adına mutluluk dolu birgün.Küçük yavrularımızı güzel olan imkanlarından,çok daha güzellerine taşıyoruz.Her bir tuğlasında emeklerimiz,çabalarımız yatıyor.Bunun bir parçası olmak beni öylesine mutlu ediyorki,anlatamam.Nasıl ki zorluklarını,imkansızlıklarını birlikte aştıksa,bugün burada açılış törenimizle bu hakettiğimiz coşkuyu da beraber paylaşıcaz..(Alkışlar...) Sözü fazla uzatmadan açılış kurdelemizi kesmek üzere belediye başkanımız Ahmet Derin'i huzurlarınıza davet ediyorum.' (Daha sönükleri..)


...


Taksiden dışarı bakıyorum.Şehrin ışıkları yanmış bile..Ağaçlarla bir olup gölgelerini oynatıyorlar yüzümde.Hep öyle gölgede kalsam..Ouff..Bugün..Bugün o küçücük çocukların bana sevgi dolu bakışları..İnsanların boynu eğik teşekkürleri..Daha bir derine saplanıyor bunlarla,kalbimdeki bıçaklar..Yıllar yıllar oldu..Hiç mi değişmezsin? Hala heyecanından sanıyor insanlar terlemeni..Kekelemeni..Yapma kadın!Kendine bari bu kadar acımasız olma.Biri çıkıp gerçekleri öğrenicek,haykırıcak diye aklın gidiyor.Bütün kandırdığın o insanlar..Kişisel harcamalarına alet ettiğin o vakıf bağışları..Hele o çocuklar..Ouuff..En sonunda onlarıda mı katıcaktın bu dalaverelerine..Ne yaptılar sana? Hangisi ne yaptı ki zaten..Hepsini ben kendime yaptım.Her mutlu sonda onlar istediklerine ulaştılar.Ben kirlendiğimle kaldım..Daha çok kirlendiğimle!.Bi yerlerde mümkündü iyi biri kalmak.Şimdi kimliklerini bile hatırlamadığım insanlarla dolu olaylardan birinde..Belki ilki bile deil..Herhangi birinde..Düzelmek mümkündü..



Başlayınca yanlışa öyle gelmiyor ki..Her biri sanki en sonuncu..Doğruya yönelmenden bi önceki sanki..Ama öyle deil..Kirlenmemek mümkündü..Değişmemek..Diğerlerini örnek alıp iyi olanları da beraberimde kirletmemek..Birilerinin dahada paklandığı olaylarda benimde kirlerimi arıtmam..Mümkündü.



Ama o şansı çoktan kaybettim ben...


Şu eğitim sistemi çok canımı sıkıyor.Kimse istediği yerde değil,kimse sevdii işi yapmıyor.Bu ülkeye faydalı olmak istiyorum diye sessiz çığlıklar atan işte benym..Bi arkadaşım özel bi ünide bilgisayar mühendisliği ikinci sınıftan terkmiş..Yeni öörendim.Adaletsizliğe bak!Adamı özel okula yolluyorlar..Beleş..Hiçbi enerji sarfetmeden..Sadece oku diyorlar..Ona raamen onu bile eline yüzüne bulaştırıyor.Bu zengin çocukları neden genelde böyle karaktersis ve boş beleş adamlar oluyorlar acaba?

Öyle canım sıkıldıki anlatamam.Össde bikaç matematik yapamayınca teknikerliğe layık görülüyosun.Oysa mühendislik okuyanların çounuda biliyorum.İsteksis..Öylesine..Nesin?Mühendisim.He tamam!. Nolur şu dgsyi kazanmak,garanti olabilicek kadar basit olsa..80 sorudan 70 küsür net istenmese..Atsalar beny mühendisliğe,tüm mühendislik okuyorum diye geçinenlere haddini bildirsem.Derdim;para,pul,makam deil.Sadece okumak istiyorum.Biliyorum ki okursam hakkıyla okucam.

İnsanın ne okuduu deildir onu bir yerlere getiren.Abimin bi lafı var;önemly olan ne okuduun deil,karşına gelen fırsaları nasıl deerlendirdiin.Dooru..Ama bir sürü yarım akıllı insan mühendislik okurken,okula zorla giderken..Amacı bişey örenmek deil diploma alıp iyi işte çalışmak olurken.. Ben böyle okul aşkıyla yanıp tutuşurken.. Adaletsizlik beny kamçılıyor..


Bide böle tipler gidip facebookta saçma salak gruplar açıyorlar,'ömür uzun bir tatil..okul gençliği öldüren bir katil' diye.Vayy embesil gençlik vay.Sonra bide utanmadan,okumayı herşeyin üstünde tutan Atatürkü sevdiklerini söylüyorlar.Ya da ülkelerine çok faydalılarmış gibi ülkücü oluyorlar..Ne işe yaradıklarını bilmedikleri partileri,sadece aileleri tutuyor diye tutucaklarına önce ülkesi için,hatta onuda geçtim kendisi için okuduu okulu adam gibi hakkıyla bitirsin.Kimsenin derdi öğrenmek deil,kısa yoldan bol paralı yaşamak.Böyle tek derdimis kıçımısı kurtarmak oldukçada daha çok aç susus parasıs kıtlıkla savaşla yaşarız..

Bugün bi arkadaşıma bahsederken hatırlayıp yıllar önce koparak okuduum penguendeki Yiğit Özgür köşesini tekrar kahkahalarla okudum..Siz de beenirsinis eminim =)













20 Kasım 2008 Perşembe

Acizlik


Bloomun pek çok yerinden farketmiş olabilirsinis,acizliklerden nefret ederim.Başkasının acizlii beny baalamas,en çok kendi acizliklerime kılım.

Kendimi yerden yere vuruyorum yinede 'bana mıyım' demiyorum =)) Şu yaşında hala karanlıktan korkar mı bi insan yaa..Gündüs diyorumky bu gece gece lambasını kapatıp uucam,yok aby gene kapatamıyorum.Diyorum iice sıziimde öle kalkıp kapatırım uykulu..Ohoo..Başımı yastığa koyunca uyuyorum saten =) Sabah kalkınca sövüyorum kendime ama kısır döngü haline geldy artık,uuyamıyorum lambasıs..

Köpeklerden korkuyorum.Ama korkmak kelimesi sanky benim korkuma yeterli deil..Kocaman yolda köpek benden deil diğer taraftan dooru yürüyor yinede kendimi kaybediyorum,yanımdakinin -ki genelde annem oluyo bu kişi- kollarını paralıyorum.Zavallı kadının morarıyo kolu saten minicik bişey kendisi =) Ona raamen köpekten tarafa geçip koruyo beny..Rezalet yaa..Bide aile içinde belly bi karismamıs vardır,abim yoksa bisim hatunları ben korurum erkeklerden.Otobüslerde annemi ablamı yönlendiriyorum adamların görüş ve el ayak alanına girmesinler diye.Pis pis bakarım bakan ya da lafımısı dinleyen bi tip varsa..Ama kıç kadar köpekten -bırak onları- kendimi bile koruyamıyorum =) Tek başıma olunca yolu uzatma pahasınada olsa deişik yerlere dalarım köpek görünce,ama yanımdaki eer annem deilse sinir oluyo bana ya yürü nolucak diyo,bende biliyorum bişey olmıcak ama korkuyorum işte.Ben bu huyuma sinir olurken başkalarınında sinirlenmesi yada bişey demesi çok üsüyo beny =( İsteyerek yapmıyorum ky =(


Sonra bide hava kararınca,karanlık fobimdende gelen bişey olsa gerek,erkeklerden korkuyorum.Yanlarından bile geçerken son anda bi manevrayla bişey yapıcaklar diye yumruumu sıkıyorum hasırlanıyorum kavgaya güya kendimce.Kimi,nasıl dövüceksem..En son lisede bi çocuu tokatladım yanaamı sıktırıp sıktırıp gidiyo diye..Tüm aciton olayımda odur..Yinede dövücek kadar güçlü olmadıımı bilsemde belky gösüne yumruk ya da münasip yerine tekme geçiririm diye hazır bulunduruyorum kendimi.Hava karardıysa bütün erkekler bana düşman.Sanky adamın işi gücü yok sokaktaki tek kıs benim bana saldırıcak.Hayır yany mazallah bi tanesinin başı fln kaşınsa ben yanından geçerken,saldırıcak sanıp girişicem bigün =)


Bide..Son aklıma gelen acizliim.Kavga eden insanlardan korkmak.Geçen gün karaköyde tatlı yiyelim dedy abim.Dedimki ben çok seemem tatlı.(güllaç,profiterol,künefe,burma hastasıyım çaktırmıyorum) Boşu boşuna girmeyelim abicim,sora geliris tatlı içinde..Bi bakalım gel belky seviceen bişe vardır dedi.Girdik..Bi kadın iki katı boyunda adama baarıyo.Baarmıyo çığırıyo resmenn..Kadın aynı küçükken yuvarladıımıs top böceklerine bensiyodu.Şişman ve minicikti.Teysenin şöle bi boynuna dokunsan katlanıp yuvarlanarak gidicek sanky pastaneden =) Nese..Şimdi böle sevimli betimlememe bakmayın aşırı korktum.Benim ne alakam var olayla ne bişey.Bir sürü insan var,teyseye yakın bile deilim..Yinede çok korkuyorum baaran kavga eden insanlardan.Abimde biliyorum seemes böle saçmalamalarımı,hady abicim gidelim benim tatlımdan yokmuş burda dedim =) Yasık kusucumda bişe demedi çıktık hemen..


Aciz olmaktan daa kötü tek bişey vardır.Senin zaten rahatsızlık duyduun acizliini bi insanın suistimar ederek kendini o konuda yüceltmesi,sana salak gösüyle bakması..


Dikkat aciz var! ;)

19 Kasım 2008 Çarşamba

Canım Ülkemin Olmayan Krizinin Korkusu


Küçüktüm ben daha,bi misafirlikteydik.Devalüasyon oldu diye telefon açmıştı babam anneme.Babamla annemin konuştuu dönemler varmış yany ne kadar yabancı geliyo şimdy böle bi cümle kurmak =) Nese.. Kriz geldy canım ülkeme..İnsanlar parasız kaldılar,borçlarını ödeyemediler..Paramız deer kaybetty,dolar deli gibi fırladı,adam bir ay önce aldığı borcu belky beş-altı katı olarak ödemek zorunda kaldı..


En zenginide dahil hepimisi etkiledi bu durum..Fakat atlattık krizi.Kafamısa sokamadıımıs gerçekte bu.Şimdy bir kısmımıs devamlı kredi çekip borç ödeyip sonra tekrar kredi çekerek o bankaya olan borcunu başka bankaya kaydırsada..Geçti kriz..


Ama bu döngüyü bu şekilde kris korkusuyla döndüremeyis.İnsanlar aman krisdeyis aman kris gelicek diye ellerindeki nakitle işlem yapmıyorlar.Satış her şirkette var ama o satışlar paraya dönemiyo,insanlar ödeme yapmadığı için.Akıllı olup borç kapatıp borçlarımızı almak lasım.. Burdan konuşmak ne işime yarıcak bilmemde yinede dertlendim ülkemin haline kendi kendime =) Kızılderililerle beyazların bi olayı vardır ya;kızılderililer hava tahminini iyi yapar diye onlara güvenip beyazlar bu kış souk geçicek demiş odun kırmaya başlamışlar.Kızılderililerde ye bu beyazlar akıllı adamdır bu kış souk geçicek demekky odun kestiklerine göre diyip onlarda beyazlara güvenmiş..Herkesin dilinde bi kriz sösü varda,kris falan olduu yok.Korkma canım ülkem ben seny korurumm =)

13 Kasım 2008 Perşembe

Mim kadar başınısa taş düşsün =))

Mim mimik ecük bücük... Paradise saolsun bizi iplemiş,mimlemiş =)
Seviyorum arkadaşım seny..

Sanki her yaptığımız şeyden önce gerisini ilerisini çok düşünen bir milletmişiz gibi oturup neden blog yazdıımızı anlatıyoruz.Evet,yazmaya bayılıyorum.Evet,köşe yazarlığı gibi bir işim olsa dünyanın en mutlu insanı ben olurdum.Ve evet,yazınca rahatlıyorum..Ama bunların hiçbirini düşünerek başlamadım ben yazmaya..
Çok fazla kafamda yorum getirdiğim olaylar vardı.Kimsenin bu zamana kadar yorum getirmediini düşündüüm..Örnek;ilk yazım Yabancı diziler.. Böyle bir konuya bu şekilde bakabilen birini görmedim.Ve daha bunun gibi pek çok konuda yorum birikmişti içimde.Kim uuraşır oturup düşünür bunları izle geç diyebilirsiniz ama yaşadıım hiçbirşeyi üstünkörü yaşamam.Bunları yazarım,paylaşırım ve belki benim gibi düşünen beni anlayabilecek arkadaşlara sahip olurum diye yazmaya başladım bloğumu..

Hiç artistlik yapmayacağım bir konu daha var..Beni okuyanlar,yorum yapanlar hatta takip etmeyipte bir defaya mahsus gelenler bile beni bir çocuk gibi mutlu ediyor.Dilber hala gibi;ben yazarım okuyan okur beğenmeyen bırakır kaçar demiyorum =) Ayy bi kişi daha yorum yapmış,ayy yeni biri bloguma gelmiş diye öyle çok mutlu oluyorum ky..Siz okuyanların varlığı blog yazmanın en güsel yanı..Teşekkür ederim Paradise =)


Bende bitanem,canım,kuzum,aşkım ablamı mimliyorum..Şev LaL elim sende ;)


Sanırım az biras hiperaktif bi insanım.Okul yıllarımda yerimde hiç durmazdım.Şu günlerde de çok boşum,ne kadar hareket etmek istesemde evin içinde oluyorum.Çünkü feci bir yokuşumuz var insem çıkamam.O yüzden arabasız yani abimsiz adım atmıyorum dışarı..

Fakat bu hareket edememe konusu beynimi çalıştırmak zorunda hissetmeme yol açıyor.Ve zaten yalnızlıktan dolayı devamlı kendimle muhattabım.Devamlı düşünüyorum..


Seçici algılama neden meydana geliyor?Bildiklerimiz beynimizi nasıl bu kadar seçici kılabiliyor? Dinimizde yanımızda olan kişi hakkında iyi bahsetmek neden haram? Emme ağlama gibi reaksiyonlar anne karnındaki bebekte nasıl oluşur? Gerçekte beden hareketsizken rüyada nasıl gerçek hissini hissedebilir beyin? Neden bazen bulanık gözle görürüz rüyaları? Rüyama nasıl hükmedebiliyorum?Kramp nasıl meydana gelebiliyor? Kramp girdiğinde o bölgeden kıl koparmamız kasları nasıl harekete geçiriyorda kramp geçiyor? Vücutta hangi kemikler esnekte boyumuz uzayabiliyor? Neden beynimizi çalıştırırken kafamız kaşınır? gibiii..bir dizi soruyu her gün düşünüyorum..Kimisini mantığıma oturtabiliyorum,kimi sorularıysa senelerdir cevaplayamıyorum..


Bugün akşam Dr.House dizisini izlerken,bir konuya açıklık getiremediklerini farkettim.Ve hala onu düşünüyorum.Yukarıdakiler gibi yapmıcam.Güzelce sorumu açıklıcam,yorum getiricem ve sizden de yorum beklicem..


Halüsinasyon;bilindiği gibi,gerçekte var olmayan objeleri görme,işitme,kokusunu alma,dokunabilme gibi duyu verileri tarafından yanlış ama gerçekmiş gibi algılanmaya denir.Benim tanımım,organlara beynimizin hükmetmesiyle oluşan yanlış algılar.Aynı kapı ikiside..Kabusun tanımı ise;çoğu kez bunaltıcı ve boğucu duygular sonucunda gelişen, son derece sıkıntı verici düş.. Sorum şu..Halisünasyon rüya halindeykende görülebilen bir durum,ikisi birbirinden nasıl ayrılır? Hangisi beynin ne tarafını baskılar? Çünkü beynin farklı bölmelerine hitap etmesi gerekir farklı şeyler olması için..Ben çıkamadım işin içinden..


Bu arada;eğer sizi çok sıkmış olmazsam iki bilim konusu daha var sıkıntı yaşadığım.Onlarıda bir başka yazımda sormak isterim..


(Bu yazım;Dr.House m.d 2.sezon 23.bölümden esinlenilmiştir)

11 Kasım 2008 Salı

Bazen Kader Sırıtır =)


Birkaç ay önce,üniversite bitimi pıl pırt toplayıp Kütahyaya döndüümde,hangi şehire taşınsak diye düşünüldü.Ablam o şehirde evlenicek,ben o şehirde dgsye hazırlanıcam,aman her isteğimize cvp verebilsin,aman denizi olan bir şehir olsun diye düşünürlerken...Ben düşünmüyodum çünkü sadece Denizlide olmak istedim hep.Ki hala ruhumun bi kısmı orda eminim..Velhasıl Bursa olsun,hem İstanbula yakın,tüm sülaleylede istediğimizde görüşülür dediler..Bir sürü iş başvurusu yaptık hepimis..Olmadı..Şimdi nasıl bir ouh çekiyorum anlatamam.

Bugün döndüm İstanbula,üç gündür Bursadaydım..Nefret ettim şehirden..Neresini seviyorlar hiç anlamadım.Basık bungun hava,donuk insanlar..Deniz olan şehirlerdeki gibi yumuşak bi esinti yalamıyor insanların yüzlerini..Bir sürü semtini gesdim,bir hayat belirtisi olan insana rastlamadım..


Küçüklüümde gitmiştim devamlı havaya mı bakıyodum ne iyi izlenim bırakmıştı bende.Yoksa öyle bir şehire taşınmak için iş başvurusu yapar bide çıkmayınca şansıma tükürür müydüm? Ouyy şansım şansım..Ne şanslıymışıs meer..Topraanı avuçlayıp öpseydim İstanbula adım atınca,abes mi olurdu acaba? =)

(Bu arada Dürdanemde hemen karşıladı beni gece gece takunyasıyla yürüyo tepemde..)

9 Kasım 2008 Pazar

Ufacığısken.....


Kendimi cık-cık'layan babanneler gibi hissediyorum. Şu yaşımda bile aasım açık dinliyorum çocukları.O kadar kıymet bilmes o kadar saygısıslar ki..


Merve ablam,ingilizce öretmeni.Akşamları gelip bise çocukları anlatıyor.Öyle çok şaşırıyorum ky..Eskiden jenerasyon farklılıkları üç beş nesilde bir olurmuş.Şimdi nerdeyse iki senede bir başka bi tip jenerasyon douyor.Aileler çocuk yetiştirmeyi bilmiyorlar,orası kesin! Çocuklarda bulmuyorum ben suçu.Dört dörtlük bir hayat sunmaya çalışıp her istediini alıyorlar 'Aman benim olmadı yavrumun olsun' mantığıyla,sonra çocuk hiçbişeyden mutlu olmuyor.Ezilerek büyüyen hatta bu sayede olgunlaşan ebeveynler,'Aman ben ezildim sen ezilme' diyip hakkını savunmayı öretiyorlar çocuklara.Ama yanlış şekilde..Saygısız oluyor çocuklar.Paramı verdim oturmak hakkım diyip yer vermiyorlar otobüslerde..O ince çizgiyi kaçırıyorlar ebeveynler öğretirken..


Biz ufakken marşmelov,kavut(leblebi tozu),hazine sandığı.. en mutlu olduumus şeylerdi.Kavut aasımısdayken Yusuf demeye çalışırdık =) Tadı çirkin(yanlışlıkla yerdim çünkü) ince uzun yaalı bi kağıtta olurdu kavut.Boasımısa kaçar ölümlerden dönerdik =) Hazine sandıından kıytırık bi sakızla minik hediyeler çıkardı.Sandık şeklinde,kaıttandı..Minicik renkli kolonyalar vardı,hatırlarmısınıs bilmem.Kokulu silgilerimis vardı.Hala aklıma getirince burnumda biter kokusu..Günlük harçlıklarımıs vardı..Tutumluluk yapar biriktirirsen bazı günler daha kıyak yerdin kantinden..Kasetler vardı..Kayıtlar yapardık,djlik yapardık hatta daa çok saçmalardık..Aterimis vardı;galaksi oynardık,uyduruk grafiklerden bisiklet,araba,koşu yarışları vardı,tabancasıyla köpek-ördek öldürürdük,kaktüsün önündeki adamı vururduk pantolonu düşerdi =) Türkiye çocuk dergisi vardı,hiç kaçırmadan takip ettiğimiz.Barış mançomuz vardı..Tadlar,kokular,tutkular..Gerçekti. Şimdikiler gibi manyak teknolojik oyuncaklarımıs yoktu ama en ufak şeyden bile dünyalar bizimdi.. Kibritten yapardık oyuncaamısı bile.Satın alınan hediyeler emeksis ve isteksis oynanırdı.Çok iyi hatırlıyorum kusenler abim ve ben kasetleri bi dikey bi yatay dizerek metrelerce yükseklikte kule yapmıştık.Ya da belki bir-bir buçuk metreydide ben ufaktım..Abim ablam ben,fırıncılık oynardık.Konser verirdik.Luna parka çevirirdik odayı,yatakların süngerleriyle..Mutluyduk be..Şimdi herşeyleri var,ama yüzleri gülmüyor çocukların.Huzursuz,tedirginler..Gelecek kaygıları daha ilkokuldan başlıyor..Acıyorum çocuklara.Onlar hiçbi zaman bizim kadar saf,temiz,mutlu çocuklar olamıcaklar..

8 Kasım 2008 Cumartesi

Pepug Kuşu


Pepug ve Keleng Kardeşler..

Olay Kıği ve Dersim yöresinde geçer.Pepug ve Keleng iki kardeştir.Biri kız biri erkek..Anneleri ölünce babaları üvey anne getirir başlarına.Zalim,acımasız..Çocuklara kan bağıyla deil merhamet bağıyla bile bağlı olmayan bir anne.Bahar gelince üvey anne kenger toplamaya yollar çocukları.Heybeyi ve çakıyı tutuşturur ellerine.Pepug ve Keleng,taze kenger toplamaya başlarlar.Kenger,baharın taze toprağından fışkıran kökü sütlü bir bitkidir.Sütünden keleng sakızı yapılan bir bitki..Fakat dikenli ve çatallıdırda.

Erkek kardeş çakısıyla elleri yara bere olana kadar binbir zorlukla toplar,Pepuğun heybesine atar.Fakat heybe delinmiştir.Ve attıkları bitkiler hep saçılmıştır.Akşam olur..Keleng heybeye bir bakar tek bir bitki yok.Pepugtan şüphelenir.Sorguya çeker onu..Yemedim desede,inanmaz.Üvey anneden korkusuna ne yapacağını bilemez..Pepug yalvarsa da inanması için,Keleng midesine bakmaya karar verir.Çakısını çıkarır ve öldürür kız kardeşini..Midesine bakar ki hiçbir şey yok!.Artık çok geç olduunu anlar,Pepug ölmüştür.Açar ellerini havaya dua eder.''Allahım ben ne yaptım!..Nolursun beni kanatlandır,uçup gideyim.Pepug pepug diye kardeşimi bulayım'' Allah bu duasını kabul eder.


O gün bugündür,Bingöl yöresinde her Nisan-Mayıs aylarında dağlarda vadilerde Pepug kuşunu hep görürsünüz.Kardeş kanının akıtılmasının ne kadar günah olduğunun anlaşılması için bir ders olarak anlatılır bu hikaye..Rivayete göre kuş hep aynı sesle ötermiş ve bize şunu dermiş..


'Pepug, Pepug, Pebug
Ke kuşt ?Mı kuşt. Ke şoşt ?Mı şoşt. Ke hılani ?Mı hılani. '


Yani..'Pepug pepug..Pepuu kim öldürdü?Ben öldürdüm.Kim yıkadı?Ben yıkadım.Kim defnetti?Ben defnettim'


Bu hikaye birçok deyiminde türemesine yol açmış o yörelerde..Ömrün pepug kadar olsun! Pepug gibi şakıma! Pepug gibi oldum,diyar diyar gezdim..gibi =)

6 Kasım 2008 Perşembe

Üst komşum Dürdane

Canımıs komşumus Dürdane,sinir hastası.Adını ben koydum.Yüzünü bile görmüşlüğüm yok henüz.Görsemde o seslerin bir bayandan çıkabileceğine ihtimal vermediğim için,bilemem bizim Dürdane mi deil mi..Anca karşımda ''aaaaaaaaaaaaaaa'' diye bir feryat koparması lazım.Hergün iki kere yaptığı gibi..


Başka yatakta rahat uyuyamama fobimi,Denizlide üç ev değiştirip her tatilimde de memlekette birgün annemde birgün babamda basende teysemde kaldığım zamanlarda atlattım sanmıştım.Ama abimlere taşındığımdan beri gece lambasıs uyuyamıyorum hala..Sınuf sınuff..Acizlik kokusu.. =)

İlk kaldığım gün,rüyamda sesler duydum.Kavga sesleri.Muhtemelen telefondaydı çünkü sadece hatun sesi vardı.Hesap soran ikna olmayan kavgayı uzatan bi ses.Gözümü açtım.Aynı kapı çaldığında da rüya sanıp rüyamda kapıyı açıp hatta gelen misafirleri ağırladığım gibi,telefon konuşması da rüyamda deil gerçekteymiş.


Dürdane sadece ilk günümde deil hemen hemen hergünümde böyle uyandırıyor beny.Basen direk sinir krizinin sesleriyle uyanıyorum kalbim başlıyo güm güm.Kaburgalarımı ittiriyo nereye çıkıcaksa..Basen direk Yusuuufff diye girişiyo oğluna,sonrada bayılıyo yere küüt!..Oğlan başında ağlıyor.Muhtemelen eşi olduunu tahmin ettiğim şamar oolan da geliyor başlarına..Basen takunya mıdır ne halttır hantal bir terlikle evde sinirli sinirli böğürerek yürüyo.Dürdane inci tanesi demektir ama böyle kalıplı bi insan izlenimi veren tınısı varya,o yüsden koydum.Dürdane,1.98 boylarında,kabarık bol kat kesimli sarı saçlı,soluk renkli kıyafetler giyen bir tip..gibi geliyor bana.


Bigün karşılaşırsam ve yanından sağ kurtulursam haber ederim,nasıl bi tipmiş =)




Küçük bir kızken,günlük tutardım.Öyle öğretmenlerimizin önerileriyle tutulan günlüklerden değildi.Kendi isteğimle..Bütün yaşadıklarımı değil belki ama bütün hislerimi yazardım.Nasılsa biri bulsada açıp okumayacaktı.Ailem çok dikkat ederdi böyle konulara..


Şimdi blog tutuyo günlüümün yerini.Keşke imkanım olsada gerçekten bütün hislerimi yazabilsem yine.Çok zor..Hissettiklerimi ifade etmek artık eskisi kadar kolay deil.Büyüyor muyum? Yok,istemiyorum.Hiç istemiyorum büyümek.Bir sürü şey öğrenmek istiyorum ama büyümeden,değişmeden.Hayatta sadece iki yanlış yaptım.Bi tanesinin bende dahil kimseye bir zararı yoktu.Yinede yanlışım diyorum ona..Diğerinde haketmeyen bir insanı ve kendimi incittim..Çok zaman önce,hayat bizi tekrar karşılaştırdığında özür diledim ondan.Ama kabul etmedi.İçimde kocaman bi yaradır..




Sanırım bu yaramdan ötürü,bu kitap içimi eritti.Bazen Emir'in(kitabın kahramanı) herhangi söylediği bir söz bile ağlatıyor beni.Biliyorum onunda aklına o anda hatası geliyor.Onunla beraber beni de kamçılıyor söyledikleri.Nasıl böyle yazılabilir bir kitap bilmiyorum ama bende yaşıyorum kitapla..Çok ağladım,çok fazla.. Çocukluğumda içime atıp günlüğüme yazdığım,ağlayamadığım herşeyin acısını çıkartmış olucak kadar çok.Yatmadan önce okudum,sabah uyandığımda okudum.. Bi yanım keşke hiç bitmese dedi,bir yanımda kitabın ortasından beri içime koydukları o acının bitmesini istedi.Hiç bi zaman beklediğim olaylar gerçekleşmedi.İşte bu yüzden hayatı anlatıyor.Harika bir dostluk öyküsü.. Benim incittiğim kişi dostum değildi,hatta kitaptaki hiçbir olayla yaşadıklarımın bir alakası yok.Ama çok acıttı canımı..Hatun kişinin dediği gibi..Asıl içimde,içinde yüzdüğüm bir deniz var..Sizin bile şaşıracağınız kadar çok içinizdeki denizi dışa vurucak bir kitap.



''Uluslararası 'çoksatar' listesine girmiş ve 8 milyonu aşkın kişi tarafından okunmuş olan Uçurtma avcısı,hem 2006 hem de 2007'de Penguin/Orange Readers's Group Ödülü'nü kazandı.''

Herkesin okumasını öneririm.Khaled Hosseini-Uçurtma avcısı.


Babacım ne maç oldu beeah...Bi ara sadece Arsenal oynuyo sandım.Hiç mi top fenerin ayağında bitmes yaa.. Adamlar %64lük top hakimiyetine raamen bir gol atamadılar yahu.Ne ballı milletis..


Fenerli deilim ama feneri ve fenerlileri kutluyorum.Güzel oynadıkları için değil,şanslı oldukları için.. 0-0 beraberlik anca böyle coşkuyla kutlanabilirdi.Maçın ağası adamları kalemise sokmadık,helal! Canım ülkem..Ballı ülkem..















Bu hafta arkadaşlık haftasıymıışş..Dırım dırımm..
Valla ben sabah bana arkadaşımdan gelen mailin yalancısıyım.Değilse bile ne farkeder?Zaten anlatıcaklarım vardı,bahane oldu =)
Birkaç gün önce liseden Fatih diye bir arkadaşımı(1.,2. ve 4. resimdeki çatlak),yaradanın bise sevdiklerimise kavuşmamıs için bahşettiği facebookta buldum.Sonra msne geçtik..10. sınıftaymışıs,ben sınıf başkanıymışım (kahretsin,yine!..) Fatihte kurtlu bi çocuktu zaten..Hoca yokmuş derste demiş ki dışarı çıkıcam ben.Ben de izin vermemişim.O da inada bindirmiş.Hayır çıkmıcaksın Fatih demişim.Erkek adam ya ondan ufak bi hatunun höd! demesini kaldıramamış Fatihte açmış kapıyı.Bende tam kapatırken eliyle kapıyı tutmuş camlı tarafından,şaşkın..Kapı kapanmış ama camlı kısım tamamen elinde kalmış =) Kıyamam çocuun eli kanamış.Hemen o sırada müdüre çıkmış ben cam kırdım sınıfta demiş..Olay hallolmuş bir şekilde..Neden -miş'li zamanda anlatıyorum?Çünkü beynimde record hücrelerde bi sorun var.Eksik mi kaydediyorum ne şu olayı bile hayal meyal hatırlıyorum..Dün özür diledim Fatihten paşa paşa..Hem çocuk benim yüsümden kırdığı camın hesabını vermiş hemde ben olayı bile hatırlayamıyorum,ne ayıp!

Sonra düşündüm hatırladığım olayları..Birgün tüm sınıf içeride kilitli kalmıştık =) Anam anam ne cümbüştü yaa..Apo diye bi kırık var sınıfta(son üç resimdeki lacivertli çocuk),başladı sıraların üstünde tepinmeye şarkı çığırmaya.Emine diye bi arkadaşımda sevgilisine atkı örüyordu,kışa yetişsin diye okula da getirip tenefüslerde fln örerdi =) O da çıkardı el işini =)) Biri camları açıp bakıyor atlarıs lan en fazla diye,biri zıplayıp durur,biri gayet sakin örgüsünü tamamlar.Çizdim kafayı bende taby gülme krizi geldi bana..Yaklaşık yarım saat geçirdik o kilitli sınıfta.Belkide dört duvar arasında zorunlu olarak geçirdiğim en güsel otuz dakikamdı.Lisede değil anasınıfında gibiydik..


Resimlerdeki kırmızı hırkalı,bizden birkaç yaş büyük gösüken -ki öyleydi,ilkokul üçü ve lise biri çift dikiş bitirdi- tombiş yaratıkta;Özgür..Sabah mailini aldığım dostum.Hiç okulun kurallarına uymazdı.O kırmızı hırkayada hiçbişey demiyodu artık hocalar.Okulun demirbaşı olmuştu =) Bizim çalışma kağıtlarımızı tam sınava girmeden önce alır hırkasının içine sokar,soruya göre kağıdı seçip sınav kağıdının altına koyardı.Bide cümleleri fln okuyamas saçma sapan yanıtlar verirdi sorulara..Koca göbeinden gösükmesdi kağıt tomarları =) Yanaklarını mıncırırdım hep tombişimin hiçte bişe demesdi.Kıs ayarlayın bana derdi Emineyle bana paso Özgüre kız arardık =) Görümce gibi beenmesdik bide onun beendiği kızları =)

Hepsini çok özlüyorum.Ve onları merak etmeden geçirdiğim iki senemi telafi ediyorum.Hepsiyle tek tek ilgileniyorum.Şimdi bu tıklım tıklım yalnızlık yaşadığım şehirde,onların değerini daha çok anladım.

Arkadaşlık haftamıs kutlu olsun =)

4 Kasım 2008 Salı

...




Arkadaşlarımın bloglarını takip ediyorum..Bakıyorum biri yeni tanıdığı hatundan bahseder..Biri yanlışlarından ders alıp yeni bir hayata başlamanın sevincinde,herşeyi düseltmiş mutlu mesut..Biri (ablam) yeni işe başlamış,telaşından bloğa bile vakti yok.O belki üzülerek sölüyo ama ben şimdy dely gibi ders çalışıp bloğa bile yazı yazmaya vaktim olmaması için nelerimi verirdim..Biri zaten hep mutlu,daha hiç asabı bozuk görmedim..Hepsini çok seviyorum.Onları mutlu görmekten dolayı çok mutluyum.Elde ettikleri şeylerin kıymetini bilsinler istiyorum..Ben bu şansızlığımla sadece polyannacılık oyunuma devam edebilirim -ki ediyorumda..


Abimlerin şirketteki yöneticisi Salih bey abiminde ricasıyla benim cvmi bir şirkete götürmeyi kabul etti.Cumartesi işini gücünü bırakıp cvmi dosyalayıp gitmiş.. Şirketin yöneticisi işlerinden yakınmış.Adamlar stok çalıştıklarından stokları ellerinde kalmış satılmamış ürünler.Yarı fiyatına satılıyormuş neredeyse..Birçok kişiyi işten çıkarmışlar..E tabi bunları duyunca Salih bey cvmi dosyasından bile çıkaramadan geri dönmüş..Şaka gibi gerçekten.Bimekse giremediğime üzülmedim hiç.Muhakkak bir hayır vardır.Ama böyle şansız olduğum zamanlarda kolum kanadım kırılıyor,karamsarlaşıyorum.Bir sürü yapmak istediklerim var hayatta.Ülkeme kendime aileme faydalı olmak istiyorum.Bütün o umutlarım sönüyor.Hep böyle şansızlıklarla geçicekmiş hayatım gibi hissediyorum..Gözlerimi kapatıyorum.Deriin derinn çekiyorum havayı içime..Şu bir türlü geçmeyen geçiş dönemim bitsin diye dua ediyorum..


Prison Breakte annesi öldüğünde Lincoln'ın Michael'a dediği gibi;

'Just..Have a little faith.'

2 Kasım 2008 Pazar

Kötüyüm ben kötüyüm..


Eveet..Bugün size kendimi kötüleyeceğim..Çok canım çekti =)



En kötü kötü huyum;kıskanç olmam.Sadece sevdiğim insana karşı felaket kıskancım.İnsanlar böyle dediğimde aa ne güsel diyorlar ama birde bana sorun =) Filmde izleyip beğendiği ünlülerden bile midem kasılmaya başlıyor.İster istemes kötü davrandığım oluyor.Aşırı bi gayret sarf ediyorum kıskanmamak için.Ama belli etmediğimi sansamda her zaman sevgiyle bakan bi insan olduum için hiç belli olmasa gözlerimden anlaşılıyor..Nefret ediyorum kıskanç olmaktan.Şöyle relax bi hatun olsam,eski kız arkadaşlarını dinlerken midem kasılmasa,ağlamasam,kötü hissetmesem kendimi..Dünyanın en mutlu insanı olurdum sanırım.Kıskançlığımın karşımdakine deil bana zararı büyük..

He bide bazen ailedekileri kıskanırım.Babamın kızım dediği bazı akraba çocukları yaşıtlarım falan oluyor.Sinir oluyorum onları sevmesine ama bişe demiyorum.Sadece onların derdini dinleyip acırsa falan laf çarptırıyorum.Duygunu suistimar ediyo o uyuz kıs baba,nefret ediyorum kızlardan diyorum =) Babam bu durumdan rahatsız deil,hatta bazen sinirlendirmek için kasten konuşuyor o kızlardan..

Annemin bir aylığına yurtdışına çıkan bir arkadaşı çocuklarını anneme emanet etti.Ya çocuklar nasıl sevimli,tatlılar.Ama içten içe diyorum ya annem benden çok seviyor olabilir mi =)) Aslında mümkün deil.Biliyorum ben belkide dünyadaki en sevdiği varlığım(alçakgönüllülüğe bak hele) ama yinede üzülüyorum basen benim yanımda deilde onların yanında,onları okşuyo diye =))

Abimle yan yana geldik mi gülmeye güldürmeye alışmışız ya..Abimde başkasıyla böyle bana bakarkenki gibi gözleri parlayarak şakalaştığında çok üzülüyorum.Üzülüyorum diyorum utanıyorum çünkü kıskanıyorum demeye ya rezalet vallahi =))

Ablamı sona bıraktım..Çünkü en çok onu kıskanıyorum.Kendisi anasınıfı örtmeni olduğu için eskiden beri etrafında o biddik böceklerden vardır hep =) Çocuklar yani..Çocuklara bayılırım ama ablamın etrafındakileri kıskanıyorum.Gelip eve anlatırdı eskiden uyus olurdum..Hele bide sadece biddikler deil ortaokullar-ilkokullar da severdi ablamı.Başında toplaşırlardı.Bide bana ablamı nasıl sevdiklerini,onunla neler yaptıklarını(ki benimle geçirmesi gereken zamanlardı onlar)anlatırlardı koca kafalılar..Gülümserim.Ne kadar şanslısın dediklerinde kibarca teşekkür ederim falan ama kıldım aslında hepsine.Ne kötü bi huy harbiden..Blooma yaziimde günah çıkariym dedim =) Belki çok bahsedersem atlatırım bu huyumu.Fakat şunu da eklemeliyim.Kimsenin eşyasını sevgilisini yaşam tarzını güzelliğini kıskanmadım hiç.Kıskananlarıda sevmem..Ama ailemi ve sevdiğim erkeği paylaşamıyorum.Neden böyleyim ben acaba?Geçmesi için ne yapabilirim? Heeeelp =))



Bir gün daha bitti önümde
Günler gelir geçer ve antibiyotikler
Kimim ben? Bügün ne günlerden?
40derece yüksek ateş ve kıskançlık
Bu zayıflık anında,bir aşkın komasında
Kıskançlık aktıgında durmaksızın damarlarımda
Sen ilacımsın,susuz yuttuğum
Bir türlü gitmeyen ne yapsam da boğazımdan
Günlerdir hastayım ve bu beni delirtiyor
Sürekli uykuyla uyanıklık arasında
Gidip gelip,gidip gelip,gidip gelip.
40derece yüksek ateş ve kıskançlık.
Kıskançlık bu zayıflık anımda,
Bir aşkın komasında
Ve aktığında damarlarımda.. kıskançlık...


Vampir dişli yauşuhklu teomanım bana yazmış sanky =)

31 Ekim 2008 Cuma

Neden büyüdük sanki?


Büyüdüm derken geçen zamandan ve uzayan boyumdan bahsediyorum,yoksa daha büyüyecek çok yolum var..Fakat şu özlem yok mu çocukluuma işte o beni yaralıyor,canımı acıtıyor ama aynı zamanda gülümsetmeyide iyi beceriyor.Bu sevimliliğiyle gidiyorum bi makas alıyorum o sessiz benden.

Dooduumda abim ve ablam evdeki şenliği çözümleyememişler ama bi şeye çok sevinmişler.Salonun ortasında duran koca badem şekeri dolu kaba =) Usulca alıp alıp odalarındaki gizli bölmeye koyuyorlarmış.Eve kardeş mi gelmiş,misafirler neyin başında toplaşıyo hiiç umurlarında deil.Ve akabinde gelen birkaç yılda da umursamamışlar beny =) Ablamla beş abimle dört yaş var aramda.Abimin anlattığına göre,oyunlarına bile dahil edicekleri zaman 'Bu da oynasın mı bu sefer','He evet bunu da yanımısda çağıralım' gibi kibar! kaprislerde bulunurlarmış.Onların tuvaletleri bile aynı zamanda geldiği için,ben evde ayrı bi dünyanın insanı olmuşum o zamanlar.3.sınıfa gidene kadar hiç konuşmadıımı biliyorum.Sadece kardeşlerimle deil canıım normalde de konuşmasdım.Devamlı gözlem yapardım insanlar üstünde onu hatırlıyorum.Birtek oda arkadaşım olduu için ablamla arada konuşurdum.Annem gariplik sezmiş olsa gerek bu kadar suskunluu doktora götürmüşler beny =) Doktor tükürdü mü suratıma naptıysa,onun yaptığıda fazla kaçmış çok çenem açılmış.Aşırı neşeli bi tip olup çıkmışım..İyikide öyle dememi asıl sağlayan şey kardeşlerimle aramı düzeltebilmiş olmam.Onlar zaten kıskanmamışlarda kabullenmekte zorlanmışlar sadece bi süre.Eskiden evlerdeki yemek masaları evin kirişi gibi bişeydi çok kımıldatılıcak masalar değillerdi ya,bide bizimki büyüktü çok.Masanın ayaklarını küçük odalar şeklinde düşünmüşler dipteki odayıda yemek odası yapmışlar.Dedem 10lu ülker çikolatalarından getirirmiş.Bizim tutumlu saflar,bi tanesini ikiye bölüp yer diğerlerini de yemek odalarına koyarlamış =)) Sandalyelerle masa arasındaki boşluuda uyku odası yapmışlar.Ben keşfedicem diye ödleri patlarmış,ben uyuyunca giderlermiş tıkınmaya..Tabi ki keşfetmişim bigün.Fakat yedi aylık doğan yarım yamalak bi çocuk olduum için yemek odasından çok uyku odası çekmiş ilgimi =) Birgün orda uyuya kalmışım.Kayboldum diye korkmuşlar.Anneciim saatlerce aramış..

Velhasıl çetin geçen bikaç yıldan sonra,çeneminde düşmesiyle birlikte..Abime ablama tapan bi kardeş olmuşum.Bırakın kendi abimi ablamı,başkasının abisi ablası olduunu duyunca bile o kadar çok seviniyorum ki onların adına.Belki adam sevmiyo abisini ama ben herkesi kendiminkiler gibi biliyorum ya.Sanki bende abi yokmuş gibi 'Ayy ne kadar şanslısın' diyorum.O insanı artık farklı bi daireye alıyorum.O güçlü,onun destekçisi var diye heralde..


Aslında şimdi bile bu kadar konuşmamın nedeni bir hikayemi anlatıcam size =) Abimin lise zamanı..Kimya laboratuarından abim sorumluymuş,bi deney yapılıcaksa hangi sınıf olursa olsun abim taşırmış malzemeleri.Malzeme bitiminde de okulun almakla sorumlu olduu yere alınıcaklar listesi yaparmış.Sodyumun özelliklerini öğrenmiş o sırada.Nasıl hızlı su tüketen bir madde olduunu fln.Listeye sodyumu da yazmış.Tabi ne alaka deyip kağıdı geri yollamışlar ilgili öğretmene.Hoca da abime nie yazdığını sormuş.Okul için hem pahalı hemde tehlikeli bi metal.Hoca silmiş,abim kağıdı aşağıya götürürken tekrar yazıp sorumlularada hoca bunlar alınsın diyo demiş =) Alınmış sodyum.Bir kavanozun içinde gaz yağında üç koca küp halinde tutuluyormuş.Hoca görmüş sodyumu demiş bana ver onu.Abim demiş hocam öleyse cam kavanozda tutmiyim tehlikeli,başka yere aliym.Başka yere almış ama içinden de bir küpünü almış =) Hoca demiş bu üç küp olmalıydı,gülmüş.Bak Haşim her ne yapıcaksan minicik bir parçayla yap ve dikkatli ol demiş.

Abim geldi eve..Ben yorulmuşum okulda,uyuyorum.Balkona düzeneği kurmuş,plastik kaba su koymuş bilmem kaç lt,küpü içine atmış girmiş içeri.Sodyum suyu saniye içinde çekmiş koca bir top halini almış.Plastikte onun çevresinde aynı top haline dönüşmüş.Sonra su yeterli gelmeyince büyük bir patlama olmuş.Camlarımız çok sallanmış ve her yer toz duman.Ses bi taraftan gürültü bi taraftan,etrafa saçılan iğrenç katımsı yapışağımsı madde bi taraftan.Komşular kapıda bitmiş.Dumanı farkeden karşı apartman-ki aramızda koca bir bahçe ve yol vardı-el kol yapıyorlarmış yangın var diye,bize =) Abim ramazan günü diye hemencik bi yalan buluvermiş demiş çocuklar torpil attı balkonumusa =)) Bi komşu yememiş demiş Haşim üçüncü katta oturuyorsunus ne torpili,her ne yaptıysan söyle yaralanan var mı o önemli.Yok demiş dağılmış komşular.Yalnız bu arada ben hala uyuyorum içerde =)) Abim uyandırdı beny,cümbüş sonrası pisliğini temizledim bende.Ama o camlardaki sodyumuda nasıl kazıyarak temisledim annemler gelmeden acele acele bi ben bilirim =)

28 Ekim 2008 Salı

Kafama tükürim =)



Ya hani bu kız bi daha yazı yazmıcaktı?Dengesiz mi bu be? Dikkatmi çekmeye çalışıyo yani allaamın salaa =)) Evet ben sizin içinizden geçeni yazıverdim bitti.Günah çıkarmak gibi bişey..
Ama inanın yazmıcaktım.Sırf takip altına alma adına okuyan kıskanç kibirli boş beleş kafa bi hatun yüsünden tepem attı yazmıcaktım artık.Bazen susmak en iyisidir dedim..

Fakat az önce annem aradı.Zaten bu sıralar ailenin tüm fertleri ayrı şehirlerde ayrı evlerdeyis-abimle ben hariç- herkesin bi içi buruk yalnızlık dumanı sarmış,durup durup ağlıyorus..Annem bugünlerde sesimi duyunca ya ağlar ya da iç çeker fln,bilirim sever beny kereta =)) Amanın bu sefer fırçaladı.Benim iç dünyamda olanı bloğumdan haber alıyormuş,blogger kapandı diye kaç gündür okuyamadığından üzülmüş,facebookta fln tüm blogger açılsın diye çığıran gruplara üye olmuş,ben ne haddime yazmıyormuşum? =) Eşşekmiymişim ne =)) Yok onu ben dedim öle şey demes İstanbul hanımefendisi =Pp


Yazının amacı;zaten hayatımda her kırıldığım şeyden kaçmaktan bitap düştüm.Annemin ve beş altı arkadaşımın daha yazmamı istemesi dürttü beny.Bazen sadece destek görmek yetiyo bilmiyorum neden.Bu arada sahiden yazmıcaktım ben yaa inanın =( Kılım ben bu hatunlara..Hayy bin kunduz!..

23 Ekim 2008 Perşembe

Uyan DeLy Kız


İlkokulda sekiz sene boyunca beraber okuduğum bi arkadaşım vardı.Çok çekingen bi tipimdir.Eskiden daha da çekingendim.Ama boyum uzun olduğu için ön sıralara oturamadım hiç.Bu yüzden arkada erkeklerle oturmak zorunda kalırdım.Bahsi geçen Melihle beraber oturdum ilköğretim hayatımın çoğunda da.


Melih komik bi çocuktu.Ne şebeklikler yapıyodu tam bilemiyorum ama felaket güldürürdü beny.Bazen sıramızı yerde sürte sürte sınıfta geziye çıkardık =) Diğer zamanlarda da zaten sırayı düzgün tutmazdık.Sırtımızı yaslar eğik modda durarak sıraya deilde duvara yaslanırdık =) Hani böyle sınıfta hoca konuşurken onun taklidini yapan ya da sessizce ona komik cevaplar veren tipler vardır ya işte bizim Melih! Ongun ve Fatih diye önümüzde oturan iki arkadaşımız daha vardı.O üçü benim hatırladığım ilk arkadaşlarım.Ongun aramızdan ilk ayrılandı.Koleje gitmişti sanırım.


Sınıfım güzel bi sınıftı.Tripli kızlar,arada kavga eden tipler vardı ama her sınıfta olur..Sadece öğretmenimden memnun değildim.Hiçbi zaman olmadım.Arka sırada oturmak,çekingen olmak ve Melih gibi komik bi tiple arkadaşlık etmekten dolayı çalışkan bi öğrenci deildim eyvallah ama lise ve üniversite hayatıma bakılırsa ilkokul öğretmenim gayret etse belki çalışkan olabilirdim.İlkokulda matematiği sevmemiş olmamın ve hatta kızları sevmememin nedeninin o hoca olduğunu düşünüyorum.Aile dostlarının çocukları vardı sınıfta.Onlara torpil geçerdi hep..Bide derdiki sınıfta ''Çocuklar öğretmeniniz olarak bi yanlışım varsa söyleyin''.Bide beklerdi uzun uzun bişey diyen bi salak çıkıcak mı diye.Aslında o salak ben olmak için can atardım.İçimden sayardım ama parmak kalkmazdı havaya =) Bazen diyorum keşke söyleseymişim.Ama o zaman başka sınıfa alınırdım.Ve hiç arkadaşlarımdan kopmaya niyetim yoktu.İlkokul tembelliğime göre harika toparlamışım ben kendimi.Şimdi tapıyorum okuma fikrine bile..


Ongunun kendi uydurduğu fıkralarına gülüyoruz,Melihle sınıf turuna çıkıyoruz,ay Fatih sus ay Melih yeter derken..Büyüdük. İlkokul arkadaşlığı için olabilecek en kötü şeymiş meer büyümek.Facebooktan buldum arkadaşlarımı.Fatih mühendislik okuyormuş Eskişehirde.Biraz konuştuk hala eski formunda =) Başta okumuyorum dedi kandırdı beni salak çocuk o kadar üzüldümki kıyamadı söyledi sonra.. Ongun'u çok merak ediyorum ama Facebookta yok..Melihi de buldum ama bulduum Melih'in benim ilkokul arkadaşım gülen güldüren komplekssiz Melihle alakası yok.Ne kadar üzüldüğümü anlatamam.Ben değişmedim biliyorum,eminim.İnsanlar neden değişiyo? Tabiki hayat hepimizi ciddileştiriyor ama mutluluğumuzu anılarımızı elimizden alması çok kötü..


Bugün rüyamda gördüm ilkokul arkadaşlarımı.Büyümüştük ama benim anlayışıma göre büyümek.Sene sonunda DGS sınavına giricem.Sınav vakti gelmiş onlarla giriyormuşum fln.Rüyamda bile çok güldüm.Sonrada gidip Hakana anlatıyomuşum =) Ne alakaysa..Kafamı kırardı Hakan öyle gidip görüşücem eski arkadaşlarımla fln. Bide hastane sahnesi eklemek zorunda kalırdım rüyaya =) Neyseki anlatıyodum tanıştırıyordum bide.Çok güzeldi rüya he! Ama rüya işte =( Ne Melih var beny gördüğüne sevinicek,ne Ongun var benimle sınav heyecanımı paylaşıcak ne de Hakan var oturup arkadaşlarımı dinlicek..Kahpe dünya..Sana inat rüyamın tadını çıkarıcam tüm gün.Mutluluumu bozamıcaksın ;)

21 Ekim 2008 Salı

Ağladım..Houuhh be!


Kızların geneline kıl kaptığım engellenemez bir gerçek.Bunun sebeplerine baktığımda gereksiz tripleri ve ağlamaları listenin en başında geliyor.Bu nedenden midir nedir ne zamandan beri zor zamanlar yaşıyor olmama raamen ağlamamıştım.Bide bu arada iki gündür gözümde bir rahatsızlık hissediyordum.Ama resmen içindeki bir sinirin acıdığı hissediyordum.Göz batması fln deil berbat bişeydi.Dün gece bir arkadaşımla konuşurken ne dediğini tam hatırlayamıyorum ama bir anda bütün acılarım,ayrılıklarım,yalnızlıklarım,iç dünyamdaki kırıklıklar ve hatta bikaç sene geçmiş olmasına raamen bizimkilerin ayrılması bile gün yüzüne çıktı.Nasıl kötüyüm ellerim titriyor on parmak klavyem oldu üç parmak =) Bütün duygularım ayaklandı.Başladım aalamaya..Ama hani böle zorlanırsın ya aalarken hiiç zorlanmadım patır patır iniyo yaşlar gözümden.Nese..İşin bide komik yanı var biri uyansa gece gece ben pc başında aalıyorum -hatta pcyide koydum koltua bi ara nası aalıyorum-başka vakit yok mu dicek..Sorsa nedir bu halin? vericek cevabımda yok =)


Bende bi hatunum dolayısıyla bazı yönlerden ister istemes benziyorum.Belki durup dururken pek aalamıyorum ama film izlerken çok ağlarım.Sinema bitipte yerimden kalkamadığımı çok bilirim.Tek başımada olsam ailemlede olsam illaki ağlarım film izlerken..Şahanın Recep ivediğinde bile ağladım ben.Sahilde kızın nişanlı olduunu örenip ağıt yaktığı zaman..Ailenin kıymetinin bilinmediği yerlerde,acıklı bi fon müziğinde,birbirine kavuşamayan insanlar olduunda,yanlış anlaşılıp azar yiyen insanlara,duygu younluundan acısını kelimelere dökemeyen insanlar olduunda..Daha pek çok yerinde aalarım filmlerin.


Bu arada gözümde iyileşti.Bünyeyi zorladığımdan aarıyomuş sanırım =) Göz yaşı deliklerinde taş olanlar gibi az daha uuraşsam kaya olucakmış bende de..Tavsiyem;ağlayın..Erkeğim demeyin,aciz gözükürüm demeyin,her zaman her yerde duygularınız depreştiğinde ağlayın..İçiniz açılsın,hastalıklarınız iyileşsin =)

Reklamları seviyorum.Hatta benim gibi çabuk sıkılan hemen bişeyleri hallediym isteyen bi tip için Türk dizilerindense reklamlar daha süper..Nil Karaibrahimgil'in penti reklamına hayranım.Sesini duyunca diğer odadan koşup geliyorum reklamı izlemeye.Birde Bosch reklamları..İşte o dehşet reklamlar beklenen eş çıtamızı yükselttiği için aslında iyi olduu kadarda kötü reklamlar.Bu kadar tatlı bu kadar huzur veren erkekler mevcut mu?Hayır.Bunu bilmemize raamen öle erkeklerin varolma ihtimali düşükte olsa belki allaan iyi bi kuluyumdurda banada ölesi denk gelir umuduyla Türk erkeklerini beenmememize yol açıyor.



Zaten öyle tipler seçmişler ki adam hatuna bir bakıyor,ekran karşısında biz ölüyorus =) Türk erkeklerinin geneli maço,buda onların bazen ayarı kaçırıp kabalaşmalarına yol açıyor.Ama bu erkekler öyle deil..Düşünüyorlar,dinliyorlar,değer veriyorlar.Bir reklamında eşi hamile diye eğilmesin rahat bi hamilelik geçirsin diye adam yeni buzdolabı alıyor..Nerde görülmüş? =) Hamile kadınlardan korkan bi toplum için fazla duygusal.Bayanların çoğu kötü hamilelik tecrübelerini düşünüp üzülüyor.Kendi eşlerini beenmemelerini saalıyor reklam.Bir diğerinde -ki benim favori Bosch reklamım- Murat Yıldırım dinleyen,sürpriz yapan,hatunun yeni aldığı çamaşır makinasını çokta umursamadığı haline kızmayan,sesiyle huzur veren ve en önemliside harika bakan bi eşi oynuyor.Bi kere dinleyen kısmında evde kaldı zaten Türk erkekleri =) En son çıkan reklam,Bosch ütü reklamı..''Ben zamanında sizi sevmiş bulundum'' diyor sonunda adam yaa..Şaka gibi.Ahlaksıs terbiyesis sen ne hakla bu kadar mükemmel bi adam olursunda karşımıza çıkan her yeni erkekte bizi hayal kırıklığına uuratırsın? =) Bosch hatunlarına deyinmiyorum bile hiçbiri o adamları hakedicek ne güzellikte ne de incelikte =) Belkide formülü budur bu işin..

Bosch erkeklerinin hepsindeki en önemli özellik huzur vermeleri bence.Sessiz sakin ses tonları,dokunsal hareketleri,esprileri,ince düşünmeleri, Bosch ürünlerini deilde karşımızdaki adamları tekrar gözden geçirmeye itiyor =) Böyle reklamlardan nefret ediyorum.Hayatın bu kadar az düzgün insan yetiştirmiş olmasından nefret ediyorum.Erkeklerin İstanbul beyefendiliğinden bi'haber olmalarından nefret ediyorum.İkili ilişkilerde ille bir tarafın ruhsuz olmak zorunda olmasından nefret ediyorum.En kötüsüde Bosch ürünlerini alınca yanında bu adamları vermemelerinden nefret ediyorum =) Hayat..Senin reklamlarına tüküriymm!..

17 Ekim 2008 Cuma

Kedimis =)



Vladimir 'in kedi sevgisi bizim minik Minayı aklıma getirdi..Fotoğraflarını sizinle paylaşmak istedim.





16 Ekim 2008 Perşembe

A Lot Like Love





Dün bu iş-güç İstanbula taşınmam konusu fln baya kafamı meşgul etmişti.Ama bugün harika şeyler yakaladım.Çok önceden beri devamlı ara ara izlemekte olduğum bir film var.Aschton Kutcher ve Amanda Peet'in oynadığı A Lot Like Love filmi.Sayabildiğim kadarı 13.kez ama arada izleyipte sayacı ilerletmediysem belki dahada fazla kez izledim bu filmi.Romantik komediler genelde tahmin edilebilir filmlerdir ama bi Fever Pitch bi A lot like love bu gruba dahil olmayan çok sevimli romantik komediler.İzlemenizi tavsiye ederim.


Lisedeyken Aşk gibi birşeyin soundtracklerini yüklemiştim pcye sonradan naptım bilmem kayboldu o parçalar.Hepsi birbirinden güzeldir.Bugün aklıma geldi hepsini indirdim ve sabahtan beri dinliyorum.Öyle çok izlemişimki filmi,hangi şarkının hangi kısmı filmin neresinde çalıyordu biliyorum.Kareler gözümün önünde.Nerdeyse Aşk gibi birşey 2 diye beni öne sürücekler =)



1.Third Eye Blend - Semi Charmed Life
2.Smash Mouth - Walking On The Sun
3.Eagle Eye Cherry - Save Tonight
4.The Cure - Mint Car
5.Hooverphonic - Mad About You
6.Ray - LaMontagne - Trouble
7.Travis - Know Nothing
8.Chicago - If You Leave Me Now
9.Aqualung - Brighter Than Sunshine
10.Groove Armada - Hands Of Time
11.Jet - Look What You’ve Done
12.Anna Nallick - Breathe (2AM)
13.Butch Walker - Maybe Its Just Me
14.The Getaway People - There She Goes Again
15.Alan Jackson - She Likes Its Too
16-Bon Jovi - Ill Be There For You