27 Kasım 2008 Perşembe

..Hikaye.. Madalyonun Ikı Yüzü





Kürsüye çağırılmışım.Bi anlık duyduumu algılayamadım.'Ya keşke ahlaki deilde bilimsel falan bi konuşma olsaydı ouff..' dedim içimden.Her zamanki bezgin düşüncemdi bu.Terimi sildim o ince bitmek bilmeyen yolun sonunda..Yok siz yanlış anladınıs öyle çok bi makam sahibi deilim.Ama dinlenirim,böyle önemly günlerde adım hep başta yer alır.Saolsunlar..

Tek adımla çıkılabilecek kürsüye üç basamak merdiven iliştirmişler..Bak bu streste gülesim geldi.. Yılların hanımefendisi edamla narince çıktım basamakları.Tecrübeli olsamda bastıramadığım heyecanımı,boğazımı temizleyerek azalttım.Klasik konuşma başlangıcı hareketlerim..Elimle yakama bir iki rötüş..Kürsü arkasında kalan bacaklarımı usulca yanyana çekişim..Ak saçımdan topuzuma kadar solgun ellerimle bi dokunuş..Iı-ımm..

'Beni bilirsiniz.Hep böyleyim,bağışlayın.Sizlerin ilgisine layık olur muyum düşüncesi her defa ilk seferki kadar heyecanlandırıyor beni.Öncelikle hepiniz böyle zorlu bir şehirden,bu denli yoğun işlerinizden zaman ayırıpta geldiniz,hoşgeldiniz.'



Alkışlar..Hep ilk alkışlar en coşkulu olanlarıdır..Acaba son cümleyi çok mu uzattım ouf..



'Bugün hepimiz adına mutluluk dolu birgün.Küçük yavrularımızı güzel olan imkanlarından,çok daha güzellerine taşıyoruz.Her bir tuğlasında emeklerimiz,çabalarımız yatıyor.Bunun bir parçası olmak beni öylesine mutlu ediyorki,anlatamam.Nasıl ki zorluklarını,imkansızlıklarını birlikte aştıksa,bugün burada açılış törenimizle bu hakettiğimiz coşkuyu da beraber paylaşıcaz..(Alkışlar...) Sözü fazla uzatmadan açılış kurdelemizi kesmek üzere belediye başkanımız Ahmet Derin'i huzurlarınıza davet ediyorum.' (Daha sönükleri..)


...


Taksiden dışarı bakıyorum.Şehrin ışıkları yanmış bile..Ağaçlarla bir olup gölgelerini oynatıyorlar yüzümde.Hep öyle gölgede kalsam..Ouff..Bugün..Bugün o küçücük çocukların bana sevgi dolu bakışları..İnsanların boynu eğik teşekkürleri..Daha bir derine saplanıyor bunlarla,kalbimdeki bıçaklar..Yıllar yıllar oldu..Hiç mi değişmezsin? Hala heyecanından sanıyor insanlar terlemeni..Kekelemeni..Yapma kadın!Kendine bari bu kadar acımasız olma.Biri çıkıp gerçekleri öğrenicek,haykırıcak diye aklın gidiyor.Bütün kandırdığın o insanlar..Kişisel harcamalarına alet ettiğin o vakıf bağışları..Hele o çocuklar..Ouuff..En sonunda onlarıda mı katıcaktın bu dalaverelerine..Ne yaptılar sana? Hangisi ne yaptı ki zaten..Hepsini ben kendime yaptım.Her mutlu sonda onlar istediklerine ulaştılar.Ben kirlendiğimle kaldım..Daha çok kirlendiğimle!.Bi yerlerde mümkündü iyi biri kalmak.Şimdi kimliklerini bile hatırlamadığım insanlarla dolu olaylardan birinde..Belki ilki bile deil..Herhangi birinde..Düzelmek mümkündü..



Başlayınca yanlışa öyle gelmiyor ki..Her biri sanki en sonuncu..Doğruya yönelmenden bi önceki sanki..Ama öyle deil..Kirlenmemek mümkündü..Değişmemek..Diğerlerini örnek alıp iyi olanları da beraberimde kirletmemek..Birilerinin dahada paklandığı olaylarda benimde kirlerimi arıtmam..Mümkündü.



Ama o şansı çoktan kaybettim ben...


Şu eğitim sistemi çok canımı sıkıyor.Kimse istediği yerde değil,kimse sevdii işi yapmıyor.Bu ülkeye faydalı olmak istiyorum diye sessiz çığlıklar atan işte benym..Bi arkadaşım özel bi ünide bilgisayar mühendisliği ikinci sınıftan terkmiş..Yeni öörendim.Adaletsizliğe bak!Adamı özel okula yolluyorlar..Beleş..Hiçbi enerji sarfetmeden..Sadece oku diyorlar..Ona raamen onu bile eline yüzüne bulaştırıyor.Bu zengin çocukları neden genelde böyle karaktersis ve boş beleş adamlar oluyorlar acaba?

Öyle canım sıkıldıki anlatamam.Össde bikaç matematik yapamayınca teknikerliğe layık görülüyosun.Oysa mühendislik okuyanların çounuda biliyorum.İsteksis..Öylesine..Nesin?Mühendisim.He tamam!. Nolur şu dgsyi kazanmak,garanti olabilicek kadar basit olsa..80 sorudan 70 küsür net istenmese..Atsalar beny mühendisliğe,tüm mühendislik okuyorum diye geçinenlere haddini bildirsem.Derdim;para,pul,makam deil.Sadece okumak istiyorum.Biliyorum ki okursam hakkıyla okucam.

İnsanın ne okuduu deildir onu bir yerlere getiren.Abimin bi lafı var;önemly olan ne okuduun deil,karşına gelen fırsaları nasıl deerlendirdiin.Dooru..Ama bir sürü yarım akıllı insan mühendislik okurken,okula zorla giderken..Amacı bişey örenmek deil diploma alıp iyi işte çalışmak olurken.. Ben böyle okul aşkıyla yanıp tutuşurken.. Adaletsizlik beny kamçılıyor..


Bide böle tipler gidip facebookta saçma salak gruplar açıyorlar,'ömür uzun bir tatil..okul gençliği öldüren bir katil' diye.Vayy embesil gençlik vay.Sonra bide utanmadan,okumayı herşeyin üstünde tutan Atatürkü sevdiklerini söylüyorlar.Ya da ülkelerine çok faydalılarmış gibi ülkücü oluyorlar..Ne işe yaradıklarını bilmedikleri partileri,sadece aileleri tutuyor diye tutucaklarına önce ülkesi için,hatta onuda geçtim kendisi için okuduu okulu adam gibi hakkıyla bitirsin.Kimsenin derdi öğrenmek deil,kısa yoldan bol paralı yaşamak.Böyle tek derdimis kıçımısı kurtarmak oldukçada daha çok aç susus parasıs kıtlıkla savaşla yaşarız..

Bugün bi arkadaşıma bahsederken hatırlayıp yıllar önce koparak okuduum penguendeki Yiğit Özgür köşesini tekrar kahkahalarla okudum..Siz de beenirsinis eminim =)













20 Kasım 2008 Perşembe

Acizlik


Bloomun pek çok yerinden farketmiş olabilirsinis,acizliklerden nefret ederim.Başkasının acizlii beny baalamas,en çok kendi acizliklerime kılım.

Kendimi yerden yere vuruyorum yinede 'bana mıyım' demiyorum =)) Şu yaşında hala karanlıktan korkar mı bi insan yaa..Gündüs diyorumky bu gece gece lambasını kapatıp uucam,yok aby gene kapatamıyorum.Diyorum iice sıziimde öle kalkıp kapatırım uykulu..Ohoo..Başımı yastığa koyunca uyuyorum saten =) Sabah kalkınca sövüyorum kendime ama kısır döngü haline geldy artık,uuyamıyorum lambasıs..

Köpeklerden korkuyorum.Ama korkmak kelimesi sanky benim korkuma yeterli deil..Kocaman yolda köpek benden deil diğer taraftan dooru yürüyor yinede kendimi kaybediyorum,yanımdakinin -ki genelde annem oluyo bu kişi- kollarını paralıyorum.Zavallı kadının morarıyo kolu saten minicik bişey kendisi =) Ona raamen köpekten tarafa geçip koruyo beny..Rezalet yaa..Bide aile içinde belly bi karismamıs vardır,abim yoksa bisim hatunları ben korurum erkeklerden.Otobüslerde annemi ablamı yönlendiriyorum adamların görüş ve el ayak alanına girmesinler diye.Pis pis bakarım bakan ya da lafımısı dinleyen bi tip varsa..Ama kıç kadar köpekten -bırak onları- kendimi bile koruyamıyorum =) Tek başıma olunca yolu uzatma pahasınada olsa deişik yerlere dalarım köpek görünce,ama yanımdaki eer annem deilse sinir oluyo bana ya yürü nolucak diyo,bende biliyorum bişey olmıcak ama korkuyorum işte.Ben bu huyuma sinir olurken başkalarınında sinirlenmesi yada bişey demesi çok üsüyo beny =( İsteyerek yapmıyorum ky =(


Sonra bide hava kararınca,karanlık fobimdende gelen bişey olsa gerek,erkeklerden korkuyorum.Yanlarından bile geçerken son anda bi manevrayla bişey yapıcaklar diye yumruumu sıkıyorum hasırlanıyorum kavgaya güya kendimce.Kimi,nasıl dövüceksem..En son lisede bi çocuu tokatladım yanaamı sıktırıp sıktırıp gidiyo diye..Tüm aciton olayımda odur..Yinede dövücek kadar güçlü olmadıımı bilsemde belky gösüne yumruk ya da münasip yerine tekme geçiririm diye hazır bulunduruyorum kendimi.Hava karardıysa bütün erkekler bana düşman.Sanky adamın işi gücü yok sokaktaki tek kıs benim bana saldırıcak.Hayır yany mazallah bi tanesinin başı fln kaşınsa ben yanından geçerken,saldırıcak sanıp girişicem bigün =)


Bide..Son aklıma gelen acizliim.Kavga eden insanlardan korkmak.Geçen gün karaköyde tatlı yiyelim dedy abim.Dedimki ben çok seemem tatlı.(güllaç,profiterol,künefe,burma hastasıyım çaktırmıyorum) Boşu boşuna girmeyelim abicim,sora geliris tatlı içinde..Bi bakalım gel belky seviceen bişe vardır dedi.Girdik..Bi kadın iki katı boyunda adama baarıyo.Baarmıyo çığırıyo resmenn..Kadın aynı küçükken yuvarladıımıs top böceklerine bensiyodu.Şişman ve minicikti.Teysenin şöle bi boynuna dokunsan katlanıp yuvarlanarak gidicek sanky pastaneden =) Nese..Şimdi böle sevimli betimlememe bakmayın aşırı korktum.Benim ne alakam var olayla ne bişey.Bir sürü insan var,teyseye yakın bile deilim..Yinede çok korkuyorum baaran kavga eden insanlardan.Abimde biliyorum seemes böle saçmalamalarımı,hady abicim gidelim benim tatlımdan yokmuş burda dedim =) Yasık kusucumda bişe demedi çıktık hemen..


Aciz olmaktan daa kötü tek bişey vardır.Senin zaten rahatsızlık duyduun acizliini bi insanın suistimar ederek kendini o konuda yüceltmesi,sana salak gösüyle bakması..


Dikkat aciz var! ;)

19 Kasım 2008 Çarşamba

Canım Ülkemin Olmayan Krizinin Korkusu


Küçüktüm ben daha,bi misafirlikteydik.Devalüasyon oldu diye telefon açmıştı babam anneme.Babamla annemin konuştuu dönemler varmış yany ne kadar yabancı geliyo şimdy böle bi cümle kurmak =) Nese.. Kriz geldy canım ülkeme..İnsanlar parasız kaldılar,borçlarını ödeyemediler..Paramız deer kaybetty,dolar deli gibi fırladı,adam bir ay önce aldığı borcu belky beş-altı katı olarak ödemek zorunda kaldı..


En zenginide dahil hepimisi etkiledi bu durum..Fakat atlattık krizi.Kafamısa sokamadıımıs gerçekte bu.Şimdy bir kısmımıs devamlı kredi çekip borç ödeyip sonra tekrar kredi çekerek o bankaya olan borcunu başka bankaya kaydırsada..Geçti kriz..


Ama bu döngüyü bu şekilde kris korkusuyla döndüremeyis.İnsanlar aman krisdeyis aman kris gelicek diye ellerindeki nakitle işlem yapmıyorlar.Satış her şirkette var ama o satışlar paraya dönemiyo,insanlar ödeme yapmadığı için.Akıllı olup borç kapatıp borçlarımızı almak lasım.. Burdan konuşmak ne işime yarıcak bilmemde yinede dertlendim ülkemin haline kendi kendime =) Kızılderililerle beyazların bi olayı vardır ya;kızılderililer hava tahminini iyi yapar diye onlara güvenip beyazlar bu kış souk geçicek demiş odun kırmaya başlamışlar.Kızılderililerde ye bu beyazlar akıllı adamdır bu kış souk geçicek demekky odun kestiklerine göre diyip onlarda beyazlara güvenmiş..Herkesin dilinde bi kriz sösü varda,kris falan olduu yok.Korkma canım ülkem ben seny korurumm =)

13 Kasım 2008 Perşembe

Mim kadar başınısa taş düşsün =))

Mim mimik ecük bücük... Paradise saolsun bizi iplemiş,mimlemiş =)
Seviyorum arkadaşım seny..

Sanki her yaptığımız şeyden önce gerisini ilerisini çok düşünen bir milletmişiz gibi oturup neden blog yazdıımızı anlatıyoruz.Evet,yazmaya bayılıyorum.Evet,köşe yazarlığı gibi bir işim olsa dünyanın en mutlu insanı ben olurdum.Ve evet,yazınca rahatlıyorum..Ama bunların hiçbirini düşünerek başlamadım ben yazmaya..
Çok fazla kafamda yorum getirdiğim olaylar vardı.Kimsenin bu zamana kadar yorum getirmediini düşündüüm..Örnek;ilk yazım Yabancı diziler.. Böyle bir konuya bu şekilde bakabilen birini görmedim.Ve daha bunun gibi pek çok konuda yorum birikmişti içimde.Kim uuraşır oturup düşünür bunları izle geç diyebilirsiniz ama yaşadıım hiçbirşeyi üstünkörü yaşamam.Bunları yazarım,paylaşırım ve belki benim gibi düşünen beni anlayabilecek arkadaşlara sahip olurum diye yazmaya başladım bloğumu..

Hiç artistlik yapmayacağım bir konu daha var..Beni okuyanlar,yorum yapanlar hatta takip etmeyipte bir defaya mahsus gelenler bile beni bir çocuk gibi mutlu ediyor.Dilber hala gibi;ben yazarım okuyan okur beğenmeyen bırakır kaçar demiyorum =) Ayy bi kişi daha yorum yapmış,ayy yeni biri bloguma gelmiş diye öyle çok mutlu oluyorum ky..Siz okuyanların varlığı blog yazmanın en güsel yanı..Teşekkür ederim Paradise =)


Bende bitanem,canım,kuzum,aşkım ablamı mimliyorum..Şev LaL elim sende ;)


Sanırım az biras hiperaktif bi insanım.Okul yıllarımda yerimde hiç durmazdım.Şu günlerde de çok boşum,ne kadar hareket etmek istesemde evin içinde oluyorum.Çünkü feci bir yokuşumuz var insem çıkamam.O yüzden arabasız yani abimsiz adım atmıyorum dışarı..

Fakat bu hareket edememe konusu beynimi çalıştırmak zorunda hissetmeme yol açıyor.Ve zaten yalnızlıktan dolayı devamlı kendimle muhattabım.Devamlı düşünüyorum..


Seçici algılama neden meydana geliyor?Bildiklerimiz beynimizi nasıl bu kadar seçici kılabiliyor? Dinimizde yanımızda olan kişi hakkında iyi bahsetmek neden haram? Emme ağlama gibi reaksiyonlar anne karnındaki bebekte nasıl oluşur? Gerçekte beden hareketsizken rüyada nasıl gerçek hissini hissedebilir beyin? Neden bazen bulanık gözle görürüz rüyaları? Rüyama nasıl hükmedebiliyorum?Kramp nasıl meydana gelebiliyor? Kramp girdiğinde o bölgeden kıl koparmamız kasları nasıl harekete geçiriyorda kramp geçiyor? Vücutta hangi kemikler esnekte boyumuz uzayabiliyor? Neden beynimizi çalıştırırken kafamız kaşınır? gibiii..bir dizi soruyu her gün düşünüyorum..Kimisini mantığıma oturtabiliyorum,kimi sorularıysa senelerdir cevaplayamıyorum..


Bugün akşam Dr.House dizisini izlerken,bir konuya açıklık getiremediklerini farkettim.Ve hala onu düşünüyorum.Yukarıdakiler gibi yapmıcam.Güzelce sorumu açıklıcam,yorum getiricem ve sizden de yorum beklicem..


Halüsinasyon;bilindiği gibi,gerçekte var olmayan objeleri görme,işitme,kokusunu alma,dokunabilme gibi duyu verileri tarafından yanlış ama gerçekmiş gibi algılanmaya denir.Benim tanımım,organlara beynimizin hükmetmesiyle oluşan yanlış algılar.Aynı kapı ikiside..Kabusun tanımı ise;çoğu kez bunaltıcı ve boğucu duygular sonucunda gelişen, son derece sıkıntı verici düş.. Sorum şu..Halisünasyon rüya halindeykende görülebilen bir durum,ikisi birbirinden nasıl ayrılır? Hangisi beynin ne tarafını baskılar? Çünkü beynin farklı bölmelerine hitap etmesi gerekir farklı şeyler olması için..Ben çıkamadım işin içinden..


Bu arada;eğer sizi çok sıkmış olmazsam iki bilim konusu daha var sıkıntı yaşadığım.Onlarıda bir başka yazımda sormak isterim..


(Bu yazım;Dr.House m.d 2.sezon 23.bölümden esinlenilmiştir)

11 Kasım 2008 Salı

Bazen Kader Sırıtır =)


Birkaç ay önce,üniversite bitimi pıl pırt toplayıp Kütahyaya döndüümde,hangi şehire taşınsak diye düşünüldü.Ablam o şehirde evlenicek,ben o şehirde dgsye hazırlanıcam,aman her isteğimize cvp verebilsin,aman denizi olan bir şehir olsun diye düşünürlerken...Ben düşünmüyodum çünkü sadece Denizlide olmak istedim hep.Ki hala ruhumun bi kısmı orda eminim..Velhasıl Bursa olsun,hem İstanbula yakın,tüm sülaleylede istediğimizde görüşülür dediler..Bir sürü iş başvurusu yaptık hepimis..Olmadı..Şimdi nasıl bir ouh çekiyorum anlatamam.

Bugün döndüm İstanbula,üç gündür Bursadaydım..Nefret ettim şehirden..Neresini seviyorlar hiç anlamadım.Basık bungun hava,donuk insanlar..Deniz olan şehirlerdeki gibi yumuşak bi esinti yalamıyor insanların yüzlerini..Bir sürü semtini gesdim,bir hayat belirtisi olan insana rastlamadım..


Küçüklüümde gitmiştim devamlı havaya mı bakıyodum ne iyi izlenim bırakmıştı bende.Yoksa öyle bir şehire taşınmak için iş başvurusu yapar bide çıkmayınca şansıma tükürür müydüm? Ouyy şansım şansım..Ne şanslıymışıs meer..Topraanı avuçlayıp öpseydim İstanbula adım atınca,abes mi olurdu acaba? =)

(Bu arada Dürdanemde hemen karşıladı beni gece gece takunyasıyla yürüyo tepemde..)

9 Kasım 2008 Pazar

Ufacığısken.....


Kendimi cık-cık'layan babanneler gibi hissediyorum. Şu yaşımda bile aasım açık dinliyorum çocukları.O kadar kıymet bilmes o kadar saygısıslar ki..


Merve ablam,ingilizce öretmeni.Akşamları gelip bise çocukları anlatıyor.Öyle çok şaşırıyorum ky..Eskiden jenerasyon farklılıkları üç beş nesilde bir olurmuş.Şimdi nerdeyse iki senede bir başka bi tip jenerasyon douyor.Aileler çocuk yetiştirmeyi bilmiyorlar,orası kesin! Çocuklarda bulmuyorum ben suçu.Dört dörtlük bir hayat sunmaya çalışıp her istediini alıyorlar 'Aman benim olmadı yavrumun olsun' mantığıyla,sonra çocuk hiçbişeyden mutlu olmuyor.Ezilerek büyüyen hatta bu sayede olgunlaşan ebeveynler,'Aman ben ezildim sen ezilme' diyip hakkını savunmayı öretiyorlar çocuklara.Ama yanlış şekilde..Saygısız oluyor çocuklar.Paramı verdim oturmak hakkım diyip yer vermiyorlar otobüslerde..O ince çizgiyi kaçırıyorlar ebeveynler öğretirken..


Biz ufakken marşmelov,kavut(leblebi tozu),hazine sandığı.. en mutlu olduumus şeylerdi.Kavut aasımısdayken Yusuf demeye çalışırdık =) Tadı çirkin(yanlışlıkla yerdim çünkü) ince uzun yaalı bi kağıtta olurdu kavut.Boasımısa kaçar ölümlerden dönerdik =) Hazine sandıından kıytırık bi sakızla minik hediyeler çıkardı.Sandık şeklinde,kaıttandı..Minicik renkli kolonyalar vardı,hatırlarmısınıs bilmem.Kokulu silgilerimis vardı.Hala aklıma getirince burnumda biter kokusu..Günlük harçlıklarımıs vardı..Tutumluluk yapar biriktirirsen bazı günler daha kıyak yerdin kantinden..Kasetler vardı..Kayıtlar yapardık,djlik yapardık hatta daa çok saçmalardık..Aterimis vardı;galaksi oynardık,uyduruk grafiklerden bisiklet,araba,koşu yarışları vardı,tabancasıyla köpek-ördek öldürürdük,kaktüsün önündeki adamı vururduk pantolonu düşerdi =) Türkiye çocuk dergisi vardı,hiç kaçırmadan takip ettiğimiz.Barış mançomuz vardı..Tadlar,kokular,tutkular..Gerçekti. Şimdikiler gibi manyak teknolojik oyuncaklarımıs yoktu ama en ufak şeyden bile dünyalar bizimdi.. Kibritten yapardık oyuncaamısı bile.Satın alınan hediyeler emeksis ve isteksis oynanırdı.Çok iyi hatırlıyorum kusenler abim ve ben kasetleri bi dikey bi yatay dizerek metrelerce yükseklikte kule yapmıştık.Ya da belki bir-bir buçuk metreydide ben ufaktım..Abim ablam ben,fırıncılık oynardık.Konser verirdik.Luna parka çevirirdik odayı,yatakların süngerleriyle..Mutluyduk be..Şimdi herşeyleri var,ama yüzleri gülmüyor çocukların.Huzursuz,tedirginler..Gelecek kaygıları daha ilkokuldan başlıyor..Acıyorum çocuklara.Onlar hiçbi zaman bizim kadar saf,temiz,mutlu çocuklar olamıcaklar..

8 Kasım 2008 Cumartesi

Pepug Kuşu


Pepug ve Keleng Kardeşler..

Olay Kıği ve Dersim yöresinde geçer.Pepug ve Keleng iki kardeştir.Biri kız biri erkek..Anneleri ölünce babaları üvey anne getirir başlarına.Zalim,acımasız..Çocuklara kan bağıyla deil merhamet bağıyla bile bağlı olmayan bir anne.Bahar gelince üvey anne kenger toplamaya yollar çocukları.Heybeyi ve çakıyı tutuşturur ellerine.Pepug ve Keleng,taze kenger toplamaya başlarlar.Kenger,baharın taze toprağından fışkıran kökü sütlü bir bitkidir.Sütünden keleng sakızı yapılan bir bitki..Fakat dikenli ve çatallıdırda.

Erkek kardeş çakısıyla elleri yara bere olana kadar binbir zorlukla toplar,Pepuğun heybesine atar.Fakat heybe delinmiştir.Ve attıkları bitkiler hep saçılmıştır.Akşam olur..Keleng heybeye bir bakar tek bir bitki yok.Pepugtan şüphelenir.Sorguya çeker onu..Yemedim desede,inanmaz.Üvey anneden korkusuna ne yapacağını bilemez..Pepug yalvarsa da inanması için,Keleng midesine bakmaya karar verir.Çakısını çıkarır ve öldürür kız kardeşini..Midesine bakar ki hiçbir şey yok!.Artık çok geç olduunu anlar,Pepug ölmüştür.Açar ellerini havaya dua eder.''Allahım ben ne yaptım!..Nolursun beni kanatlandır,uçup gideyim.Pepug pepug diye kardeşimi bulayım'' Allah bu duasını kabul eder.


O gün bugündür,Bingöl yöresinde her Nisan-Mayıs aylarında dağlarda vadilerde Pepug kuşunu hep görürsünüz.Kardeş kanının akıtılmasının ne kadar günah olduğunun anlaşılması için bir ders olarak anlatılır bu hikaye..Rivayete göre kuş hep aynı sesle ötermiş ve bize şunu dermiş..


'Pepug, Pepug, Pebug
Ke kuşt ?Mı kuşt. Ke şoşt ?Mı şoşt. Ke hılani ?Mı hılani. '


Yani..'Pepug pepug..Pepuu kim öldürdü?Ben öldürdüm.Kim yıkadı?Ben yıkadım.Kim defnetti?Ben defnettim'


Bu hikaye birçok deyiminde türemesine yol açmış o yörelerde..Ömrün pepug kadar olsun! Pepug gibi şakıma! Pepug gibi oldum,diyar diyar gezdim..gibi =)

6 Kasım 2008 Perşembe

Üst komşum Dürdane

Canımıs komşumus Dürdane,sinir hastası.Adını ben koydum.Yüzünü bile görmüşlüğüm yok henüz.Görsemde o seslerin bir bayandan çıkabileceğine ihtimal vermediğim için,bilemem bizim Dürdane mi deil mi..Anca karşımda ''aaaaaaaaaaaaaaa'' diye bir feryat koparması lazım.Hergün iki kere yaptığı gibi..


Başka yatakta rahat uyuyamama fobimi,Denizlide üç ev değiştirip her tatilimde de memlekette birgün annemde birgün babamda basende teysemde kaldığım zamanlarda atlattım sanmıştım.Ama abimlere taşındığımdan beri gece lambasıs uyuyamıyorum hala..Sınuf sınuff..Acizlik kokusu.. =)

İlk kaldığım gün,rüyamda sesler duydum.Kavga sesleri.Muhtemelen telefondaydı çünkü sadece hatun sesi vardı.Hesap soran ikna olmayan kavgayı uzatan bi ses.Gözümü açtım.Aynı kapı çaldığında da rüya sanıp rüyamda kapıyı açıp hatta gelen misafirleri ağırladığım gibi,telefon konuşması da rüyamda deil gerçekteymiş.


Dürdane sadece ilk günümde deil hemen hemen hergünümde böyle uyandırıyor beny.Basen direk sinir krizinin sesleriyle uyanıyorum kalbim başlıyo güm güm.Kaburgalarımı ittiriyo nereye çıkıcaksa..Basen direk Yusuuufff diye girişiyo oğluna,sonrada bayılıyo yere küüt!..Oğlan başında ağlıyor.Muhtemelen eşi olduunu tahmin ettiğim şamar oolan da geliyor başlarına..Basen takunya mıdır ne halttır hantal bir terlikle evde sinirli sinirli böğürerek yürüyo.Dürdane inci tanesi demektir ama böyle kalıplı bi insan izlenimi veren tınısı varya,o yüsden koydum.Dürdane,1.98 boylarında,kabarık bol kat kesimli sarı saçlı,soluk renkli kıyafetler giyen bir tip..gibi geliyor bana.


Bigün karşılaşırsam ve yanından sağ kurtulursam haber ederim,nasıl bi tipmiş =)




Küçük bir kızken,günlük tutardım.Öyle öğretmenlerimizin önerileriyle tutulan günlüklerden değildi.Kendi isteğimle..Bütün yaşadıklarımı değil belki ama bütün hislerimi yazardım.Nasılsa biri bulsada açıp okumayacaktı.Ailem çok dikkat ederdi böyle konulara..


Şimdi blog tutuyo günlüümün yerini.Keşke imkanım olsada gerçekten bütün hislerimi yazabilsem yine.Çok zor..Hissettiklerimi ifade etmek artık eskisi kadar kolay deil.Büyüyor muyum? Yok,istemiyorum.Hiç istemiyorum büyümek.Bir sürü şey öğrenmek istiyorum ama büyümeden,değişmeden.Hayatta sadece iki yanlış yaptım.Bi tanesinin bende dahil kimseye bir zararı yoktu.Yinede yanlışım diyorum ona..Diğerinde haketmeyen bir insanı ve kendimi incittim..Çok zaman önce,hayat bizi tekrar karşılaştırdığında özür diledim ondan.Ama kabul etmedi.İçimde kocaman bi yaradır..




Sanırım bu yaramdan ötürü,bu kitap içimi eritti.Bazen Emir'in(kitabın kahramanı) herhangi söylediği bir söz bile ağlatıyor beni.Biliyorum onunda aklına o anda hatası geliyor.Onunla beraber beni de kamçılıyor söyledikleri.Nasıl böyle yazılabilir bir kitap bilmiyorum ama bende yaşıyorum kitapla..Çok ağladım,çok fazla.. Çocukluğumda içime atıp günlüğüme yazdığım,ağlayamadığım herşeyin acısını çıkartmış olucak kadar çok.Yatmadan önce okudum,sabah uyandığımda okudum.. Bi yanım keşke hiç bitmese dedi,bir yanımda kitabın ortasından beri içime koydukları o acının bitmesini istedi.Hiç bi zaman beklediğim olaylar gerçekleşmedi.İşte bu yüzden hayatı anlatıyor.Harika bir dostluk öyküsü.. Benim incittiğim kişi dostum değildi,hatta kitaptaki hiçbir olayla yaşadıklarımın bir alakası yok.Ama çok acıttı canımı..Hatun kişinin dediği gibi..Asıl içimde,içinde yüzdüğüm bir deniz var..Sizin bile şaşıracağınız kadar çok içinizdeki denizi dışa vurucak bir kitap.



''Uluslararası 'çoksatar' listesine girmiş ve 8 milyonu aşkın kişi tarafından okunmuş olan Uçurtma avcısı,hem 2006 hem de 2007'de Penguin/Orange Readers's Group Ödülü'nü kazandı.''

Herkesin okumasını öneririm.Khaled Hosseini-Uçurtma avcısı.


Babacım ne maç oldu beeah...Bi ara sadece Arsenal oynuyo sandım.Hiç mi top fenerin ayağında bitmes yaa.. Adamlar %64lük top hakimiyetine raamen bir gol atamadılar yahu.Ne ballı milletis..


Fenerli deilim ama feneri ve fenerlileri kutluyorum.Güzel oynadıkları için değil,şanslı oldukları için.. 0-0 beraberlik anca böyle coşkuyla kutlanabilirdi.Maçın ağası adamları kalemise sokmadık,helal! Canım ülkem..Ballı ülkem..















Bu hafta arkadaşlık haftasıymıışş..Dırım dırımm..
Valla ben sabah bana arkadaşımdan gelen mailin yalancısıyım.Değilse bile ne farkeder?Zaten anlatıcaklarım vardı,bahane oldu =)
Birkaç gün önce liseden Fatih diye bir arkadaşımı(1.,2. ve 4. resimdeki çatlak),yaradanın bise sevdiklerimise kavuşmamıs için bahşettiği facebookta buldum.Sonra msne geçtik..10. sınıftaymışıs,ben sınıf başkanıymışım (kahretsin,yine!..) Fatihte kurtlu bi çocuktu zaten..Hoca yokmuş derste demiş ki dışarı çıkıcam ben.Ben de izin vermemişim.O da inada bindirmiş.Hayır çıkmıcaksın Fatih demişim.Erkek adam ya ondan ufak bi hatunun höd! demesini kaldıramamış Fatihte açmış kapıyı.Bende tam kapatırken eliyle kapıyı tutmuş camlı tarafından,şaşkın..Kapı kapanmış ama camlı kısım tamamen elinde kalmış =) Kıyamam çocuun eli kanamış.Hemen o sırada müdüre çıkmış ben cam kırdım sınıfta demiş..Olay hallolmuş bir şekilde..Neden -miş'li zamanda anlatıyorum?Çünkü beynimde record hücrelerde bi sorun var.Eksik mi kaydediyorum ne şu olayı bile hayal meyal hatırlıyorum..Dün özür diledim Fatihten paşa paşa..Hem çocuk benim yüsümden kırdığı camın hesabını vermiş hemde ben olayı bile hatırlayamıyorum,ne ayıp!

Sonra düşündüm hatırladığım olayları..Birgün tüm sınıf içeride kilitli kalmıştık =) Anam anam ne cümbüştü yaa..Apo diye bi kırık var sınıfta(son üç resimdeki lacivertli çocuk),başladı sıraların üstünde tepinmeye şarkı çığırmaya.Emine diye bi arkadaşımda sevgilisine atkı örüyordu,kışa yetişsin diye okula da getirip tenefüslerde fln örerdi =) O da çıkardı el işini =)) Biri camları açıp bakıyor atlarıs lan en fazla diye,biri zıplayıp durur,biri gayet sakin örgüsünü tamamlar.Çizdim kafayı bende taby gülme krizi geldi bana..Yaklaşık yarım saat geçirdik o kilitli sınıfta.Belkide dört duvar arasında zorunlu olarak geçirdiğim en güsel otuz dakikamdı.Lisede değil anasınıfında gibiydik..


Resimlerdeki kırmızı hırkalı,bizden birkaç yaş büyük gösüken -ki öyleydi,ilkokul üçü ve lise biri çift dikiş bitirdi- tombiş yaratıkta;Özgür..Sabah mailini aldığım dostum.Hiç okulun kurallarına uymazdı.O kırmızı hırkayada hiçbişey demiyodu artık hocalar.Okulun demirbaşı olmuştu =) Bizim çalışma kağıtlarımızı tam sınava girmeden önce alır hırkasının içine sokar,soruya göre kağıdı seçip sınav kağıdının altına koyardı.Bide cümleleri fln okuyamas saçma sapan yanıtlar verirdi sorulara..Koca göbeinden gösükmesdi kağıt tomarları =) Yanaklarını mıncırırdım hep tombişimin hiçte bişe demesdi.Kıs ayarlayın bana derdi Emineyle bana paso Özgüre kız arardık =) Görümce gibi beenmesdik bide onun beendiği kızları =)

Hepsini çok özlüyorum.Ve onları merak etmeden geçirdiğim iki senemi telafi ediyorum.Hepsiyle tek tek ilgileniyorum.Şimdi bu tıklım tıklım yalnızlık yaşadığım şehirde,onların değerini daha çok anladım.

Arkadaşlık haftamıs kutlu olsun =)

4 Kasım 2008 Salı

...




Arkadaşlarımın bloglarını takip ediyorum..Bakıyorum biri yeni tanıdığı hatundan bahseder..Biri yanlışlarından ders alıp yeni bir hayata başlamanın sevincinde,herşeyi düseltmiş mutlu mesut..Biri (ablam) yeni işe başlamış,telaşından bloğa bile vakti yok.O belki üzülerek sölüyo ama ben şimdy dely gibi ders çalışıp bloğa bile yazı yazmaya vaktim olmaması için nelerimi verirdim..Biri zaten hep mutlu,daha hiç asabı bozuk görmedim..Hepsini çok seviyorum.Onları mutlu görmekten dolayı çok mutluyum.Elde ettikleri şeylerin kıymetini bilsinler istiyorum..Ben bu şansızlığımla sadece polyannacılık oyunuma devam edebilirim -ki ediyorumda..


Abimlerin şirketteki yöneticisi Salih bey abiminde ricasıyla benim cvmi bir şirkete götürmeyi kabul etti.Cumartesi işini gücünü bırakıp cvmi dosyalayıp gitmiş.. Şirketin yöneticisi işlerinden yakınmış.Adamlar stok çalıştıklarından stokları ellerinde kalmış satılmamış ürünler.Yarı fiyatına satılıyormuş neredeyse..Birçok kişiyi işten çıkarmışlar..E tabi bunları duyunca Salih bey cvmi dosyasından bile çıkaramadan geri dönmüş..Şaka gibi gerçekten.Bimekse giremediğime üzülmedim hiç.Muhakkak bir hayır vardır.Ama böyle şansız olduğum zamanlarda kolum kanadım kırılıyor,karamsarlaşıyorum.Bir sürü yapmak istediklerim var hayatta.Ülkeme kendime aileme faydalı olmak istiyorum.Bütün o umutlarım sönüyor.Hep böyle şansızlıklarla geçicekmiş hayatım gibi hissediyorum..Gözlerimi kapatıyorum.Deriin derinn çekiyorum havayı içime..Şu bir türlü geçmeyen geçiş dönemim bitsin diye dua ediyorum..


Prison Breakte annesi öldüğünde Lincoln'ın Michael'a dediği gibi;

'Just..Have a little faith.'

2 Kasım 2008 Pazar

Kötüyüm ben kötüyüm..


Eveet..Bugün size kendimi kötüleyeceğim..Çok canım çekti =)



En kötü kötü huyum;kıskanç olmam.Sadece sevdiğim insana karşı felaket kıskancım.İnsanlar böyle dediğimde aa ne güsel diyorlar ama birde bana sorun =) Filmde izleyip beğendiği ünlülerden bile midem kasılmaya başlıyor.İster istemes kötü davrandığım oluyor.Aşırı bi gayret sarf ediyorum kıskanmamak için.Ama belli etmediğimi sansamda her zaman sevgiyle bakan bi insan olduum için hiç belli olmasa gözlerimden anlaşılıyor..Nefret ediyorum kıskanç olmaktan.Şöyle relax bi hatun olsam,eski kız arkadaşlarını dinlerken midem kasılmasa,ağlamasam,kötü hissetmesem kendimi..Dünyanın en mutlu insanı olurdum sanırım.Kıskançlığımın karşımdakine deil bana zararı büyük..

He bide bazen ailedekileri kıskanırım.Babamın kızım dediği bazı akraba çocukları yaşıtlarım falan oluyor.Sinir oluyorum onları sevmesine ama bişe demiyorum.Sadece onların derdini dinleyip acırsa falan laf çarptırıyorum.Duygunu suistimar ediyo o uyuz kıs baba,nefret ediyorum kızlardan diyorum =) Babam bu durumdan rahatsız deil,hatta bazen sinirlendirmek için kasten konuşuyor o kızlardan..

Annemin bir aylığına yurtdışına çıkan bir arkadaşı çocuklarını anneme emanet etti.Ya çocuklar nasıl sevimli,tatlılar.Ama içten içe diyorum ya annem benden çok seviyor olabilir mi =)) Aslında mümkün deil.Biliyorum ben belkide dünyadaki en sevdiği varlığım(alçakgönüllülüğe bak hele) ama yinede üzülüyorum basen benim yanımda deilde onların yanında,onları okşuyo diye =))

Abimle yan yana geldik mi gülmeye güldürmeye alışmışız ya..Abimde başkasıyla böyle bana bakarkenki gibi gözleri parlayarak şakalaştığında çok üzülüyorum.Üzülüyorum diyorum utanıyorum çünkü kıskanıyorum demeye ya rezalet vallahi =))

Ablamı sona bıraktım..Çünkü en çok onu kıskanıyorum.Kendisi anasınıfı örtmeni olduğu için eskiden beri etrafında o biddik böceklerden vardır hep =) Çocuklar yani..Çocuklara bayılırım ama ablamın etrafındakileri kıskanıyorum.Gelip eve anlatırdı eskiden uyus olurdum..Hele bide sadece biddikler deil ortaokullar-ilkokullar da severdi ablamı.Başında toplaşırlardı.Bide bana ablamı nasıl sevdiklerini,onunla neler yaptıklarını(ki benimle geçirmesi gereken zamanlardı onlar)anlatırlardı koca kafalılar..Gülümserim.Ne kadar şanslısın dediklerinde kibarca teşekkür ederim falan ama kıldım aslında hepsine.Ne kötü bi huy harbiden..Blooma yaziimde günah çıkariym dedim =) Belki çok bahsedersem atlatırım bu huyumu.Fakat şunu da eklemeliyim.Kimsenin eşyasını sevgilisini yaşam tarzını güzelliğini kıskanmadım hiç.Kıskananlarıda sevmem..Ama ailemi ve sevdiğim erkeği paylaşamıyorum.Neden böyleyim ben acaba?Geçmesi için ne yapabilirim? Heeeelp =))



Bir gün daha bitti önümde
Günler gelir geçer ve antibiyotikler
Kimim ben? Bügün ne günlerden?
40derece yüksek ateş ve kıskançlık
Bu zayıflık anında,bir aşkın komasında
Kıskançlık aktıgında durmaksızın damarlarımda
Sen ilacımsın,susuz yuttuğum
Bir türlü gitmeyen ne yapsam da boğazımdan
Günlerdir hastayım ve bu beni delirtiyor
Sürekli uykuyla uyanıklık arasında
Gidip gelip,gidip gelip,gidip gelip.
40derece yüksek ateş ve kıskançlık.
Kıskançlık bu zayıflık anımda,
Bir aşkın komasında
Ve aktığında damarlarımda.. kıskançlık...


Vampir dişli yauşuhklu teomanım bana yazmış sanky =)