28 Aralık 2008 Pazar

..1.Hafta..

Çarşamba günüm İstanbulun ilk karlı gününde sabah tam iş trafiği esnasında 8 bavulla hareme yetişmeye çalışmakla başladı. Kokoş ablam saolsun nesi varsa hepsini getirmiş gelirken İstanbula.Dönerken canımıs çıktı o yüsden. Berbatta bi otobüs yolculuuydu. Yan tarafımısda kanser taşlı şıkırtılı tesbihiyle oynayan bi kıro.Önümüsde keltoş,ince sesli ve telefonu hiç elinden düşmeyen ibnemsi puştumsu sapık bi herif. Arkamısda bi türlü boğasını temisleyemeyen hoşurtulu bi amca.Önümüsdeki sapığın yanında da yaşlı bi amca,devamlı yan koltuktaki hanımıyla ısı göstergesine bakıp durdular otistikler gibi. Yok 1 C derece oldu aman -3 oldu. En öndeki teyzede yol boyunca arap radyosu gibi bulanık bi sesle konuşup durdu.Kafayı çizicektik ya..

Çarşambadan sonra hemen başladım program yapmaya.Çok büyük bi ayıbım olucak ama örtmüş olduum için söyleyebilirim artık.Çarpım tablosundaki bazı çarpımları ezberlememiştim ve bi öncekinden yola çıkarak fln yapıyordum. Tamam üstüme gelmeyin =( Şu eşşek kadar halimle oturup çarpım tablosunu esberledim.Hatta tabloyla uuraşmak hoşuma gitti (bilgisayarcılar bilir paso çarpım tablosu programı yasdırırlar ünide lisede..) oturdum programını yasdım.Unutmamışım.Zaten bi çarpım tablosuyla bi hesap makinesi programlarını kafamısa kazıdılar =)

Cuma günü hastaneye gittim.Yüsümde fısır fısır bişeyler çıkmıştı =( Ben hemen depresyona meyil ederim öyle şeylerde.Ablam halime acıdıda hastaneye götürdü beny.Bi sürü ilaçlar losyonlar verdi doktor.Ölücek miyim doktor bey dedim =P Doktor paniğimden anlamış olucak ben bişe sormadan geçer diye teselli etti beny saolsun.Ağlarım bile valla.En korktuum şey cildimin fln bosulması. Allah korusun hepimisin sağlıını.

Vee dün.. Dersaneye gittim.Üçüncü dersi onların bi ben sap gibi sonradan gelmişim. Dersane ortamları beni geriyo çok kötü. Resmi ve souk gelir bana hep dersaneler.Hiçbi yönden okul gibi deil.Kimse kimseyi umursamıyo bi kere. Yinede korktuum hiçbişey olmadı.Ablam demiştiki sen sonradan gidiceen için kızlar fln dışlayabilir,sen üsülürsün öyle şeylerden sakın üsülme bak diye.. Ne üzülezeem yaa.. Gittim sınıfı sordum idareye,baktım kimse yok sınıfta.Oturdum en öne her samanki gibi. Nasıl gerginim ama anlatamam.Her niyeyse bişeyle uuraşma isteğim ''Keşke hasta olsaydım'' dedirtti bana.Burnum fln akardıda silerdim hesabı yany. Basen böyle hasta ruhlu isteklerim oluyo.. Bi türkçe iki matematik dersi gördük.Sınıftan sadece bi kızla ve Ömer diye bi çocukla tanıştım. Bazıları daha ikinci sınıf okuyormuş.Hocalarda iyi hocalar.. Bugün deneme sınavım var.Çarşamba günüde ikinci dersim..

Bide başıma cins bi olay geldi eve dönerken. Durağa yaklaşınca nası iniceemi dert edip ecel terleri döktüüm için en arkaya otururum hep.6-7 tane öğrenci bindi.İnerken kitaplarımı kucaama aldım baktım çocuk yer vermiyo inmem için.İnebilir miyim dedim.Anam baktım hala bacakları odun gibi duruyo yerinde.Duymadı mı diye yüsüne baktım.Oda bana bakıyo mal mal.İnebilir miyim dedim.Olmaz dedi. Sırıtıyo bide it. Kaşımı kaldırıp sinirlenme moduna girdim.Aslında gülüyorum içimden.Öle saçma bişeyki yaptıı şey.Bi hatunla iletişim kurabilmenin en acizce yolu.Uslu uslu çekti bacaklarını geçtim bende.İnerken arkadaşı eğilmiş yüsüme bakıyo kısgınmıyım diye.İnene kadar zor tuttum kaşımı havada. Hem gülesim geldi hemde korktum he.. Bi an yer vermicekte orada kalıcam gibi bi his oldu içimde. Sanky hiç inemicekmişim gibi.. Çocuk mu daha özürlü ben mi anlamadım =)

Dün babama geçtim.İki gün burda kalıcam.Sabah 9 gibi uyandım.5 tane mat testi çösdüm aynı konudan. Bindik bi alamete gidiyos kıyamete..Hadi bakalım..

23 Aralık 2008 Salı

Karar verdim!

Kaaç gündür yokum.Nelere nelere karar verdim.Hatta uygulamaya geçiyorum yarın itibariyle..


İnanın karar verebilmek en güzel yetenek.Mezun olduktan sonra önce Denizlide kalma ihtimalimi düşünüp sonra İstanbula taşınıp sonra Kütahyaya taşınıp sonra tekrar İstanbula gelmiştim.İki-üç aydır abimlerle beraber kalıyorum.Piyano dersi,basketbol,dgs kursu,bilgisayar öğretmeni olma gibi bir sürü faaliyete geçirmeyi düşündüğüm fikrim vardı.


Üçüncü kez Kütahyaya geri dönüyorum =) Diğer kararları ben vermediğim için bu benim ilk Kütahyaya gitme kararım oluyor. Kütahyadaki dersanemde Dgs ön kaydı yaptırttım babama. Hem össye hem dgsye hazırlanmaya karar verdim.İnterneti haftada bire indirmeye ve eşşek gibi ders çalışmaya karar verdim.6 ay dişimi sıkıp hayatımdaki tek hayalim olan mühendisliği kazanmaya karar verdim.Bu uğurda herşeyi yapmaya hazırım.Sizlerde bu uzun süreçte bana ve yaptıklarıma şahit olun istiyorum.Kazanırsam hepinise tadelle alıcam,sös.. =)


Haftalık tutucam artık bloğumu.Birileri okusun diye yazmadığım için böyle ara vermek korkutmuyor açıkcası beny.Çünkü izleyiciler grubumda olanların bile çounun okudumadığını adım gibi biliyorum.Ama sorun etmiyorum.İnsanlarla yaşamaya alışmışsan herkesin senin gibi olmasını beklememeyi öğreniyorsun.Hayal kırıklığı yaşaya yaşaya yaşamamayı öğreniyorsun..


Garip haberlerin bültenleri doldurduu şu günlerde daha çok birbirimise bağlanmamız gerektiğine inanıyorum.Turkcell reklamındaki gibi.. Eğer tek yürek olmayı sağlarsak herşeyi aşabiliriz.Sağcılık solculuk gibi gençliği bölme amaçlı konularda faaliyette bulunmaktansa birbirimizi sevmeyi öğrenmemis daha yerinde olur.Bu beraberliğe nereden başlayacağını bilemeyenler için bi seçenek sunmak istiyorum..Öncelikle beny sevin!.. =) Beny severek ve bana şu bozuk eğitim sistemindeki bozuk sınavlardan herhangi birini kazanmam için iyi dileklerde bulunarak başlayın.Duanın gücüne inananlarınız varsa dua edin.


İzleyiciler konusuna kimse alınmasın.Önce amaçsızca izleyicim olup sonrada kendini izleyicilerden çıkaran bi blog sahibi kızdırdı beny.. Eminim oda kendi çapında mantıklı bişey yapmıştır.Benim kapasitem yetmiyo bu 25pluslara.. =)


Hepinize mutlu bir hafta diliyorum.Yarın Kütahya yolcusuyum.Pazar günü yazım olmassa bilinki Kütahyaya yağan karla mücadelemde yenik düşmüşüm. ;)

18 Aralık 2008 Perşembe

Minanın ninnileri


İşte bu bizim Mina.Daha öncede ağırlamıştım bloumda..Kendisi 2-3 yaşlarında tahminim.Bir seneden fazladır abimlerde kalıyor.Aldığımız evdeki hatunun söylediğine göre diğer üç kardeşi camdan düşerek ölmüşler.Yani güzel ama aptal bi nesilden geliyo kendisi.. =) O düşmesin diyede yaz günlerimisi ya cam açmadan ya da salon kapısını kapatarak geçiriyorus.Çok mağrur bi kedidir,asla sevdirmes. Taa ki üreme dönemi gelene kadar..Sonra istediğin kadar sev hiçbişe demiyo..Menfaatci pisi =) Hiç sesi çıkmayan kedimis şu günlerde çığırıyo evde.. Dedimki yazıktır hayvana bulun bi tane erkek kedi.Meer bisimkiler geçen sene fln bulmuşlar hep Minacık beenmemiş..Götü boklu.. Şimdide viyil viyil dolanıyo yataamda =) Sus be kedi... Apartmandaki erkek kedilerin hepsi kısır..Kimseden hayır yok sana kusucum..


Nası bi sestir o yarabbiim.. Beeeöööuuğğvvv... =))

15 Aralık 2008 Pazartesi

Mim..Mutluluklarım

Ya ben mimlenmişimde haberim yok.Hem mimlenip hem dürtülmem lasım benim.Yoksa gösden kaçırıyorum ya =(

Saolsun Pilli_Cadı beny Mutluluklarımıs konusunda mimlemiş,ve yine saolsun kaçırdıım halde hatırlattı bana. On parmaanda on marifet bu kısın ya her bi yerlere yetişiyo =)





*Mutlu olmak diyince aklıma tek bi yamalı yataa on kişilik ailenin girdiği Abidin Dino tablosundan ziyade,yemekler abur-cuburlar geliyo.. Günde sekis muz yediim zamanları hatırlarım.Muz benim en sevdiğim ve çürük haliyle bile yediim tek yiyecek.Mısır gevreği -tabiki nesquiğin çikolatalı yuvarlaklı gevreğinden olmalı-, topitop ve cino da muzun peşinden geliyo. Bunları nasıl zevkle yediimi anlatamam sise,görmek lasım.. Son olarak balık ve tavuğun her bişeyinin her bi türlü hali..



*Karnım doyunca anca manevi duygularım ayaklanıyo olucak ki,ikinci olarak mutlu olmanın tanımını ailemin eski hali alıyor.Şimdide hepsinden memnunum,yanlış anlaşılmasın.Ama anne-baba ayrılığı muhabbetleri ve sofraları da ayırıyor.. Eskiden bazı pazar sabahları annem ve babam biz çok seviyorus diye tahinli pide almaya giderlerdi.Sonra gelirler bizi uyandırmadan birlikte sofra hasırlarlardı.. Tahinli pideyi her gördüümde içim burkulur,aynı zamanda da o anlar aklıma gelir mutlu olurum.

Bide beraber meyve suyu yaparlardı bize.Eski ama en saalamından bi narenciye sıkacağımız vardı.Elma ve havuç başta olmak üzere ne var ne yok sıkıp içirirlerdi.Şu anda burnuma o meyve suyunun kokusunun geldiğine yemin edebilirim. Şu anki mutlu olduum şeyi yazmalıyım,anılar buna dahil olamas biliyorum ama saten ben şu anda mutluyum böyle anılara sahip olduğum için.



*İnsanlara yardım edince ya da destek olunca çok mutlu oluyorum.Büyük bişeylere gerek yok minicik şeylerle bile mutlu oluyorlar.



*Abimi ve ablamı güldürürken çok mutlu oluyorum.



*Annemle alışverişe çıkıp aç gibi ne görürsek alıyorus,hatta kendimisi bitirip bide eşe dosta hediyeler alıyorus,eve gelip saçıyorus hepsini..Ouuhh..Ayaklarımısa kara sular iniyo ama o alıpta aldığımızı unuttuumus eşyaları görünce çok mutlu oluyorum.



*Bikaç garip takıntım var..Tamam tamam!..Bikaç deil birçok.. Takıntılarımı takıntılı olduum şekle getirmekten mutluluk duyuyorum. Ambalaj soyma hastalığım var mesela,su aldıımda ambalajını soyarım,sigara içen biri varsa sigara paketini dümdüz yapana kadar açarım..Ya da meyve suyu ve süt paketlerini..Lisede sıra arkadaşımın her yeni aldığı silgisinin ambalajını soyardım,Oda siyah oluyo diye kullanmas atardı ben yine yeni aldıında soyardım.Bu uğurda yalakalık yaptığımı bilirim.Batıyo bana çünkü ambalajlı şeyler.O ambalajları açınca huzura eriyorum,seratonin hormonu salgılıyorum bol bol..

Bide kuru böcekleri biriktiriyorum.Üç ağustos böceğim,bir 10cmlik çekirgem,iki arım ve iki adını bilmediğim böceğim var.. Ne işine yarıcak demeyin,mutlu oluyorum onları görünce.. Bigün kuru kelebek koleksiyonu yapabilmek ya da şu hazır kelebek koleksiyonlarına servet döküp almak en büyük hayalim..He bide çakıl taşı toplarım.Sadece beyas ve pürüssüs olanlarından.. Koleksiyonlarımla mutluyum ben elleşmeyin.. =)



*Ouuy..Bide sarılmak beny çok mutlu eder..

*Amatör fotoğrafcıyım.Sadece doğa fotoğrafları ve mimik fotoğrafları çekiyorum.Çok mutlu oluyorum fotoğraf makinasını elime bile almaktan..


*Uyku herkes gibi beni de mutlu eden faaliyetlerden biri..Fakat ben dizlerimi birbirine deydirerek yatamıyorum.Arasına yastık,yorgan bişeyler sıkıştırmam lasım.Yatakta yana dönüpte o iki kemiğimi üst üste koyabildiğimi hatırlamıyorum.Ama bacaklarımın arasına yorganımı sıkıştırıncada benden mutlusu yok.. =)



*Son olarak.. Bir erkeğin gülüşünü görmek. Hafiften böle salakca bişey gibi görünebilir ama güzel gülüşlü bir erkeğin güldüünü görmek kadar beny sapıttıran,mutlu eden bişey daa yok ya. Kızların kalbini artist saçlar ya da iri omuzlar hoplatabilir ama ben asıcık saf mıyımdır nedir sadece güsel bi gülüş kalbimi çarptırıyo.. =) +18 işareti fln koymak lasım mıydı acaba buna =))



Pilli_cadım teşekkür ederim kusucum,mutluluklarımı hatırlatıp mutlu ettin beny ;)

14 Aralık 2008 Pazar

Hissediyorum öyleyse varım =)

Hayat insana ne tuhaf şeyler hissettiriyo..Genelde kokulardan doğan hislerden dolayı aptallaşırım,garipleşirim hatta basen çaarıştırdığı konuya istinaden aalarım bile...Bi kokuyu duyduumda yıllar önceki aynı kokuyu kullanan kişiyi hatırlayabilirim.Ya da kokusu kötü diye hiç aasıma sürmeden nefret ettiğim yemekler vardır.Ama dün ilk defa çok batılımsı hatta paranoyakca bi duyguya kapıldım.. Çok fazla yabancı dizi ve film izlemenin yan etkisini yaşıyorum bolca hayatımda.. Ve basen abartıp dizilerdeki karakterlere bensetiyorum falan sokaktaki yurdum insanını.Kınamayın,çocuunus benim gibi tuhaf olur bak.. =)



Şimdi efenim yazının bu kısmını yazıp yazıp sildim.Çünkü çizim olmadan anlatamadığımı hissettim.Oturdum çisdim bende..Resalet yaa..Hemde paintte =))
Yeşil noktadan başlıyor labirentimis.. Neden yeşil? Mutlu ve herşeyden habersisce geçiyoduk çünkü yoldan.. Burası bostancı.. Burgerı gördük,hady girelim yiyelim dedik.. Sonra bi baktık ki burger sapağını geçmişis..Bunu farkettiğimis anda da işte kırmızı noktadaydık.. Sola dönüp kolayca bi U çizip yolumusa çıkıcak ve sapağı yakalıcaktık.. Bayram dönüşü olduundan dolayı hafiften trafik vardı.Birde ara yolların iki tarafına park yapılmış olmasından dolayı iyice emekleyerek ilerledik..Velhasıl paralel yola çıktık..İlk dönüştende aşağıya döndük. Mor renk ruhsal bosukluu temsil ettiği için,yaptığımıs ikinci yanlışıda o renkle noktaladım. Yola girip ilerleyince anladık ki o yolun diğer yola geçişi yokmuş..Şaşırdık,bu yüzden sarı =) Sonra yine aynı yola dönmek zorunda kaldık ve o yönde tek yönlüydü,yani yine yukarıya postaladı bizi.. İki kere geçtiğimiz için o yerleri kalın siyahla çisdim.. En sonunda paralel yolumusa yeniden çıkıp,ilk deil ikinci sola döndük ve mutlu son.. =)
İşte tam bunlar yaşanırken Gwyneth PALTROW'un yıllar önceki filmi 'Raslantının Böylesi' geldi aklıma.. Metroya yetişebilen ve metroyu kaçıran olmak üzere,aynı kadına ait iki farklı hayatı anlatıyordu. Düşündümki.. Benimde sapağı kaçıran ve kaçırmayan yaşamım olsaydı ne olurdu.. Yaklaşık bir saat geçirdik çünkü o labirentte. Hayatımda her yere bir saat geç ulaşmamı,görüceem,tanışıcaam insanları ve pek çok şeyi deiştirdim belky hayatımda.Sadece bi sapak kaçırdık.Ama aslında neleri kaçırdığımı ya da belky bu sayede neleri kazandığımı hiçbi zaman bilemicem =) Kader ne kadar garip.. Hayatlarımısı düsenleyen ve basende birbirimisin hayatlarına deymemisi saalayan o üstün güce inanmamak ne aptalca..


En küçük çocuksanıs..


Bi kere,daha gerçekten küçük olduunus dönemlerden garip lakablara layık görülürsünüs.Bana karaböcek derlerdi.Kıl olur muydum,hayır.Ama şimdi şimdi garip bi lakap olduunu ayrımsıyorum. Zaten doomuşum yedi aylık,küçücük bişeyim.Artık ne derece sinir bozmuşsam ezme ihtiyacı hissediyolarmış heralde =)


Lakapların belky geride kalır ama sen hiç gözlerinde büyümessin.Bişeyleri başarabileceğine dair olan inançları yüksek olsa bile aslında hep 'yardım edilesi' konumundasın onların nezdinde..Bi süre sora artık sanada daral gelir bu durumdan,bişeyleri kanıtlamaktan pes eder oturursun köşende..


Abin-ablan tarafından oyunlarına dahil edilmessin.'Sen anlamazsın' lafını bolca duyduğun olur.


Küçükler konuşmaz ya büyüklerin yanında..Kardeşlerde neslin devamını saalamadıkları için yiğen torun torba yoktur.Ailenin en küçüğü gene sensin.İstediin kadar büyü.. Söz benim olmadıktan sora,su benimmiş neyime yarasın..


En sinirini bozan şey şu olur.. Özellikle ergenlik çağında,daha üniversite için fln evden çıkmamışsan,hala eş dostla muhattabsındır.. Seni her altı ayda bir gören şok geçirir.Amanda ne kadar büyümüşsündee.. Ne kadar uzamışsın yarebbimm..Amanda ne güzelleşmişsiin ( Aslında güselleşme fln yoktur,tamamen ergenliğin getirdiği kamçı kuyruk denen embesil tipinden sıyrılmışsındır)..


Hemcinsin olan büyük bi kardeşin varsa evde.. İster istemes onunla karşılaştırılırsın.Her yaptığın onun yaptığı yanlışla örneklendirilir.He bak ablanda böyle dikkafalıydı,gördü noldu(her nolmuşsa artık)..


Daha ufacıkken,hemcins büyüünü kıskandığın sanılıp,ya bu ablasındanda güsel olucak puu maşallah durumları ifrit eder seny..


Birine 'Bi abim bi ablam var' dediğin zaman,ailenin küçüğü olmandan dolayı şımarık olduğunu düşünür en önce karşındaki..


Eğer yaşında küçükse ablan abin arkadaşlarıyla fink atarken seni evde bırakırlar..Sevimliliklerimi gösterirken iyiydi,niye şimdi yanınısda gelemiyorum? =)


Daha doğmadan kardeşleri tarafından sevilmeyen tek çocuk sensindir..


Kendi çocukluklarını kendileri hatırlamayıp senin çocukluğunu bildikleri için bütün rezaletin ezberlerindedir.Her an şantaj olarak kullanabilirler.. =) Yazık sana be!


Tabiki iyi yönleride var küçük olmanın..Büyüklerinin yaptığı hiçbir hatayı yapmazsın.Bana göre her saman ailenin en doğru hayata sahip insanı en küçüğü olur. Onların ergenlikte yaptığı hataların ebeveynleri nasıl üzdüğünü görüp,tekrarlamazsın aynılarını.. Hayatlarına dair yaptıkları seçimleri görüp sen daha temkinli olursun her konuda.. Ve ebeveynler ister istemes deneme tahtası olarak ilk çocuğu zor büyütmüşlerdir,sen daha refah ve doğru şekilde büyütülen insan olduğundan mutlu bir çocukluk dönemine sahipsindir. Abin ablan her zaman annen-baban gibi desteklerler seny.Yardıma ihtiyacın olduunda 2 kişiden fazlası vardır,yardım etmek için can atan. Dahada bunun gibi pek çok iyi yönünü sayarım.Zaten çok şükür saydığım kötü yönlerin hepsine ben sahip deilim,bir kısmı gözlemlerime dayalı.. =)

11 Aralık 2008 Perşembe

..Hikaye.. Ve şimdi yeniden


Ayşe mi?Aysel mi? Ayşe mi dedi Aysel mi.. Telefon kulübesinin cızırtılı telefonundan duyduğu ismi hatırlamaya çalışıyordu.Elindeki buruşmuş kağıda baktı.Adres doğruydu.İsmi de doğru almış olmalıydı.Ayşe ÇAKIRLI.. Fakat zillerdeki tek bayan ismi Ayseldi.Ayakkabısına giren karlar erimeye başlamıştı.Kar suyu onu üşütmekten çok sinirini bozuyordu.Daha fazla beklemeden bastı.3 katlı apartmanın para kokan görüntüsüne yakışır bir bayan sesi

'Buyrun?Kimsiniz?' dedi.

Ömer,bu soru dolu sesle daha da gerildi.'Be..Ben Ayşe Çakırlı isminde bi bayan aramıştım..' dedi.

'Yanlış zile bastınız öyleyse küçük bey.Karşı zillerden 5.dairede bulabilirsiniz Ayşe Hanımı '

'Peki,teşekkür ederim.' Dııd!..

Derin bir nefes aldı Ömer,yanlış kapıya gelmemiş olmanın sevinciyle.Çünkü o paraya herkesten çok ihtiyacı vardı ve zengin insanları iyi bilirdi.Bir gün bile gecikse harcayacak bir yer bulurlardı,Ömerin bir aya sığdırmaya çalıştığını.. Hemen karşı zilleri buldu.Apartman kapısının solundaydılar.Ayşe ÇAKIRLI ismini görünce söyleyeceklerinin provasını bile yapmadan bastı zile.

Ayşe hanım tiz ve kibar sesliydi.. 'Buyrun?'

'Ben Ömer.. Ömer Burçak..Siiz..'

'Tamam,tanıdım Ömercim gel içeri..'

Ağır demir kapıyı güçsüz parmaklarıyla itti.Aksiliklerle dolu başlayan sabahının öyle devam etmeyecek olmasının müjdecisiydi o ses.2.kata bastı.Asansörü üç yanı da yerlere kadar aynalıydı.Bir süre öncesine kadar böyle asansörlere ne kadarda yakıştığını hatırladı Ömer.Şimdiyse fazlalık gibiydi o asansörde,yüzüne bakan aynaların yansıttığı suret sayesinde..Ürkek adımlarla kapıya yürürken,kapı açıldı.Hoş giyimli bir bayan gülümsedi Ömere.Diğerlerindeki gibi acımayla karışık değildi bu gülümseme.Duru ve doğaldı..

Ömerin kekelemesine müsade etmeden..'Buyur yavrum,gir içeri.Üşümüşsün bak kızarmış her yanın.Gelde sıcak çorbamdan iç.'

Ömer,delik çoraplarından dolayı büzdüğü parmaklarından ve birazda utangaçlığından dolayı yavaş yavaş ilerledi salona.Kadife uzun kırmızı perdeler geçmişini hatırlattı.Manzarayı kaçırmayacağı bir koltuğa çöktü Ömer.Ayşe hanım sanki çoraplarını görmüyormuş gibi ayaklarına göre ortaladı cam sehbayı önünde.Kibar bi bayandı belliki..

Daha sonraki bir saat çok güzel geçti Ömer için.Şen gülümsemesinden Ayşe hanım içinde öyle olduğu belliydi.Çorbalarını içtiler,bol bol sohbet ettiler.Genelde Ayşe hanımı konuşturmaya özen gösterdi Ömer.Ağzından ters bir laf çıksın istemiyordu.Yinede üyesi olduğu eğitim derneğinden ve nasıl ona her ay para verecek bir yer bulduklarından söz etti.Daha önce geldiği evleri düşündü,duraksadıkca.Yok,yok.. Bu kadar iyi karşılanmamıştı hiçbirinde.Kapıdan zarf verip yollayan bile olmuştu.Gururunun incinişini hatırladı Ömer..

'Hayırdır yavrum,daldın yine?'

'Yoo..Yok efendim,evinize bakıyordum öyle..Çok güzelmiş.'

Ayşe hanım birşey hatırlamış gibi yerinden kalktı,içeri gitti.Ömer,döndüğünde artık kalkması gerektiğini düşündü..

'Ben müsadenizi istiyim efendim.Ancak dönerim kar bastırmadan.'

Ayşe hanım bir çanta uzattı.Hepsi gibi naif ve çekingendi bu hareketi de.Ömer utandı,teşekkür etti ve aldı çantayı.Kapıya yöneldi..

'Bakmayacak mısın içine?'

'...'

'Hadi çekinme yavrum'

İçindekileri ne kadar çok merak ettiğini O da gayet iyi biliyordu.Çantayı şöyle bir araladı..Bir çift ayakkabı,çorap,gazeteye sarılı birkaç yiyecek ve tabiki zarf..

'Ayakkabını şimdi giymeni isterim,memnun edersin beni.'

Ayakkabısını çıkardı kapıya koydu.Tadına varır bir yavaşlıkla giydi.Ne kadar mutlu olduğunu belli etmeye utandı..Sadece gülümsedi ve sönük sesle 'Sağolun' diyebildi.

'Bundan sonra her ay bugün buraya geliyorsun,oldu mu?'

İçinde yankılandı cümle..Tekrar,tekrar..

'Tabi efendim,nası isterseniz' dedi.

Devamlı bir yer bulmuştu artık.Dünyalar onun oldu sanki.Asansöre binip aşağıya indiği süreci hatırlayamadı.Demir kapıyı kendine doğru çekti.Önceki kadar ağır değildi demir kapı şimdi...
.....
[Bu hikayeyi,üniversite birinci sınıftayken yazmıştım.Siyasi yazı yazmamızı istediğini açıkca söyleyemeyen bir hocam,hepimizden birşeyler yazıp vermemizi istemişti.Bende inadıma istediğini yazmamıştım.Okumadığına bahse girebilirim =) Umarım beenmişsinizdir..]

7 Aralık 2008 Pazar

Yanındayım Belözoğlu!

Fenerbahçe-Denizlispor maçı öncesi..Denizli havaalanında,kendini bilmezin biri Emre Belözoğluna 'Fenere yakışmıyorsun,defol git!' diye baarmış.. Zamanında gaseteler Küçük Maradona diye başlıklar atmayı iyi biliyordu.Ne zamanki menisküs yırtıklarından dolayı sakatlıkları çoğaldı..Zamanında galatasaraylı olduu halde fenerbahçeye geçti..Emreden kötüsü yoktu artık..Ki okuduuma göre,Fener teklif sunduunda Galatasarayı arayıp haber vermiş,daha iyi bir teklif yapamamış galatasaray..Mecbur kalmış.Çocuk bas bas baarıyordu saten Türkiyeye dönmek istiyorum diye.Daha ne yapması lasımdı acaba?.. Bide geldy fenere hep sakatlıklar onu buldu.Denizli maçına kadar oynayamadı dooru düzgün.Aslında o hala mükemmel futbolcu..Kusum benim..


O herifin havaalanında söyledikleri Emreyi çok üsmüş,yüsü düşmüş.Gasetede gördüm kıyamadım hiç.Neyseki o mal fenerliye harika kapak oldu,maça alındıktan 2 dk sonra gol attı Emre =)


...Ve şimdi haberler... Fener taraftarı olmaya layık olmayan taraftar,fenere layık görmediği oyuncu tarafından g.t edildi =))


Keşke ben o şehirdeyken gelseydin be Emre.. Bu koca şehirde seny görmek çok zor =(

1 Aralık 2008 Pazartesi

Araştırma sonucu..Sekizinciyiz..


İngiliz The Sunday Times gazetesi bir araştırma yapmış.Araştırılıcak başka bişey kalmadığı için sanırım,tek gecelik ilişkilerin ülkeler arası sıralamasını yapmışlar.Bakınıs efenim bunu yaparken nası bi yol islenmiş..48 ülkeden 14bin yetişkin katılmış.Bu güne kadar kaç kişiyle birlikte oldukları,kaç defa bir gecelik ilişki yaşadıkları,önümüsdeki 5 yıl içerisinde kaç kişiyle beraber olmayı umdukları ve kısa süreli ilişkilere nasıl baktıkları sorulmuş.İngiltere 1. olmuş,biz İtalya,Yunanistan,İspanya gibi ülkeleri geride bırakarak 8. olmuşus.


Bi kere Türk insanı abartı sever kardeşim,neye göre dediğinin gerçeklik payını ölçüceksinky.Daha okurken dedimki hiç sallamamış olsalar,gelecek 5 yılda umdukları ilişkiyi abartmıştır bisimkiler =) Umulucak bi durum mu bu ya? Ummaya göre araştırma mı yapılır..Ki bu araştırmanın gereksizliğine deyinmiyorum bile..Bide Profesör David bla bla,eskiden tek gecelik ilişkilerde çifte standart vardı.Araştırmanın sonuçları öyle gösteriyor ki bazı tabular artık yıkılmışa benziyor demiş.Paşama bak sen.Senelerce böyle lüsumsus konularda sapırdayabilmek için okudu sanky mal.


Tek gecelik ilişki araştırması sonucu bana göre sadakatsizliğinde oranıdır.Tabuları yıkıcam,ileri görüşlü olucam diyede böyle saçma bi araştırmanın sonucunda ilk 10a girmemise sevinemicem..


Nelere alet oluyorus bi bakın.Proje içinde yer alan ama bilmediğimis hiçkimseyi saymasak..Bu haberi aldıım sitedeki yorum yapan 14 kişi..14bin anket sorusu yöneltilen adamdan 14000/48..291 kişisi Türk diyelim..Bu haberin aldıım sayfaya gelene kadarki alet olan hiçbi Türkünü saymıyorum,sadece o sayfaya yazanı..Bide kendimi saysam..Hiç alet olmadı desen toplam 307 Türk bu saçma projenin parçası olmuş muyus =) Te allam.. Bide haberi okurken kendi kendime saçmaladıım şeye güldüm..Diyorumky 'Ulan Teoman gibi 50 adam çaarsalar birinci bile olurmuşus' =)) Milleti yerden yere vurucam güya,dönde bi kendine bak önce...Büttürük seny..