31 Ekim 2008 Cuma

Neden büyüdük sanki?


Büyüdüm derken geçen zamandan ve uzayan boyumdan bahsediyorum,yoksa daha büyüyecek çok yolum var..Fakat şu özlem yok mu çocukluuma işte o beni yaralıyor,canımı acıtıyor ama aynı zamanda gülümsetmeyide iyi beceriyor.Bu sevimliliğiyle gidiyorum bi makas alıyorum o sessiz benden.

Dooduumda abim ve ablam evdeki şenliği çözümleyememişler ama bi şeye çok sevinmişler.Salonun ortasında duran koca badem şekeri dolu kaba =) Usulca alıp alıp odalarındaki gizli bölmeye koyuyorlarmış.Eve kardeş mi gelmiş,misafirler neyin başında toplaşıyo hiiç umurlarında deil.Ve akabinde gelen birkaç yılda da umursamamışlar beny =) Ablamla beş abimle dört yaş var aramda.Abimin anlattığına göre,oyunlarına bile dahil edicekleri zaman 'Bu da oynasın mı bu sefer','He evet bunu da yanımısda çağıralım' gibi kibar! kaprislerde bulunurlarmış.Onların tuvaletleri bile aynı zamanda geldiği için,ben evde ayrı bi dünyanın insanı olmuşum o zamanlar.3.sınıfa gidene kadar hiç konuşmadıımı biliyorum.Sadece kardeşlerimle deil canıım normalde de konuşmasdım.Devamlı gözlem yapardım insanlar üstünde onu hatırlıyorum.Birtek oda arkadaşım olduu için ablamla arada konuşurdum.Annem gariplik sezmiş olsa gerek bu kadar suskunluu doktora götürmüşler beny =) Doktor tükürdü mü suratıma naptıysa,onun yaptığıda fazla kaçmış çok çenem açılmış.Aşırı neşeli bi tip olup çıkmışım..İyikide öyle dememi asıl sağlayan şey kardeşlerimle aramı düzeltebilmiş olmam.Onlar zaten kıskanmamışlarda kabullenmekte zorlanmışlar sadece bi süre.Eskiden evlerdeki yemek masaları evin kirişi gibi bişeydi çok kımıldatılıcak masalar değillerdi ya,bide bizimki büyüktü çok.Masanın ayaklarını küçük odalar şeklinde düşünmüşler dipteki odayıda yemek odası yapmışlar.Dedem 10lu ülker çikolatalarından getirirmiş.Bizim tutumlu saflar,bi tanesini ikiye bölüp yer diğerlerini de yemek odalarına koyarlamış =)) Sandalyelerle masa arasındaki boşluuda uyku odası yapmışlar.Ben keşfedicem diye ödleri patlarmış,ben uyuyunca giderlermiş tıkınmaya..Tabi ki keşfetmişim bigün.Fakat yedi aylık doğan yarım yamalak bi çocuk olduum için yemek odasından çok uyku odası çekmiş ilgimi =) Birgün orda uyuya kalmışım.Kayboldum diye korkmuşlar.Anneciim saatlerce aramış..

Velhasıl çetin geçen bikaç yıldan sonra,çeneminde düşmesiyle birlikte..Abime ablama tapan bi kardeş olmuşum.Bırakın kendi abimi ablamı,başkasının abisi ablası olduunu duyunca bile o kadar çok seviniyorum ki onların adına.Belki adam sevmiyo abisini ama ben herkesi kendiminkiler gibi biliyorum ya.Sanki bende abi yokmuş gibi 'Ayy ne kadar şanslısın' diyorum.O insanı artık farklı bi daireye alıyorum.O güçlü,onun destekçisi var diye heralde..


Aslında şimdi bile bu kadar konuşmamın nedeni bir hikayemi anlatıcam size =) Abimin lise zamanı..Kimya laboratuarından abim sorumluymuş,bi deney yapılıcaksa hangi sınıf olursa olsun abim taşırmış malzemeleri.Malzeme bitiminde de okulun almakla sorumlu olduu yere alınıcaklar listesi yaparmış.Sodyumun özelliklerini öğrenmiş o sırada.Nasıl hızlı su tüketen bir madde olduunu fln.Listeye sodyumu da yazmış.Tabi ne alaka deyip kağıdı geri yollamışlar ilgili öğretmene.Hoca da abime nie yazdığını sormuş.Okul için hem pahalı hemde tehlikeli bi metal.Hoca silmiş,abim kağıdı aşağıya götürürken tekrar yazıp sorumlularada hoca bunlar alınsın diyo demiş =) Alınmış sodyum.Bir kavanozun içinde gaz yağında üç koca küp halinde tutuluyormuş.Hoca görmüş sodyumu demiş bana ver onu.Abim demiş hocam öleyse cam kavanozda tutmiyim tehlikeli,başka yere aliym.Başka yere almış ama içinden de bir küpünü almış =) Hoca demiş bu üç küp olmalıydı,gülmüş.Bak Haşim her ne yapıcaksan minicik bir parçayla yap ve dikkatli ol demiş.

Abim geldi eve..Ben yorulmuşum okulda,uyuyorum.Balkona düzeneği kurmuş,plastik kaba su koymuş bilmem kaç lt,küpü içine atmış girmiş içeri.Sodyum suyu saniye içinde çekmiş koca bir top halini almış.Plastikte onun çevresinde aynı top haline dönüşmüş.Sonra su yeterli gelmeyince büyük bir patlama olmuş.Camlarımız çok sallanmış ve her yer toz duman.Ses bi taraftan gürültü bi taraftan,etrafa saçılan iğrenç katımsı yapışağımsı madde bi taraftan.Komşular kapıda bitmiş.Dumanı farkeden karşı apartman-ki aramızda koca bir bahçe ve yol vardı-el kol yapıyorlarmış yangın var diye,bize =) Abim ramazan günü diye hemencik bi yalan buluvermiş demiş çocuklar torpil attı balkonumusa =)) Bi komşu yememiş demiş Haşim üçüncü katta oturuyorsunus ne torpili,her ne yaptıysan söyle yaralanan var mı o önemli.Yok demiş dağılmış komşular.Yalnız bu arada ben hala uyuyorum içerde =)) Abim uyandırdı beny,cümbüş sonrası pisliğini temizledim bende.Ama o camlardaki sodyumuda nasıl kazıyarak temisledim annemler gelmeden acele acele bi ben bilirim =)

28 Ekim 2008 Salı

Kafama tükürim =)



Ya hani bu kız bi daha yazı yazmıcaktı?Dengesiz mi bu be? Dikkatmi çekmeye çalışıyo yani allaamın salaa =)) Evet ben sizin içinizden geçeni yazıverdim bitti.Günah çıkarmak gibi bişey..
Ama inanın yazmıcaktım.Sırf takip altına alma adına okuyan kıskanç kibirli boş beleş kafa bi hatun yüsünden tepem attı yazmıcaktım artık.Bazen susmak en iyisidir dedim..

Fakat az önce annem aradı.Zaten bu sıralar ailenin tüm fertleri ayrı şehirlerde ayrı evlerdeyis-abimle ben hariç- herkesin bi içi buruk yalnızlık dumanı sarmış,durup durup ağlıyorus..Annem bugünlerde sesimi duyunca ya ağlar ya da iç çeker fln,bilirim sever beny kereta =)) Amanın bu sefer fırçaladı.Benim iç dünyamda olanı bloğumdan haber alıyormuş,blogger kapandı diye kaç gündür okuyamadığından üzülmüş,facebookta fln tüm blogger açılsın diye çığıran gruplara üye olmuş,ben ne haddime yazmıyormuşum? =) Eşşekmiymişim ne =)) Yok onu ben dedim öle şey demes İstanbul hanımefendisi =Pp


Yazının amacı;zaten hayatımda her kırıldığım şeyden kaçmaktan bitap düştüm.Annemin ve beş altı arkadaşımın daha yazmamı istemesi dürttü beny.Bazen sadece destek görmek yetiyo bilmiyorum neden.Bu arada sahiden yazmıcaktım ben yaa inanın =( Kılım ben bu hatunlara..Hayy bin kunduz!..

23 Ekim 2008 Perşembe

Uyan DeLy Kız


İlkokulda sekiz sene boyunca beraber okuduğum bi arkadaşım vardı.Çok çekingen bi tipimdir.Eskiden daha da çekingendim.Ama boyum uzun olduğu için ön sıralara oturamadım hiç.Bu yüzden arkada erkeklerle oturmak zorunda kalırdım.Bahsi geçen Melihle beraber oturdum ilköğretim hayatımın çoğunda da.


Melih komik bi çocuktu.Ne şebeklikler yapıyodu tam bilemiyorum ama felaket güldürürdü beny.Bazen sıramızı yerde sürte sürte sınıfta geziye çıkardık =) Diğer zamanlarda da zaten sırayı düzgün tutmazdık.Sırtımızı yaslar eğik modda durarak sıraya deilde duvara yaslanırdık =) Hani böyle sınıfta hoca konuşurken onun taklidini yapan ya da sessizce ona komik cevaplar veren tipler vardır ya işte bizim Melih! Ongun ve Fatih diye önümüzde oturan iki arkadaşımız daha vardı.O üçü benim hatırladığım ilk arkadaşlarım.Ongun aramızdan ilk ayrılandı.Koleje gitmişti sanırım.


Sınıfım güzel bi sınıftı.Tripli kızlar,arada kavga eden tipler vardı ama her sınıfta olur..Sadece öğretmenimden memnun değildim.Hiçbi zaman olmadım.Arka sırada oturmak,çekingen olmak ve Melih gibi komik bi tiple arkadaşlık etmekten dolayı çalışkan bi öğrenci deildim eyvallah ama lise ve üniversite hayatıma bakılırsa ilkokul öğretmenim gayret etse belki çalışkan olabilirdim.İlkokulda matematiği sevmemiş olmamın ve hatta kızları sevmememin nedeninin o hoca olduğunu düşünüyorum.Aile dostlarının çocukları vardı sınıfta.Onlara torpil geçerdi hep..Bide derdiki sınıfta ''Çocuklar öğretmeniniz olarak bi yanlışım varsa söyleyin''.Bide beklerdi uzun uzun bişey diyen bi salak çıkıcak mı diye.Aslında o salak ben olmak için can atardım.İçimden sayardım ama parmak kalkmazdı havaya =) Bazen diyorum keşke söyleseymişim.Ama o zaman başka sınıfa alınırdım.Ve hiç arkadaşlarımdan kopmaya niyetim yoktu.İlkokul tembelliğime göre harika toparlamışım ben kendimi.Şimdi tapıyorum okuma fikrine bile..


Ongunun kendi uydurduğu fıkralarına gülüyoruz,Melihle sınıf turuna çıkıyoruz,ay Fatih sus ay Melih yeter derken..Büyüdük. İlkokul arkadaşlığı için olabilecek en kötü şeymiş meer büyümek.Facebooktan buldum arkadaşlarımı.Fatih mühendislik okuyormuş Eskişehirde.Biraz konuştuk hala eski formunda =) Başta okumuyorum dedi kandırdı beni salak çocuk o kadar üzüldümki kıyamadı söyledi sonra.. Ongun'u çok merak ediyorum ama Facebookta yok..Melihi de buldum ama bulduum Melih'in benim ilkokul arkadaşım gülen güldüren komplekssiz Melihle alakası yok.Ne kadar üzüldüğümü anlatamam.Ben değişmedim biliyorum,eminim.İnsanlar neden değişiyo? Tabiki hayat hepimizi ciddileştiriyor ama mutluluğumuzu anılarımızı elimizden alması çok kötü..


Bugün rüyamda gördüm ilkokul arkadaşlarımı.Büyümüştük ama benim anlayışıma göre büyümek.Sene sonunda DGS sınavına giricem.Sınav vakti gelmiş onlarla giriyormuşum fln.Rüyamda bile çok güldüm.Sonrada gidip Hakana anlatıyomuşum =) Ne alakaysa..Kafamı kırardı Hakan öyle gidip görüşücem eski arkadaşlarımla fln. Bide hastane sahnesi eklemek zorunda kalırdım rüyaya =) Neyseki anlatıyodum tanıştırıyordum bide.Çok güzeldi rüya he! Ama rüya işte =( Ne Melih var beny gördüğüne sevinicek,ne Ongun var benimle sınav heyecanımı paylaşıcak ne de Hakan var oturup arkadaşlarımı dinlicek..Kahpe dünya..Sana inat rüyamın tadını çıkarıcam tüm gün.Mutluluumu bozamıcaksın ;)

21 Ekim 2008 Salı

Ağladım..Houuhh be!


Kızların geneline kıl kaptığım engellenemez bir gerçek.Bunun sebeplerine baktığımda gereksiz tripleri ve ağlamaları listenin en başında geliyor.Bu nedenden midir nedir ne zamandan beri zor zamanlar yaşıyor olmama raamen ağlamamıştım.Bide bu arada iki gündür gözümde bir rahatsızlık hissediyordum.Ama resmen içindeki bir sinirin acıdığı hissediyordum.Göz batması fln deil berbat bişeydi.Dün gece bir arkadaşımla konuşurken ne dediğini tam hatırlayamıyorum ama bir anda bütün acılarım,ayrılıklarım,yalnızlıklarım,iç dünyamdaki kırıklıklar ve hatta bikaç sene geçmiş olmasına raamen bizimkilerin ayrılması bile gün yüzüne çıktı.Nasıl kötüyüm ellerim titriyor on parmak klavyem oldu üç parmak =) Bütün duygularım ayaklandı.Başladım aalamaya..Ama hani böle zorlanırsın ya aalarken hiiç zorlanmadım patır patır iniyo yaşlar gözümden.Nese..İşin bide komik yanı var biri uyansa gece gece ben pc başında aalıyorum -hatta pcyide koydum koltua bi ara nası aalıyorum-başka vakit yok mu dicek..Sorsa nedir bu halin? vericek cevabımda yok =)


Bende bi hatunum dolayısıyla bazı yönlerden ister istemes benziyorum.Belki durup dururken pek aalamıyorum ama film izlerken çok ağlarım.Sinema bitipte yerimden kalkamadığımı çok bilirim.Tek başımada olsam ailemlede olsam illaki ağlarım film izlerken..Şahanın Recep ivediğinde bile ağladım ben.Sahilde kızın nişanlı olduunu örenip ağıt yaktığı zaman..Ailenin kıymetinin bilinmediği yerlerde,acıklı bi fon müziğinde,birbirine kavuşamayan insanlar olduunda,yanlış anlaşılıp azar yiyen insanlara,duygu younluundan acısını kelimelere dökemeyen insanlar olduunda..Daha pek çok yerinde aalarım filmlerin.


Bu arada gözümde iyileşti.Bünyeyi zorladığımdan aarıyomuş sanırım =) Göz yaşı deliklerinde taş olanlar gibi az daha uuraşsam kaya olucakmış bende de..Tavsiyem;ağlayın..Erkeğim demeyin,aciz gözükürüm demeyin,her zaman her yerde duygularınız depreştiğinde ağlayın..İçiniz açılsın,hastalıklarınız iyileşsin =)

Reklamları seviyorum.Hatta benim gibi çabuk sıkılan hemen bişeyleri hallediym isteyen bi tip için Türk dizilerindense reklamlar daha süper..Nil Karaibrahimgil'in penti reklamına hayranım.Sesini duyunca diğer odadan koşup geliyorum reklamı izlemeye.Birde Bosch reklamları..İşte o dehşet reklamlar beklenen eş çıtamızı yükselttiği için aslında iyi olduu kadarda kötü reklamlar.Bu kadar tatlı bu kadar huzur veren erkekler mevcut mu?Hayır.Bunu bilmemize raamen öle erkeklerin varolma ihtimali düşükte olsa belki allaan iyi bi kuluyumdurda banada ölesi denk gelir umuduyla Türk erkeklerini beenmememize yol açıyor.



Zaten öyle tipler seçmişler ki adam hatuna bir bakıyor,ekran karşısında biz ölüyorus =) Türk erkeklerinin geneli maço,buda onların bazen ayarı kaçırıp kabalaşmalarına yol açıyor.Ama bu erkekler öyle deil..Düşünüyorlar,dinliyorlar,değer veriyorlar.Bir reklamında eşi hamile diye eğilmesin rahat bi hamilelik geçirsin diye adam yeni buzdolabı alıyor..Nerde görülmüş? =) Hamile kadınlardan korkan bi toplum için fazla duygusal.Bayanların çoğu kötü hamilelik tecrübelerini düşünüp üzülüyor.Kendi eşlerini beenmemelerini saalıyor reklam.Bir diğerinde -ki benim favori Bosch reklamım- Murat Yıldırım dinleyen,sürpriz yapan,hatunun yeni aldığı çamaşır makinasını çokta umursamadığı haline kızmayan,sesiyle huzur veren ve en önemliside harika bakan bi eşi oynuyor.Bi kere dinleyen kısmında evde kaldı zaten Türk erkekleri =) En son çıkan reklam,Bosch ütü reklamı..''Ben zamanında sizi sevmiş bulundum'' diyor sonunda adam yaa..Şaka gibi.Ahlaksıs terbiyesis sen ne hakla bu kadar mükemmel bi adam olursunda karşımıza çıkan her yeni erkekte bizi hayal kırıklığına uuratırsın? =) Bosch hatunlarına deyinmiyorum bile hiçbiri o adamları hakedicek ne güzellikte ne de incelikte =) Belkide formülü budur bu işin..

Bosch erkeklerinin hepsindeki en önemli özellik huzur vermeleri bence.Sessiz sakin ses tonları,dokunsal hareketleri,esprileri,ince düşünmeleri, Bosch ürünlerini deilde karşımızdaki adamları tekrar gözden geçirmeye itiyor =) Böyle reklamlardan nefret ediyorum.Hayatın bu kadar az düzgün insan yetiştirmiş olmasından nefret ediyorum.Erkeklerin İstanbul beyefendiliğinden bi'haber olmalarından nefret ediyorum.İkili ilişkilerde ille bir tarafın ruhsuz olmak zorunda olmasından nefret ediyorum.En kötüsüde Bosch ürünlerini alınca yanında bu adamları vermemelerinden nefret ediyorum =) Hayat..Senin reklamlarına tüküriymm!..

17 Ekim 2008 Cuma

Kedimis =)



Vladimir 'in kedi sevgisi bizim minik Minayı aklıma getirdi..Fotoğraflarını sizinle paylaşmak istedim.





16 Ekim 2008 Perşembe

A Lot Like Love





Dün bu iş-güç İstanbula taşınmam konusu fln baya kafamı meşgul etmişti.Ama bugün harika şeyler yakaladım.Çok önceden beri devamlı ara ara izlemekte olduğum bir film var.Aschton Kutcher ve Amanda Peet'in oynadığı A Lot Like Love filmi.Sayabildiğim kadarı 13.kez ama arada izleyipte sayacı ilerletmediysem belki dahada fazla kez izledim bu filmi.Romantik komediler genelde tahmin edilebilir filmlerdir ama bi Fever Pitch bi A lot like love bu gruba dahil olmayan çok sevimli romantik komediler.İzlemenizi tavsiye ederim.


Lisedeyken Aşk gibi birşeyin soundtracklerini yüklemiştim pcye sonradan naptım bilmem kayboldu o parçalar.Hepsi birbirinden güzeldir.Bugün aklıma geldi hepsini indirdim ve sabahtan beri dinliyorum.Öyle çok izlemişimki filmi,hangi şarkının hangi kısmı filmin neresinde çalıyordu biliyorum.Kareler gözümün önünde.Nerdeyse Aşk gibi birşey 2 diye beni öne sürücekler =)



1.Third Eye Blend - Semi Charmed Life
2.Smash Mouth - Walking On The Sun
3.Eagle Eye Cherry - Save Tonight
4.The Cure - Mint Car
5.Hooverphonic - Mad About You
6.Ray - LaMontagne - Trouble
7.Travis - Know Nothing
8.Chicago - If You Leave Me Now
9.Aqualung - Brighter Than Sunshine
10.Groove Armada - Hands Of Time
11.Jet - Look What You’ve Done
12.Anna Nallick - Breathe (2AM)
13.Butch Walker - Maybe Its Just Me
14.The Getaway People - There She Goes Again
15.Alan Jackson - She Likes Its Too
16-Bon Jovi - Ill Be There For You

14 Ekim 2008 Salı

Kedyy...

Ben sabahları kötü uyandırılırsam şapşala bağlıyorum direk..Bugün bende pireler uçuşurken ablamı aramışlar başvuru yaptığım yerden (tel fobim olduundan ablamın numarasını verdik,heyecanlanıpta açmam bilmediğim no'yu diye..) ablam açmış.''Kardeşimin kıçında pireler uçuşuyo,zaten buda benim numaram kendisi utangaç bi tiptir'' demesi gerekirken saolsun O çok cool bi insandır pek bilir resmi işleri demiş ki ''Kardeşim şu anda dışarıda''.Koşmuş gelmiş beni uyandırdı.Dokunsal bi insan deildir benim aksime,ben annemi günde beşyüs kes öper sarılırken o böle yalap şap işleri sevmes.Bazen hissederim öpmek ister-ama beceri meselesi oluyo artık bi süre sonra-onu da beceremes..Nese,hatun geldi ''Büt hemen kalk iş yerinden aradılar'' dedi.İnanmassınıs bende rüyamda şerbet döküyodum tencereden küçük bi kaba.Dökmememde lasım yere,resmi bi yerdeymişmiim ne tencereden tabaa denk getirmeye uuraşıyodum.Anam o esnada uyanınca eyvah döktümmü acaba nie arıyolar diye düşündüm =))



Böyle uyanıncada sabahtan beri çarpıntıyla gesiyorum.Bişeyi gösüm görmüyo ürkek tavşanlar gibiyim..Bakkala ekmek almaya giderken baktım küçük! ve beyaz! kedimis Sancho koridorda yalanıyo.Kendisi iran kedisi olduundan temislenmeyi çok iyi beceremes.Ve küçükte deil beyazda =) Ben bile zorlanıyorum kucaama alıp sevmeye 6 kilo bişey.. Hani böyle iri kıyım sert görünüşlü insanlar vardır,aslında yumuşacık kalpleri olan..İşte kedimisde öyle bi varlık.Kedigenden aldı ablam.Çok dayak yiyormuş diğer kedilerden.Çok akıllı ve merhametli bir kedidir,inanamassınız.''Pisi pisi'' de hayatta bakmaz ama Sancho diye seslen yuvarlanarak iner.Kendimi bildim bileli evimisde beslediğimis 23.kedidir Sancho. Artık bi süre sonra unutulamayanlar listesi çıkıyor kedilerden..Sanchoda bu iki yönünden dolayı unutulmıcak bi kedi.Sanchodan önce hatta bir süreliğine onunla beraber bir kedimis daha vardı,adı Karameldi.5 çocuk dourup kocaya kaçması dışında hiçbi özelliği yoktu =) Sancho kedilerden dayak falan yemesin diye yavrularını biras büyüdükten sonra bahçemisde beslemeye başladık.Ama Sancho öle merhametli ki kapı açılınca içeri yemeğine fırlayan o yaramas yavrulara hiç kızmadıı gibi yemeğini yerlerken bakıyo onlara =) Bazen düello gibi burun buruna koklaştıkları sahnelerde oluyo ama deinmicem şimdi..




İstanbul'a taşınıcas umarım bütün kedilerimisi götürebiliris =( Bu arada iş konusu da Koç Holding'e baalı bir şirketmiş,başvurmayı düşündüğüm ama başvurmadığım işten onlar beni buldu.Puu maşşallah harikamıyım neyim yaa =) Hem de üsküdarda.Doum günümden bu yana hep umutsuzdum hayatım konusunda ama sanırım şansım dönüyo ;)

13 Ekim 2008 Pazartesi

Tesadüf


Benim kadar burçlara inanan bir insan olamaz..Günlük deil ama genel burç özelliklerine hep çok inanmışımdır.İnsanları tanımak için belli kriterlerimiz vardır ya işte benim için burcu bir kriterdir insanın.Ama burç özelliğini taşımayan bir insan içinde önyargı yapmam.Hatta hiçbi özelliğini bilmediğim burçlar var Koç ve Yay gibi.. Başak burcuyum,11 eylül doumluyum. Ruhsuzluk,kıskançlık,vefasızlık gibi özellikleri de kabulümdür burcumun.Aslında Balık burcu zıt burcumdur ama yükselenim olduu için Balıklarlada anlaşırım ve ruhsuzluk özelliğim böle hassas bi burç sayesinde daha azalmış sanırım.


Gene burcum sayesinde bir özeliğim olmalı,araştırmayı çok severim.Bir arkadaşım sayesinde Salvador Dali'yi duydum.Araştırdım.Boğa erkeğiymiş.Bana göre bir erkek ressam olmamalı ama boğa erkekleri hassas ve kibar olduklarından şaşırmadım mesleğine.Yalnız resimleri Picasso gibi yorumlanmıcak türden değil aksine naif ve ruha hitap eden resimler..


Tesadüf diye tanımladığım konu ise,arkadaşım kelebeklerden hoşlandığımı bilen bir insan olmamasına rağmen önerdiği ressam Salvador Dali de kelebek aşığı bir insan çıktı.Bu yüzden bazı resimlerine bayıldım,bittim.Ruhumu müzikten sonra en rahatlatan şey kelebekler sanırım..

Bu aşağıdaki resimde çok ilginç bişey keşfettiğimi düşünüyorum.Bu resmin ilgisini çektiği benim gibi tiplerdenseniz,bu resim hakkındaki yorumlarınızı duymak,resimde ne gördüğünüzü bilmek isterim.Şimdiden teşekkür ederim.

10 Ekim 2008 Cuma

Geçer..

Amanın aman,kaç gün olmuş yazmayalı..Ne kadar çabuk geçiyo günler.İş-güç yok boş boş geçiriyorum ama yinede çabuk geçiyor.Bi telaş bi huzursuzluk bi gürültü bazen ağlamalı bazen kahkahalı geçiyor.Bu şehirde işler başka şehirlerdeki gibi yürümüyor nedense.Sıradan,souk ve kendi halinde bi şehir ama,her şehre bakış içinde yaşadıklarınla değişiyor taby..Bu boş günlerde geçer..

Denizliyi özledim,çok özledim.Kokoreçcisini özledim.Eski okulumun karşısındaydı yeni okula uzaktı ama yinede giderdim.Hayatımda ilk kokoreci orada yedim.Başka bi yerde yiyemiyorum şimdi.Aynı tadı vermiyor..Forum çamlık'ı özledim.Paso tıkınmaktan bahsediyorum ama orda da hep tıkınırdım.Mcdonald's mı Sbarro mu yoksa bugünde Popeyesten mi yesek derken her zaman Burgerkingten hamburger,mc'ten de patates almakta karar kılardım.Eğer o gün bi zenginlik söz konusuysa HD'den iskender,bol tereyaalı bol salça soslu..Ouuhh!..Sokaklarını özledim Denizlinin.Huzurlu sakin az insanlı cool sokaklarını.O sokaklarda yürümek bi bayanın üstüne yeni elbise alıpta salına salına yürümesi gibi bi haz verir insana.Bazı özlemleri anlatması zor.Evimi özledim.Ne emeklerle yerleştirmiştim odamı.Zaten evcimen bi insanımdır ama o evde hiç çıkmıyordum odamdan.Zaten kızlardan haz etmem,işime de geliyordu.Kaçak wireless ağı yakalamıştım,helal etsin valla artık =) Sadece akşamları giren düzenli bi yaşantısı olan bi insanın pcdendi sanırım.Gerçi o düzenine sayıyodum arada,önemli işlerim yarım kaldığında.İlk nargilemide Denizlide içmiştim.Tabiky elmalı =) Okey oynamıştım.Çok severim okeyi.Asla hilesiz oynayamam ama.Aileden gelen bi alışkanlık sanırım.Ailemizde çok oynanır ve kesin hile vardır.Mühim olan yakalayabilmek.Ama üniversitedeki ortamda kimse benden öyle birşey ummamıştı.Sonradan lazım olan bana atılan ya da attığım taşları usulca alıp,ıstakamdaki lüzumsuz taşlarıda arka cebime atıverdim =) Sonra yenince karıştırırken avucumun içinden salıverdim taşları..peehh..Nerden çakıcaklar?Çakmadılar taby.Ben söyledim sonradan..Daha saysam özlemlerimi,öyle minik şeylerden bile zevk aldım ki orada.Sanırım birazda mutlu olmakla alakalı.Bu şehirde de mutluyum tabiky ama işte insan içindeyken kıymet bilmez ya ondan sanırım Denizliyi çok özlüyorum.Bu özlem de geçer..

Bide hastalık çıktı başıma,ay başıma deil kalbime =pP Ne zamandan beri kalbimde tekleme,ritm bozukluğu,çarpıntı vardı.Ama doktorlardan nefret ettiğim için gitmedim.Fakat bikaç zamandır baya ağırlaştı.Ablam babama şikayet etti dün hemen apar topar götürdüler beni hastaneye.Doktor dedi ki sinüs aritmisi gibi bişey olabilir,bi ekg ve ekg holter isteyelim sizden.Bide Kan tahlili! Amaaann..Gözlerim yerinden kaymış,hiç sevmem kan vermeyi zaten ömrümde bi kerecik vermişim onda da içim geçmiş haftalarca kolumdaki morluk geçmemiş.Hazır doktorlarıda sevmezken ukalalık yaptım dedim ''Niye lazımdı şekerim kan tahlili'' =)) Valla yalan..Ukalalığı falan gözüm görmedi zaten adamın soyadı Kerpeten,dedim bu şimdi ''Bu kalp işe yaramaz,çok yormuşsun''deyip hartt! diye koparıp alıverir kalbimi =)) Yaralı ceylan modunda ''Neden lazımdı doktor bey tahliller?'' dedim.Babam ses tonumdan dolayı acımış olucakki bana,sözü o aldı.Dedi korkuyo falan feşmekan.Kerpeten dedi ''Bizim hasta korkutmak deil amacımız,kan tahlili varsa yakınlarda yeterli'' dedi.Keh keh güldü bide..Te allam! Korkmuyorum len verin şırıngayı dedim,çaaatt! diye soktum koluma aldım beş tüp kan =))) Nesee..Ekg çekildi.Bugüne randevu verildi ekg holter içinde.Bugün gittim bi cihaz taktılar ahtapot gibi naha öle beş kollu =) Geziyorum bakalım muhabir gibi.Yarına kadar çarpıntım olursa üstündeki düğmeye basıcam tespit edilecek ne olduğu.Arada dönüyorum ablama kulaam bastırarak ''Meyrem sana baalanıyoruz'' diye dalga geçiyorum gülüyo..E taby bi ayak çukurda olunca böle esprilere bile gülünüyo..Şaka bi yana tedirgin bizimkiler.Bense yaşamı severim ama uzun yaşama heveslisi bi tip olmadıım için ölmekten deil ölememekten korkuyorum sadece.Bu da hepsi gibi geçer..

Duygularını benim gibi çok yoğun yaşayan bir kral varmış.Üzüntüsü içine işler,sevinci kalbini hoplatırmış.Her duygusunu aşırı ve zarar verici şekilde yaşarmış.Bir alimi çağırtıp demiş ki ''Bana öyle bir söz bul ki bu yönümden kurtulayım'' Eyvallah demiş gitmiş alim.Bi süre sonra gelip bir yüzük hediye etmiş krala.Üstünde ''Geçer'' yazıyormuş.O hikaye gibi düşünüpte yaşayabilsem hayatımı acaba daha mı az çarpardı kalbim?

4 Ekim 2008 Cumartesi

Açıııım! ;)










İnsanın hayatından geçen her yeni kişi bir değişiklik ve tecrübe katarak gidiyor..Çok manalı olmıcak ama benim karnımı acıktırdı bu ilişkinin bitişi =)) Mcdonald's patatesii,Crispy chicken hamburgeri,Mısır gevrekleri(illaki çikolatalı),Mini kekler,Donutlar,Cino(kayısılı leziiz ve eski =( bir çikolata),Bol çikolata kremalı pastalar,pudra şekerli kürt böreği ve tabiki muz. Hatta sadece abur cubur deil yemek bile çekiyo canım.Sosisli makarna,garnitürlü pilav,boll yourtlu ıspanak,pulbiberli acı kapuska,rula köfte ve bütüünn tavuklu şeyler..Hepsi kafamın içinde uçuşuyo ;) Öle ki dikkatimi dağıtmam gerekiyor başka şeylerle.He ben onunda yöntemini buldum.Fotolarına bakıyorum =) Yanımda da bi peçete,aasımın suyunu siliyorum arada =)) Gariplik zor be kardeş.. Ben böle acınacak haldeyken diğer insanların evinde midesi büzüşmemiş rahat rahat oturmasına içim elvermedi..