20 Aralık 2009 Pazar

Powder

Çocukken şuursuzca izlediğim dinlediğim ve okuduum şeylerle yıllar sonra karşılaştığımda bi bakıyorum apayrı hisler.. Bu nası bişey biliyo musunuz.Zamanında gülmekten gözlerimizin yaşardığı Olacak o kadar'ı ya da duygularımızı ayağa kaldıran Neşeli Günler filmini şu gün açıp izlediğimizde tek bi tepki vermememiz gibi.. Tabi bu dediğim bi Süper Baba dizisi için geçerli değil.


Bu tuhaf hisler benim hoşuma gidiyor.Özellikle bulup tekrar okurum/izlerim küçükken hoşuma gidenleri.. Fakat bazı hislerim çok yarım.
Bir film vardı..Senelerce aradım.Tek hatırladıım son sahnesinde o bembeyaz adamın herşeyden bezip dışarıya çıktığı ve bütün şimşekleri üstüne çektiği.Canı acımasına raamen ilerliyordu.Çünkü insanlar üzmüştü onu diğerlerinden farklı olduu için.Çok ağlamıştım bu sahnesinde. Ve size hani böyle anlattım ya,kim bilir nasıldı o film. Yıllar sonra buldum adını. Powder..Pudra adam.. Ama bi sinema filmi olmadığı için vcdcilerde bulunmuyor.. Bigün indirip izlicem ama geciktiriyorum.İçimdeki hissi tekrar yaşatmazsa bana üzülürüm.Sıçmiyim şimdi diyorum..



Çünkü bi kere bk ettim bir filmi öyle.Ordan biliyorum.. Bigün bir filmi düşünürken aklıma tamamen alakasız başka bi filmin kareleri geldi. Sarışın bi hatun... Metroyu kaçırıyor. Ve metroyu kaçırdığı ve kaçırmadığı haliyle iki ayrı hayat gösteriliyor. Tek hatırladıım buydu.Acayip güzel bi filmdi diyip durdum kendi kendime günlerce.Sonra buldum.Rastlantının böylesi.. İzledim ve pişman oldum. Küçükken izlediğimde etkilendiğim hali daha güzeldi içimde.


Ve bir kitap var.. Abim vermişti.Okumuş ve aşık olmuştum kitaba.Çünkü penguen vardı içinde.Adam evinde besliyordu.Zorlasam sanki adını bile hatırlıcam penguenin.Koca göbekli tosbak bişeydi ya.Kapı eşiğinde durur sallanırdı koca göbeğiyle.Kollarını yana sarkıttıkca şıp şıp ses gelirdi.Hafif pütürlü ama yumuşak bi cildi vardı.Dil balığı yerdi deli gibi.. Hep açtı. Ouuy ne tatlıydı o ya. Aslında kitap penguenle alakalı deildi ama ben küçükken okuduum için o etkilemiş beni..
Çok istiyorum kitabı bulmayı. Ama konusu bile aklımda değil..
Niye böyleyim ben ya..
:(

23 Kasım 2009 Pazartesi

Rüyalar Alem

Rüyalarımı yönetebiliyorum.Bununla alakalı hiçbi bilimsel araştırma yapmadım,merak da etmiyorum.Rezalet bi durum çünkü.. Mesela asansör görüyorsam rüyamda kabusa dönücektir o rüya. Allaan emri.. Bazen binerim inemem,bazen inerim yanlış bi yere kötü insanların olduuymuş ya da anneme babama benzeyen ama onlar olmayanmış bi yerlere. Daha saçması tam asansöre binicekken ayarsam durumu,yanımdakileri uyarıyorum.Ya ben asansöre binemem o zaman kötü şeyler oluyo hep diye.Tamam diyo onlarda.. Bide o korkunç asansör genelde aynı apartmanda hep.Bazen apartmanı merdivenlerinden tanıyıp küfretmeye başlıyorum.Çünkü action bi sahnede oluyoruz o anda. Diyorum yanımdakilere siz gidin ben bu alete bindim mi nolucaa belli olmuyo.. Bazende rüya dalgınlığı işte unutuveriyorum çıkmıyo asansör hiçbir yere.Tıkalı yollar yanlış kapılar.. Ama onun da çaresi var bende. Çok mu sıkıştım hocam? Böyle birileri falan mı kovalıyo? Asansör inemedi mi? Tek başıma yabancı bi evde kaybolmuş muyum? Kapıyorum gözümü beş saniye sonra gerçek alemdeyim. Bikaç saniye yatakta ayılamıyorum ama sonra ayılıyor ve tekrar uyuyorum. Bazen kapalı bi yerde sıkışıyorum köşeye.Kötü bi olay var yakalanırsam öldürücekler.Pencereden atlıyorum tam atlarken gözlerimi kapayıp kendimi uyandırıyorum rüyadan.Halbuki bir yerim bile kırılıcak olsa,eğer kırılmıcaanı düşünürsem aa bak sapasağlamım diye kendimi inandırsam hiçbirşeyim olmadan kalkabilirim ayağa.Ama zahmet etmiyorum.Çünkü o artık kabus hocam.. Ben nasıl ki istediğimi yapabiliyorsam o kötü adamlarda saçma şekilde aşşaada hazır bulunabilir.Tekrar yakalanabilirim.Hiç riske atamam kendimi.Gözümü kaparım uyanırım.Başka rüyamı yok,hıhh.


Sadece,tek önemli olan;rüyada olduumu anlamak. Herşeyi yapabilirim o zaman.Benden güçlüsü olmaz.Ayrıca rüyalarımda uçma yeteneğimde olduu için kötü adamlardan kaçarken hep uçarım.Yükseklik ayarımı elektrik tellerine ve ağaçlara göre ayarlıyorum.Ayaklarımı hafif aşağıya eğerek yere yavaş yavaş inebilirim.İçimden bi kuvveti yukarı ittirmekle daha da yükselebilirim.Tek ayarlayamadığım şey hızım.Önemli olan kötü rüyalarımda sadece yukarıya ulaşılamaz bir yere yükselmek olduundan hızla ilerlemek gibi bir derdim olmuyor.Dert olmayınca çözüm de düşünmüyorum demek ki..Bu nedenle hızlanmıyorum. Uçmak en güzelidir bir rüyada.Hele o aşşaada ekşimiş kötü adam suratlarını görmüyo muyum :) Ne nefis bi duygudur o ya. Bazen yanımda sevdiklerim olur.Uçamaz onlar.Bilmiyorum neden.Bencil bi insanım demek ki onlara öyle bi hak tanımıyorum.Ama asla bırakmam onları.Taşırım her zaman. İyi bi insanım ben ya :)

Abimde zavallım rüyasında sosis görünce ertesi güne hasta uyanacaanı bilirdi.. Ne zaman üşütse sosis görür.Var mı böyle sevimli bi varlık ya. Bende hasta uyursam ve özellikle ateşim varsa rüyamda olabilecek en saçma-korkunç rüyalarımı görürüm.Bir örnek vericem utanarak.. Birgün küçüğüm! ateşim var öğle vakti uyumuşum.Nasıl ağlayarak uyandım.Nasıl haksızlığa uuramış hissediyorum kendimi.Adaletsizliğin verdiği mide kasılması bile duruyo içimde,şuracıkta. Anneme koştum.Ama ben sanıyorum ki dehşet korkunç bi rüya gördüm. Anne rüyamda Serra(kuzenim) elimdeki tuzu almaya çalışıyordu.Sonra bir sürü kişi oldular.Hep havaya kaldırdım elimi ama yinede avucumdaki tuzu aldılar.Tuz lan tuz.Kıtlık mı var bırak alsınlar.Hiçbişey bilmiyosan savur elini isterlerse yerden toplasınlar,be dingil..Böyle normal anlatamıyorum bide.Ağlıyorum tıkanıyorum falan ara ara.. :) Ablam hala dalga geçiyo bu rüyamla.. Vermicektin o tuzu,ondan böylesin sen :)

Onu bunu bilmem,rüyalar alem..

Gerçek hayat da böyle değil midir? Sadece içinde bulunduumuz döngüden kurtulmak istememiz yeterli.Önemli olan rüyanın farkına varmak.Eğer herşeyin bi çözümü olduunun idrakındaysak illaki çıkacak gücümüz de içimizde bir yerlerde vardır.Hayatlarımıza derdi koyan dermanı da her zaman yanında verir..

.......

Sadece rüya da deil yatak olayının bende çok değişik hikayeleri vardır. Ufakken ranzamızın üstüne zar zor bisikletini çıkarıp,yataan üstünde bisiklet sürmeye çalışan sonra da kafa üstü düşen benim.. Annemler akşam oturmalarından dönerken kapı sesi duyunca yastık yorgan birbirine karıştırarak uyuyo numarası yapmaya çalışan abi-ablamı gülerek ya da göz kırpıştırarak ele veren benim.. Üç kardeş annemlerin yataanda koşuşturmaca oynarken köşede virajı alamayıp yere çakılan yine benim..

29 Eylül 2009 Salı

Stephenie Meyer-Twilight Serisi

Herkesin kendini anlatma savaşında olması eğer biraz durup dışarıdan bakarsanız gülünç geliyo.. Ne kadarımız istediğimiz manada kendimizi anlatabiliyoruz. Blog alemini ünlüler basmadan,ödül manyaklığı adına sahte yazılar yorumlar yazılmadan çok önceleri.. Bir mim vardı.. Neden blog yazıyorsunuz? Banada uuramıştı mim ve cevaplamıştımda.Arşivden bulabilirsiniz. Herkes anlaşılmak ister.Tat aldığımız şeyleri başkasınada tattırmak isteriz.Aynı tadı alabilsinler isteriz.Ben bloumu bu nedenle açmıştım.Sadece benim bakış açımdan bakabilen insanlar var mıdır diye. Boşa yorulmuşum desem fazla dışlamış olmam hayatımdakileri umarım. Farkettim ki zaten hiçbirimiz aynı açıdan bakmıyoruz.Aynı şeylerden tat alamıyoruz. Bu beni üzüyo ve nedeni artık anlaşılmak istememle alakalı deil. Sadece bir defa.. Size bişey izletsem ya da okutsam ve aynı keyfi alabilseniz.Aynı yerlerde çarpsa kalbiniz. Bi defaya mahsus aklımı ve kalbimi birilerine verebilsem. Ona zevk aldığım endorfin salgıladığım ya da eğer bana çözüm bulabilicekse kalbimi parçalayan bi olayı yaşatabilsem. Tek istediğimiz anlaşılabilmek. Pek çounuz konuşarak bu isteinize ulaşmaya çalışıyorsunuz -eminim pek işe yaramıyodur oda- ama ben o kadar bile şanslı deilim.Anlatamıyorum. Önceleri.. Anlatsamda nasılsa bi çözüm bulamıcaklar neden boşuna onlarında canı sıkılsın diye düşünmüştüm.Ama şimdi istesemde anlatamıyorum.Nerden başlıcaamı bilmiyorum.Yanlış anlamalarından korkuyorum.Aslında anlatmayı deli gibi istediğim zamanlar dışında yalnızlığımı,herkesten uzaklığımı fazlasıyla seviyorum. Eminim bu halim anlayışla karşılanabilir ve eminim herkesin böyle dönemleri oluyordur. Sadece benimki artık bi huya dönüştü.Ve geri almak içinde bi çabam yok. Nasılsa herkese açık bi insan olduumda da sadece ucunun kendilerine dokunduunu düşündükleri konularda eleştirmek için yanımdalardı. Hepiniz yanımda olablirdiniz. Ama insanlar çok bencil.Ben de dahilim buna. Sadece kendi eksenimiz etrafında dönüyo dünya. Eğer sevabını önemsiyorsan fakire yardım edersin.Eğer ölen kişiye karşı için rahatsızsa onun için ağlarsın.. Bi vicdan rahatsızlığın varsa sadece.. Bişeyleri eksik yapmışsan.. Ulan ölene bile değer vermiyoruz..

Bunların dışında çabaladığımız herşey sadece anlaşılmak adına. Ben de herkes gibi çok isterdim anlaşılmayı.. Olaylara filmlere kitaplara benim baktıım gibi bakabilicek biri olsaydı daha kolay olurdu hayatım.

Mrs.Meyer'in de eminimki sıkıldığı dünyasında açtığı ufak bi penceresi vardı.Bizimde anlamamızı istediği.. Vampirler,kurtlar ve sıradan insanlarla ilgili.. Yazarken nasıl keyif aldığını,betimleme eksikliğine bakmadan karakterinin hislerini paylaşmaya çalıştığı.. Eminim dünyadaki bütün insanlar okusun, o kitaplara şans versin ve yaşadığı duyguları onlarda yaşayabilsin isterdi.. Demek isterdimki ben anladım. Hatta kötü betimlemene eksik diline raamen ben hissedebiliyorum. O karakterleri,hayal dünyamdaki o yerleri odaları hiçbi film hiçbi karakter anlatmaya yetmez.
Ben seni ve kağıda dökerek yaşatmaya çalıştığın tüm o hisleri anlıyorum Stephenie demek isterdim hatuna..

11 Eylül 2009 Cuma

Korkmayın,doum günüm :)

Şimdi bi başlardım kii..

Doum günümde bikaç senedir ilk kez abim yok yanımda.Babam gelir sanmıştım oda ancak bayrama gelebilicekmiş. Annemde doum günümün cumaya geldiğini unutup bi tanıdığımıza akşam yemeği için söz vermiş. Erkek arkadaşım,gelemediği gibi sabahtan beri haberde alamıyorum kendisinden.. Size bunları bi allar pullar bi yazardım kii. Ama hatun bloglarında doum günü postlarında bıktık böyle melankolik yazı görmekten.Size yapmiyim dedim bu eziyeti..Hatta bi keresinde hiçbi neden yokken doum gününde sıkıntı basan ve bu sıkıntıdan sevgilisiyle kavga eden üstüne bide çocuk suçluymuş gibi doum günümde beni üzdün diye çocuu daraltıp kendini terkettiren bi insan görmüştüm. Vardı yani yaşıyo böyle bi insan.

O nedenle sizi hiç daraltmıcam. Hatta bide harika bi video izletmek istiyorum.. Youtube'tan izleyebilir,oy kullanıp bi işe yarayabilir ve hatta kaydetsene.com'dan bilgisayarınıza indirebilirsiniz..

http://www.youtube.com/watch?v=UBz1R6T5g1k&feature=channel_page


video

2 Eylül 2009 Çarşamba

Abim de televizyonda!


Biz küçükken babam üç kardeş bizi 'Biliyo musunuz çocuklar ben televizyona çıkmıştım' diye kandırmıştı.Çok şakacıdır kendisi.. Bizde bekledik gülsün diye gülmüyorda.Tamda biz inanmaya başlamışken 'Valla televizyona çıktım..Ya işte böyle televizyona tırmandım üstüne çıktım' dedi.. Hatta yakın zamanda bu espriyi bir reklamda görmüştükte kıl olmuştuk.

Abimi de şu günlerde televizyonda sıkca görüyoruz ama babamınki gibi değil. Çok kendine uygun bi oynama tarzı vardır abimin.Hatta ben taklidini yaparım bir araya geldiğimizde hep.. Çok sempatik çok kendine has oynar. Bugün Turkcell reklamını gördüm öyle şaşırdım ki.. Hidayet Türkoğlu oturup abimden ders almışta öyle reklama çıkmış sanki.Bu kadar benzer ancak. Özellikle ellerini beline koymadan oynadığı kısımlar birebir uyuyor.İlk reklamda herkes oynayışını beğendiği için bu diğer reklam klipleri çekilmiş zaten.E özlemişizde abimi,reklam başladı mı televizyona koşuyoruz.Her bitişinde de aynı tepki;aiiiy aynısı aynısı. Abimde de var.

Turkcellin bir diğer reklamı da ablamla benim reklamım. Ablası,sevgilisi Can'la kapışıyo diye trip atıyo ya küçük kız.. Ablasıda tipsiz diye yakıştırmamış Can'a kardeşini.Kardeşi çok güzel ya..
Zaten en sonunda her ikiside telefona yapıştığı halde nasıl öyle uzaktan uzaa tutuyorlar telefonları çözemedim ben hacım.Neyse işte,ablam ona aldığım kolyeyi çıkarmıyorda aldığımdan beri ondan izliyoruz.

Diceem o ki,adamlar milyarlar yatırıp Turkcell kullanalım Turkcell'in 3G'sini tercih edelim diye reklam çekiyorlar.Işıkçısıydı oyuncusuydu bilmemnecisiydi bi sürü emek,para.Bizde oturmuşuz ay o aynı abim ay şunlar aynı biz diyerek izliyoruz. Ama cidden aynı abim gibi oynuyo ya.. =)

1 Eylül 2009 Salı

İçimdeki Öküz

Tam 10 gün sonra doum günüm.13 yaşıma kadar sıradan bigün olduu için,hep doum günleri 23 Nisan,1 Ocak olan insanlara özenirdim.Hep onların doum gününü kimse unutmaz sanırdım.Onlar doum günlerini daha bi sever.Birileri sesimi duymuş olucak ki ikiz kuleleri yıktı. Dünya çapında hatırlanan bigün şimdi doum günüm. Ama anladım ki belirli bigün olması bile hatırlanmaması ya da karıştırılmaması için bi sebep deil. Ve yine yıllar geçince anladım ki ben aslında doum gününü en az sallayan hatun grubundanım. Küçüklüümde her sene ajandama yazardım kutlayanları bide -sırayla. Hediye alma kısmındansa hep utanmışımdır.Çok mahcup çok tuhaf hissediyorum kendimi.O yüzden o kısmı küçükken seemezdim hiç.Ama hatırlanmasına karşı takıntım vardı. Şimdi hiç üzülmüyorum bile.Benim doum günümü sadece bana özel bi hale sokma çabasındayım.Yani millet toplaşsında parti yapsın istemiyorum.Aksine o günün bi kısmını sevdiklerimle bi kısmını da yalnız geçirsem çok mutlu olurum.Biraz koşsam biraz bakım yapsam biraz evi toplasam biraz dergi okusam.. Süper işte daha ne.

İnsanların bişeyler yapma çabasını engellemek ve bir senedir almayı düşünüpte alamadıklarımı paylaştırmak adına bu sene bi öküzlük yapsam mı diyorum. Ciddiyim. Hatta herkesin bütçesine göre böldüm bile. Çok istiyorum bu öküzlüü yapmayı. Yani durum şu.. Hediye almaktan utanıyorum ama sipariş vermekten utanmıyorum. Süper bişey olmalı ne çıkıcaanı biliceen paketi açmak. Bilmeyince ben geriliyorum çok. Bi tuhaflık mı var bende?


Ya hem bu postu doum günüme adamıcaktım ki ben aslında. Uzun süredir yazamadığım için dolu dolu bi sürü konu vardı kafamda.Hepsi karıştı.Ne bencil mahlukat şu insanoolu.

Hazır ben isteklerimi aile bireylerine bölmüşken söyleyin hatta maaşınızı da yazında aranızdan hediye almak isteyen varsa onun için de bişeyler bulmaya çalışiym bitmek tükenmek bilmeyen isteklerim arasından.. Derinlerimde! doum günü sürprizlerinden anlamayan,hatırlanmayı bile sallamamaya başlayan ve eminim ki zaman zamanda göbeğini açıp kaşıyan bi erkek yatıyo.. Seviyorum yinede içimdeki öküzü.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Uzun uzun zaman önceydi..


(Attention! Yazı çok uzundur.Sıkıntılı çounluk için ilk ve son paragraf okunduunda anlaşılabilecek şekilde dizayn ettim.Öyle oku sen.Hadi bakalım.)

Einstein'ın izafiyet teorisinin dooruluu %100'e çıktı. Bana göre %100..Herkesin doorusu kendine deil mi. Bi dakikalık uykumu bir saat gibi hissedebiliyorsam. Koca gece gördüümü sandığım rüyam en fazla 36 saniye tutmuşsa.. Bu 'zaman'da bi bkluk olduunun kanıtıdır o zaman. Ben o 99u 100 kabul ediyorum,banane..

Stickman ve pek çou için 15 gün gibi geçen 15 gün,bana 3-4 ay gibi geldi.. Zamanın yanında çok yer değiştirmeninde etkisi var tabi bunda.

Her ne kadar bu yaz ikinci bi tatili istiyor olsakta,tam bir plan yapmamıştık.Bu nedenle ben İstanbula gittim.Bikaç gün kalıp dönücektim.Bavulum,herşeyim ona göre.. Ben zaten bi arkadaşımada yatıya gitsem,yanımda bir sürü hiç kullanmıcaam eşyayı götürürüm.Temkinli olmak deil aşırılık bendeki artık. Mümkün olsa penguenimi de götürmek isterim ama sırt çantama sığmıyo o kocagötlü.. Asla diş fırçamsız bi yere gitmem. Bu zamana kadar hiç diğerleri gibi saat,cüzdan,bilet üçlüsünden birini unutmuşluum yoktur. Yani ben bi plan manyaayım. Bu yüzden böyle bi imtihana taabi tutuldum sanırım..

İstanbula diye yola çıktım.Bi akşam Beykozda yemek yiyoruz bi akşam Küçüksu Kasrı'nda çay içiyoruz.Bigün Beşiktaşı talan ediyoruz,yetmiyo aynı günün akşamı Üsküdar'a eskilerle girip yeni kıyafetlerle çıkıyoruz.. Abimin bi yurtdışı işi çıktı gitti,yinede biz ablamla devam ettik gezmeye.. Kanlıcada yourt ve Yeniköyde kahvaltı daimi faaliyetlerimiz. Ama ne yazıkki Yeniköyde Emek kafe kapanmış.Yinede sabahın 8inde kalkıp Çengelden İstinyeye vapura bindiğimizden(biri ilk biri son durak) bi saatlik yola deyicek bi kahvaltı mekanı bulduk. Sadece tıkınmadık tabiki. Karnımız doyunca gözlerimiz açıldı kalktık taksime gittik.Aznavur pasajının alt katında Köstebek diye bi yer var.Pasajı bildiğim halde alt katına hiç inmemişim.Çok harika şeyler satılıyor gözüm döndü valla benim.Tavsiye ederim hepinize,özellikle bayanlara..

Ben böyle gezip,paramı savururken bi tatile çıkmak üzere olduumu bilmiyordum tabi. Dayım Marmara adasını duymuş arkadaşından. Kalkmış Tekirdağa yengemin ailesinin yanına gitmiş.Ertesi günde adaya yola çıkıcak.Ablamları aramış tamam demişler.. Ailenin en küçüüyseniz bu tür olaylarda hem en son duyan hemde adına konuşulan oluyorsunus..Herkeste sizin iyiliğiniz adına bişeyler yaptığı için kimseye isyanda edemiyorsunuz. Yaşasın en küçükler..

Ben ani değişiklikten nefret ederim ama kimseyede bişey demedim. Ablam mayo vb tatil gereçlerimizi oradan getirecekmiş,bende diğer bikaç! ihtiyacımı söyledim.Direk Kütahyadan Erdeğe oradanda adaya geçtiler.Annem dayımlaydı.Bende tek başıma tekirdağa gidicem. Bu kısımlarda hep otobüse bindiren rolü üstlenen abim yurtdışında olduundan sabahın 8.30unda Çengelköyden yola çıktım ben..İki vasıta deiştirdim o koca daacı çantamla..Namazgahta inip yürüyüp bi daha bindim. En son indiğim yerden koşuyolunun ilerisinede bi daha yürüdüm. Bahsettiğim alan çok komik ve kısa bi alan ama heder oldum ben.Çok zavallıydım görmeliydinis.. En son Tekirdağ otobüsünü beklerken sızmışım bavulun üstünde. Oda rötarlı geldi ama şükürler olsun marmara vapuruna yetişicek şekilde Tekirdağdaydım.Yoksa çok daha beter olurdu halım. İ deil ı kullanıyorumki daha kıro olsun.. Acıyı hissedin amaç.
Velhasıl Marmara adasına geldik. Tamamı 35 km.Eğer yürürseniz 5 saatte tüm çevresi tamamlanıyormuş.Dağlarında geyikler çokmuş eskiden.Şu anda sadece tilki ve zaman zaman atlar görünüyormuş.Mermeri çok olduundan rutubeti hiç yok. Bu yönüyle tüm dünyadaki adalar içinde sıralamaya girmiş bi ada.. Kaldığımız yerde gündüzleri plaja gelip 5 saat mandalar gibi güneş altında yatan kesimi saymazsam,bizden başka kimse yoktu.Bizden başka insan yoktu yani..

Fotooraf yönünden zengin ayrılsakta aslında hiçbi fotooraf tam olarak anlatamadı bence oranın sakinliğini,aynı zamanda eğlencesini.. Gidip görmenizi ve meşhur karadutlu dondurmasından yemenizi tavsiye ederim.


Tatil boyunca benim için tek hazin durum gerçek yaşımı örenmem oldu. 88 doumluyum.Eylülde dooduum için yaşım her sene herkesten biraz sonra artıyor.Nerde hata yaptım bilemiyorum ama her sene doum günümü kutlayıp her sene bir yaş arttırmama raamen bi yerlerde bi yanlışım olmuş.20 yaşındayım biliyordum bi senedir..Bir ay sonra 21 olucam sanıyordum ben.. Bi hainin ortaya çıkarmasıyla örendimki ben 21 yaşındayım. 22ye giricem 11 eylülde. O anımı görmeliydiniz.Çöktüm resmen.Yaşlanmak deil meselem.Düşünsene hayatım boyunca 21 diye bir yaş yaşamamış olucam.Kimseye 21 yaşındayım dememiş olucam.Hayatından bir senenin çalınması gibi bişey.İçimdeki his aynen şuydu.Kandırıldım. Yıkıldım. Gençliğimi çaldılar.Bana yalan söylediler,bana yalan söylediler,kaderden bahsetmediler.. =P


Velhasıl bu gördüünüz pastada benim doum günü pastam.Bir aylık 21 yaşında olucam.Olsun hiç farketmeyedebilirdim.Bahaneyle tüm gece halay çektik..

O gece,yalancı doum günümde dayımla nargile içme fırsatı yakaladım.Biraz başımız dönünce bıraktık.Denize girdik beraber.Dierleri cesaret edemedi.. Elimi bi denizanasının içine soktum bi ara.Ama nereye tepki veriyosun.Panik yapar bizim kokoşlar sahilde.. Hayatımda iki kez gökyüzüne aşık oldum.Birincisinde küçüktüm,bi tatil yerinde gece uyuyamamıştım. Terasa çıktım abim müzik dinliyordu.Hava serindi. Üstüne aldığı battaniyesinin altına almıştı benide.Kolunu atmıştı,beraber dinlemiştik müzik.Şarkıyı bile hatırlıyorum.Aysun Kocatepe-Kördüğüm. O gece gökyüzüne baktım çokca. O sonsuzluk denen şeye dikkatli bakmak ve onu üç boyutlu görebilmek büyülüyo insanı.Denizede o gece kendimi bırakınca tepemde bir dolunay ve o harika gökyüzü vardı. Ciğerlerime çektim sanki yıldızları nefes alırken. Süper bi duyguydu anlatamam.Ya ilk olduundan,ya abimi hatırlattıından ya da gerçekten süper,bilemicem.

Gittiğim her yerden midye toplarım.Her yerin ya taşı ya istiridyesi,illaki bişeyi çoktur. Topladıklarımı birbiriyle karıştırmam.Hatta şimdi dikdörtgen plazma bi cam içine koymak istiyorum ayrı ayrı her yerinkini.Arka tarafı sunta olucak.Silikonlıcam en güzel bikaç taneyi.Diğerleri al tarafına yayıcam camın.Nereden olduklarını önüne yazıcam. Güzel durur duvarda eminim.Sizinlede paylaşırım yapınca :)

Marmara adasındaki son günümde örendimki,oradan Tekirdağ-Malkaranın bi köyüne geçicekmişiz.Yengemin tarafından bir akrabasının düünü varmış.Bizim köyümüz olmadıından bilmiyodum hiç köy düünü. İlkokulda köye götürmüştü örtmenimiz.Pis bi koku kalmış sadece aklımda köye dair. Örtmenimizi sevmediğimden mi yoksa hakikaten çok mu gübre kokuyordu bilmiyorum. Bu köy çok güzeldi ama.İnekler vardı bir sürü.. Dayıma küçük inek kalkınca korktum dedim güldü.Buzağıymış efendim o. Koynumda buzaayla büyüdüm sanky.Bilmek lazım ama bilmiyordum gerçekten. Yaşını bilmeyen adamım ben,ne beklersin..

Velhasıl.. Çok güzel vakit geçirdim köyde de.İki gün boyunca düün yapıyorlar.Bizdeki gibi gelin alma düünden önce deil,bir sonraki gün. Herkes birbiriyle kardeş gibiydi. Para verip bulduun tatil huzurunu,beleşe veriyorlar sana :) Seve seve hemde.

Yaşadığım herbişeyi tavsiye ederim.İmkan olsa teknoloji ilerlesede gözlerimizi değişebilsek..Görülenleri başkasınada algılatabilsek.Süper olurdu süper.

Saatlerimiz 19.40.. İkea meydandan sizlere sesleniyorum =P


Uzun zaman oldu teknoloji kullanmayalı.. Neyseki interneti kullanmayı unutmadan dönebildim.Halen İstanbuldayım,yarın yola çıkıcam..

Hayatımda ilk defa Marmara adasına gittim,ilk defa gece 1de ve sabah 6da denize girdim... İlk defa inek gördüm yakından.Valla bak.. Hatta biraz yaklaştım bile.Ama ayaa kalktı korktum fıydım.. İlk defa bi köye gittim,insanlarını tanıdım,düünlerine katıldım hatta oynadım.. İlk defa dooduum günde olmayan bir doum günü kutladım..


Bu kadar plansız ve bu kadar çeşitli yerlerde uyandığım 15 günüm olmamıştı hiç..Gördüüm ortamlar çok birbiriyle alakasızdı.Ama hepsi sıcacıktı.. Her sabah içim kıpır kıpır uyandım.Her gece yatağı zor bularak ama acaip huzurla uyudum..Neden hayata tutunmamız gerektiğini anladığım nadir dönemlerden birini yaşadım. Gözüme gözüme girdi bütün güzellikler..


Hepsini anlatıcam ama önce evime odama dönmeli ve kendi içimde düzene koymalıyım yaşadıklarımı. Bu sorunu yaşamamak için not defterimle gitmiştim ama 10 parmak yazamıyorum kağıda =)


Herkese mutlu akşamlar.Bizden ayrılmayın efendim..

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Have to go,want to go,cant go.



Gitmek istiyorum..Ve çaktırmamak.


Bi telefon almak ve koşa koşa gitmek istiyorum.'Gitmeliyim' demek istiyorum.Tüh ya tamda bi düzen kurmuştum diyerek kandırmak istiyorum hepinizi. Gitmek ve terketmemiş olmak istiyorum.


İstemeden gidiyo görünmek,bavullarımı yavaş ve isteksiz toplamak ama road runner hızında kaçmak istiyorum. Gittiğime deil,kalanlara deil,kaldığım zamanlara ağlamak istiyorum.. Başkalarının ne istediğini asla düşünmemek aynı zamanda da bencil olmamak istiyorum. Hem gitmek hemde hala aynı derecede sevilmek. Hem gittiğime mutlu olmak hemde mutlu olduuma vicdan azabı çekmemek istiyorum.

E hadi git de. Hadi yap. Biliyorum yaparsın de.Bilirim hep yapmak istedin..



Hatta al götür.Olmaz mı? Benim ne bahane bulacak ne hesap vericek gücüm var.E zorla götürüldüm diyim bende.. Hay aksi bak hiçte istememiştim aslında diyim. Kolumdan tut,al götür. Kendi hayatına götür beni. Sıkıldım kendi derdimden,birazda seninkilerle debeleniim.Hatta anasını satiim nasılsa gitmiş olmıcaz mı tut Japonyaya götür. Ağlamıcam,söz. Hepsine gülümsicem. Burdakilere tanımadığım ayrıcalığı oradakilere tanıcam. Kanımdan canımdan vatanımdan olanlara göstermediğim sabrı elin japonuna göstericem. E kurtuluşumuz ya. Kötüyüm dimi.. Biliyorum kötü olucam bende. Korktuğum gibi bencil ve kötü.

14 Temmuz 2009 Salı

CaRteL

Facebookta cartel videosu dolanıp duruyo.. Herkes sadece şarkı sözlerini hatırlarken ben cartelle birlikte bütün bi 95 yazını hatırlamaya başlıyorum.



Cartelin çıktığı yaz ailecek hatay-dörtyol'a tatile gitmiştik. Kaldığımız evin terasında minicik bi oda vardı..Orda kurbaalar gibi zıplaya zıplaya cartel dinlerdik. Hatta o yaz kazı kazan balonlar çıkmıştı.. Yakınlarda bi büfe vardı.Yaşlı gözlüklü bi amca bakıyordu. Kendini zor zaptediyodu amca,öldü ölcek öyle bi ağır canlı adamdı yazık. Karttan bi numara kazırsın o numaraya ait balonu balonları tutan pankarttan verir bakkal amca sana. Biz her gittiğimizde 10-15 numara kazırdık.Amca büyük balonlardan göremezdi numaraları.Bulmaya çalışırken arada bi balonları çıkartıp koyardı sete. Bulurdu amcan sonra balonları ama o arada biz setteki bir sürü balonu indiregandi yapardık.Allah affetsin 10 kazıyıp 30 balonla çıkardık dükkandan.. Sonra o kendimizi zor sığdırdığımıs minicik odaya balonlarıda alırdık.Nefes alıcak yeri zor buluyoduk hatırladığım kadarıyla.. Baara baara cartel söylerdik.O bize çok büyük eğlenceydi.
Balon hırsızlığımdan daha utanarak hatırladığım bişey varki,ölen balonlara(onlar canlıydı bizim için) cenaze töreni düzenlerdik. Odanın minik penceresinin koluna ölü balonu üzüntü ve saygıyla bağlayıp önünde sıraya dizilip saygı duruşunda bulunurduk. Bu töreni düzenleyende abimin ta kendisidir. Hatta cenaze marşıda söylerdi. Bizde hiç gülmezdik he nası dayanıyomuşuz acaba.. İleriki yıllarda uğur böceklerine mezar yapmamla çok dalga geçmişlerdi ama işte hep geldikleri yeri unutmalarından kaynaklanıyo bunlar.. =)


Üç kardeş hiç adam akıllı oyunumuz olmazdı zaten. Oyundaki en kıyak konumu hep abim alırdı.En bktanınıda bendeniz tabi. Fırıncılık oynuyorsak abim usta ben garson olurdum. Abim somut bir oyuncağı ekmek-poaça yapıp,kartonlardan hazırladığı fırına uzun çomağıyla sokarken ben olmayan müşterilerin çıkmayan seslerinden siparişler uydururdum. Bide yetiştirmeye çalışırdık ablamla iyimi.

Sütcülük oynardık mesela ama çekirdek kabuklarından. Banyoya toplardık kap kap çekirdek kabuunu,onları satardık.Kim satardı? Abimle ablam tabi. Kim alırdı,ben. Gerçekten banyoya girmemiz söz konusuysa su olurdu sütümüz. Ama çekirdek kabuklarını satmak daha gerçekti sanki.




Bide çatapat alıp banyoya sürterdik.Ne güzel kokardı oda yaa.Bazen kıvılcım çıkardı.Ne büyük ateşti o kıvılcım bizim içimizde. Ne mutlu olasımız varmış.

Yazık şimdiki çocukların ne banyoları tek bi duştan ibaret ne de yerleri mozaik. Kusursuzluun getirdiği mutsuzlukla bouşuyorlar. Bişeyin eksikliğini çekmiyorlarki varlığında mutlu olsunlar.. Hiç fazla oyuncak almıcam çocuuma. Benim gibi 20 yaşında aldığı peluş pengueniyle üç gün uyusun ondan sonra =)

9 Temmuz 2009 Perşembe

İyiki doğdun Tesla!

Blog camiasında değişik bir tür yetişmekte.. Sürekli güncel olaylara değinen,sütten çıkmış ak kaşık tavırlarında,devamlı etrafı eleştiren yargılayan ve şiddetle kınayan,espri yapmayı seviye düşüklüğü gibi düşünen(daha doorusu isteseydide yapabilir miydi şüpheliyim) kusursuz yaratıklar. Onlar yüzünden güncel konulardan bahsetmeye korkar oldum. Yeri gelmişken,biraz daha sabrınızı isteyerek bir diğer türdende bahsetmek istiyorum. Biz onları olduu gibi bağrımıza basarmıydık bilmem ama onlar illa bi başka kılıkta görünmeyi seçtiler.Kendi özünden utanan,İstanbulda yaşamanın ne olduunu ve hatta 3den fazla semtini bilmediği halde saçma bi İstanbul sevdasına kapılmış bi tür. Bunlar bana gündem yaratıklarından daha itici geliyo..


Bende ne dolmuşum maşallah.


Ama bir yöndende konudan uzaklaşmış sayılmam.İkiyüzlü insanlar tarihtede bolca var. Bu arkadaşlar sadece kendilerini kandırırlarken Edison gibileri zamanında pek çok kişiyi kandırmış.Efendim,Nikola Teslanın doğum günü bugün.Florasan lambayı, neon ışıklarını, hızölçeri, otomobillerdeki ateşleme sistemini, radarın temellerini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını keşfeden Sırp asıllı fizikçi,mucit,elektirik ve makine mühendisi.19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşcusu..

Ampülün icat edilmediği,Edison'ın henüz doğru akım üzerine çalışmalar yaptığı günlerdeyiz.Teslanın elektriğe olan düşkünlüğünü ve zekasını farkeden Edison DC akımda yaşadığı her türden sorunu çözmesi için Tesladan yardım ister ve büyük paralar vadeder.Tesla bu işin altından kalkar,Edison'ı 100bin dolardan fazla masraftan kurtarır fakat parasını alamaz ve yolları ayrılır. Bu hikaye bana Graham Bell'in olayını anımsattı.Telefonu Antonio Meucci icat etti ama patentini alıcak parayı senelerce bulamadı.Aletini geri istediğine dair dilekçe yazdı fakat cevaben aletinin kaybolduunu söylediler.. İki yıl sonrada zamanında aynı laboratuvarı kullandığı Graham Bell telefon adını verdiği icadıyla öne çıktı. Meucci dava açtı.Davanın devamı sırasında 1889 yılında vefat etti ve dava düştü. Hay bin kunduz.. Adam kahrından öldüğü sırada Graham,Western Unionla yaptığı haksız anlaşmasından aldığı parasıyla gününü gün ediyordu demek.. Böyle haksızlıkları hatırlayınca sırtımdan başıma dooru bi doygunluk bi tıkanıklık hissi yükseliyo.. Grahamın torununun torununu bulup telefon kordonuyla öldüresim geliyo.. Bk herif.

Hadi Meucci yine fakir adamdı ilerleyip yükselme şansı bulamadı parasızlığından. Peki ya Tesla? Teslanın sadece fikir olarak kalan o kadar çok düşüncesi vardı ki. 250 mil mesafeden 10 bin uçağı yok edebilecek ölüm ışınlarından bahsedebilen, dünyayı ortadan ikiye bölebileceğini iddia eden, hem sesin, hem de görüntünün (1800'lerin sonlarındayken daha) havadan aktarılabileceğine inanan, ve esasen, Edison'a DC elektrik sisteminin hiç bir işe yaramaz bir sistem olduğunu anlatan kişiydi Tesla. Eğer aykırı bi kişilik gibi görülmese ve bastırılmasaydı,ya da bunlara aslında hiç ihtiyacı olmadığı inancı olsaydı eminim Tesla bütün düşüncelerini gerçeğe dönüştürürdü. Ki aslında dönüştürdükleri bile fazlasıyla mükemmel icatlar..

Velhasıl Edisonla yolları ayrılınca Tesla elektrik iletimi için daha iyi bir sistem geliştirdi.AC sistemini.. AC,DCye göre büyük avantajlara sahiptir.Tesla'nın o zamanlar yeni geliştirdiği transformatörleri kullanarak, AC voltaj yükseltilebilir ve ince kablolarla uzun mesafelerde iletilebilir. DC ise iletilemez. (Çünkü çok kalın kablolarla iletilirken her bir milkarede bir büyük bir güç istasyonu ihtiyaç duyar.) (hafif.org)

Tesla elektrik motorunuda icat ederek büyük bi başarıya imza atmıştı.Ve yaptığı işi daha kullanılır hale getirmişti.Edison DC sisteme çok para yatırdığı için her fırsatta AC akımın tehlikelerinden bahsetmişti.Kudurmuştu yani kısacası. =) Ouh olsun.

Teslam yavrumda 1898de ilk uzaktan kumandalı model botuyla,hala kırılmamış bir rekor olan 40 mt şimşek okuyla,1899da dünyanın her tarafına gönderilen ve kaynağına geri dönebilen enerji dalgalarıyla ağzımızı açık bırakmaya devam etti.

800den fazla patenti vardı.Engellenmeseydi çok daha fazlası olacağı söyleniyor.. Fakat bu modern dünyayı icat eden insan meteliksiz bi şekilde 86 yaşında,1943te vefat etti. Şu gün bile hala notları satır satır incelenmeye devam ediyor.

Ve biz böyle bi insanın ismini sadece Red Alert oyunundaki bi bina isminden ve Prestige filminden duyabiliyoruz.. Yazıklar olsun Edison. Pu.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Hay aksi!

Koluma herifin sigara külü deydi..Bişeyde demedim ha. Dönüp bakmadım bile.Kolumdaki acının sebebini idrak ettiğimde çok geçti dönmek için. Akşam ablama söyleyince bana şöyle bi soru sordu:'Neden kavga etmedin??' Çingeneyim ya ben.

...

Hani köpük köpek vardı ya.. Elimi ısırıcaktı az kalsın.Çok kötü kükredi ve dişini gösterdi bana.Gözleri kıpkırmızıydı.Isırmak deildi amacı ama biraz daha orada dursam saldırıcaktı. Hayır,köpek fobim geri gelmedi.Aksine daha az korkuyorum artık. Belkide ısırttırmalıydım.Bende ters tepiyo herşey..
Ablama köpeğin ısırdığını söylediğimde korktun mu dedi.Hayır kırıldım dedim.Kahkaha attı biçok biçok.Ama gerçekten kırıldım be. Tanıyordu beni.Hatta bi ara belediye aldı götürdü.Çok üzülmüştüm.Döndüünde yola çıkmıştı önüme kadar gelmişti.Şimdi noldu? Dişlerini gösterdiğinde 'oğlum,benim tanımadın mı' falan dicektim.Ama çok kırıldım.Korkumu bile bastırdı kırgınlığım.Döndüm arkamı gittim.Küsüz şimdi. Bugün gördüm kafamı çevirdim.Zaten oda esniyodu.. =) Köpeğe bile küsebilitem var.
...

Dünde şirketimizin yaptığı ve parasını alamadığımız bi işin parasını aldık. Bir sürü banka işi çıktı tabii.. Çabucak bitsin diye tam gaz yürürken gözüme sinek girdi.Ovalarken kalemim aktı.Elim yanaam simsiyah oldu.Biliyordum o an çirkinleşmiştim ama gözümün yanması daha kötüydü. Bütün parmaklarımı tek tek yolladım gözüme.Hiçbiri alıp gelemedi sineği.Ta işyerine kadar sinekle gittim. Ve telaşımızdan makyajımı tazeleyemedim.Akşama kadar bi gözüm siyah kalemli bi gözüm tertemiz makyajsız gezdim öyle =)) Napiim ya. Bi gözüm sürmeli bi gözüm sürmesizde doğmuş olabilirdim.Allah korusun dimi.Bölesi daha iyi.

...

Bunlar gibi daha bir sürü saçmalık geliyor başıma.Ayaklarımın devamlı takılması burkulması da cabası. Üstünde bi ağırlık var gibi gelince birine para verirmişsin.Bugünde dükkana işitme engelli bi kız geldi.Bende ağzımı yara yara hoşgeldiniiizz diyordum.İlerideki masadayım duymaz diye.Meer zaten duyamazmış.Elime kart verdi.Anahtarlık satıyormuş.Aldım bitane bakalım şimdilik iyiyim.

İnşallah başıma gelenler son olur..

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Köpük Köpek

Şu,şu ve şu yazımdan anlayacağınız gibi ben hep kedi insanı olmuşumdur. Her cinsten kedi girdi evimize küçüklüümden beri. Ve her kedisever gibi köpeklerden korktum. Sadece korkmakta deil son bir yıla kadar sevmiyordum bile köpekleri.Sonra nolduysa yavaş yavaş kanım ısındı.. Yinede bir ay öncesine kadar yolumu değiştirerek uzaklaştım onlardan.


...Eminim hikayem şöyle devam etsin isterdiniz... Ne olduysa annemin bigün kucaanda yavru köpekle eve gelmesiyle başladı. O minicik yavruyla beraber bende büyüdüm ve şimdi köpeklerden korkmuyorum.Bahçemizde de ona yakın köpek var. Yok öyle değil.. Ama yakında oda olucak umarım.


İlk sevdiğim köpek -resimde gördüünüs gibi- kocaman.İsmini köpük koydum.Köpük pis bi sokak köpeği ama ben onu çok seviyorum. Aslında yavru bi köpekle alışmaya başlamam normal olurdu ama ben köpüğü sevdim ilk. Bu hikaye size göre sıradan fakat bana göre bi geçiş dönemi bile diyebilirim.Hatta zincirlerimi kırmaya başladığim hissine kapılmama neden oldu.

Artık her türlü köpeği sevebiliyorum.Yanlarından geçebiliyorum.Ağzımı kapatmadan gülebiliyorum.Teşekkürler Corega.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Çok pis dalarım =)



Bi insanı sevmek ne kadar tuhaf bişey bazen. Biz tatildeyken abim Kütahyaya gelmişti. Dönüncede sadece bi defa görme imkanım oldu.. İşyerime geldi ve ben soramadım ne zaman dönüceksiniz diye. Sanki ben sormayınca dönmicek gibi düşündüm sanırım.

Ama öyle olmadı,akşam eve gidince göremedim. Bu sabahta 5te çıkmışlar yola.. Dün geldiğinde çay içmişti işyerimde. Sabah cam sehbada izini gördüm çay bardağının.Böle içim bi burkuldu.İnanmazsın uzanıp okşadım izi. Sonrada kendi kendimi garipsedim.. Çok seviyorum bildiğim gibi değil demekki =)

Bugünlerde zaten bi duygu yoğunluu var üstümde..

Dalış yapmaya gitmiştik haftasonu saroza.. Anadolunun 2+1 otobüsleri çıkmış. Tabi o yalnız,buruk 1 ben oluyorum.2 de ablamla eşi. Yanında birinin varlığı ve fuzuli konuşmalarınız olmadan otobüs tuhaf oluyo biraz.. Yalnızlığımı avutiim uyutiim dedim döndüm yanıma. Koltuk o kadar ahtapotumsu ki birinin kucaana oturdum sandım bikaç saliselik. Nolucak yapmadığım şey mi? Lisede bigün otobüsle giderken.. Afyonum patlamamış daha.. Ayakta duruyordum. Önünde durduum hatunda telaşlı bişey.Durağa gelmeden yavrum inecem ben,inecem kızım ben diye sayıklayıp durdu. Closstrofobisi geldi hatunun.Bende bi güzel çektim ellerimi. Hatunda kalkacak koltuktan ama otobüs durmadan yerinden kımıldayarak riske atmıyo kendini.Uyuz uyuz uzuvlarını bir araya toplamaya çalışıyo. Ben salağı hala elim kolum boşta bakınıyorum teyzeye. Durağa girerken bi fren çekti amcan.. Arkamdaki çocuun kucaana oturdum ben.Ama hani zaman genişler ya öyle olaylarda.Sanki saatlerce kucaandaydım. O da güya beni tutuyo.. Bi eli belimin oyuğunda bi eli karnımda.Oturuyoruz biz kardeş kardeş üst üste adamla. Döndüm bide baktım kucaandayken adama. İyi bişeyse kalkmıcam ya sanki.Nese bi anda sıçradım kalktım.Zaman normale döndü.İndim o durakta.Teyzeyide solladım çünkü muhtemelen besmele çeke çeke adım adım santimleyerek inicekti o basamakları. Öyle teyzelerdendi çünkü.O utançla durmaktansa otobüste,terbiyesiz olmayı tercih etmiştim.. Neyse,napıyordum. Bi an birinin kucağındayım sandım.Bu olay geldi aklıma tiksindim. Yanıma dönmedim bi daha yol boyunca.. Zaten dönersem arkamdaki çocuun converse'i girebilirdi aazıma. Koltuun kolu gibi uzattı iki yanıma ayaklarını hödük. Molada inerken ayaklarını aşağıya eğip öyle iniyordum.Tam korumalı otobis.



Aslında tatilimden ve dalışımdan önce size tatil yaptığımız gruptan bahsetmek istiyorum. Bikaç senedir her yaz giderlermiş saroza. Ablamlarda katılmışlardı iki senedir ama ben ilk defa bu yaz gittim. 3 sene önce evli olan bi karı-koca geçen sene hatun hamileyken gelmişler,bu senede bebekleriyle geldiler. Bi başka geçen sene hamile olan bi hatunda bu sene çocuuyla geldi. Geçen sene bekar olan arkadaşta bu sene nişanlı geldi,üç ay sonra evlenicek yani seneyede evli olarak katılıcak. Ablamla eniştemde geçen sene gittiklerinde nişanlılardı bu sene evliler. Grup düzenimize göre seneye ablam hamile olarak gitmeli. Benide bi tasa aldı. Seneye bi sevgilim olucak onunla katılıcam demekki. Tasa olan kısmı nereye sığdırıcam ben o çocuu? Araba sayısı az kişi sayısı çok.Malla mülkle işim olmadı hiç ama hakkaten arabalı bi sevgili bulmaya adamalıyım kendimi sanırım. Daha ben bu yazdan sevgilimi ezdirmeme çabasındaydım.''Yanımdan ayırmam aynı arabada olmalıyız.Yok eğer sen git ben tanımıyorum gelmicem diyen asosyal biriyse kötü. Bende gitmiyorum kardeşim.Onun olmadığı yerde işim ne'' diye düşünerek olmayan sevgilim için bi sene önceden sattım bile arkadaşlarımı. Şaka bi yana yer yer inandım kendim bile,seneye yalnız gitmiceeme.Ve bu hiç işime gelen bi durum değil. Bazen şikayet ediyorum ama iyiyim ben tekli koltukta. Çok yalnızlık çekersem arkamdakinin ayaklarına sarılırım arada napalım.. =)



Dalış olayına gelince.Dalgıç falan deilim.. Herşeyiyle denizi ve yüzmeyi çok seven bi insan olduumdan hep meraklarım içindeydi dalmak. Discovery denen bi deneme dalışı varmış.Onu yaptım.. Metrelerin falan söz konusu olduu bir dalış değil.Yinede ilk olduu için bir çok denemede ancak benimsiyormuşsun su altında nefes almayı. Hocama ilk dalıcaamı söylediğimde yüzünde bi ifade belirdi.Cesaretimi kutlama belirtisinden çok yapamıcaamdan emin gibiydi. Ben hemen tercüman oldum hislerine dedim ki hocam ilk dalanlar size sorun oluyordur heralde,hele bide bayansa.Gülümsedi hoca..

Kurşundan ağırlık takıyorlar kemere. Vücut değerlerine göre.. 1.78 e 58im.Ayaamda 38 numara dedim. Baya bi düşündü hoca ne takacam len ben sana diye. =) 4 parça kurşun taktı.8 kilo. Kemeri önünde tutup üstünden ayaklarını geçirip eğilerek bağlıyorsun beline. Nası bi ülkede yaşıyoruz ki bu işlemi kolayca yaptım diye adam takdir etti beni.Hiç ilk defa dalıyo gibi deilsiniz dedi. İnsan zaten dalgıç kıyafetiyle astronot gibi hissediyo kendini bi havalanıyosun sanky bi bk yicekmişsin gibi.. Hoca beni övdükce ben genişledim.Sana gerek yok hoca diyip cullop dalıcaktım denize..

Velhasıl keşif dalışı yaptım ve çok hoşuma gitti.Hoca sakin olmama şaşırdı. Paniklemedim hiç. Adama o bakışını yedirdim yani =) Zaten amacım oydu.Yoksa birkaç defa korktum ve çıkmak istedim ama belli bile etmedim hocaya.Denizin dibinde harika bir yaşam var. Hepinize tavsiye ederim.Ama söylemesi ayıp grubumuzdaki dalgıç bile ilk seferinde 7 defa denemesine rağmen dalamamış. Her yiğidin harcı deil =P

...

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. =)

25 Haziran 2009 Perşembe

Dibe vurmak?!


Bi yolda yürüyorum.Bir yerlere gidiyorum.Aklım ermiyo bu kocaman döngüye ama hep mi hayırsız olanı istemiş kalbim? Hep mi yanlışlardaymış gözüm.Hayırlısı buymuşlarla büktüm dudaklarımı.Bekliyorum. Bu süreçte ne yapmalıyım bilmiyorum ama kocaman bi hiçlikte hissediyorum kendimi..
Hayatta sadece okumak istedim.Şu 'yeteneğim' dediklerimi mesleğime dönüştürmek istedim. Bir yılda üç şehir değiştirdim.Neresinin benim için iyi olacağına kafa patlattım saatlerce. Dersaneye başladım.Evet çok iyi bi dersane örencisi olmadım hiçbi zaman ama umutlarım vardı. Dgs yaklaştıkca şekillenen umutlarım.

Ve hala kendimi inandıramıyorum bu olaya. Dgs başvuru haftasını kaçırdım.Şu anda bir sene daha uzadı herşey.. Bütün hayallerimi bi sene dondurmam gerekli. Bunu yapıcak gücüm var mı bilmiyorum ama olmasa neye yarar?

Bu bir senedeki en zor haftam başvuru haftasıymış.Ablamın düğününden sonraki hafta. Benim işe başladığım ve işten çıkmamak için direndiğim ilk hafta. Yinede hiçbişey bahane olamaz bu aptallığıma. Hiçbi amacım kalmamış gibi hissediyorum. Hayatta en çok istediğim şey okumak ve ailemin yüzünü yere eydirmemek. Ama her ikisinide kaybettim tek bi hareketle. Hiçbi zaman abime layık bi kardeş olamıcam. En çokta o acıtıyor canımı.

Biliyorum bi hayır vardır bunda da. Denildiği gibi,unutana deil unutturana bakıcaksın.. İnş boşa deildir kalbimdeki bu sancı..

Dibe vurmak bu olsa gerek.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

El deliye ben akıllıya hasret..


Dün tam bir haftam doldu işyerimde. Geldiimden beri benden önce çalışan hatunlarla ilgili hikayeyi farklı aazlardan dinliyorum.. Benden önce çalışan hatunlar hep evlendikleri için ayrılmışlar.İlk geldiğim gün bile bunun esprisini yaptı herkes,müşterilerde dahil.. Senide artık evlendiririz..


Gülümsüyorum,Allah korusun falan diyorum ama hiç ardı arkası kesilmiyo bu evlenme muhabbetinin. Evlenicem taby Allaan izniylede bu benim için çok özel bi olay. Evleniceem gün bile şaka konusu yapılsın,saçma sapan evlilik muhabbetlerine karışiim istemem. Velhasıl.. Dün bi bayan geldi öğleden sonra..Hoşgeldiniz dedim ayaa kalktım gülümsedim.Dibime kadar geldi hatun. Orta yaşlı güzel suratlı bi bayan. 'Az önce geldim ben müşterileriniz vardı geri döndüm.Bişey sorucam ama kızmazsınız umarım' dedi. Bi gözünü ufaltıp ne diyo lan bu mimiği yaparsında 'Buyrun' dersin ya.. İşte öle yaptım. Evli misiniz,bekar mı dedi.. Benim kafam öyle karışık ki,hatunun her cümlesinde başka bi profil oluşturuyorum kafamda.. Kızmayın falan dediğinde açıkcası Kütahyanın delisi sandım. Çünkü Kütahyada çiniden bile meşhur olan şey delileridir.

Bu noktada ufak bi parantez açıcam.. Bi delisi var Kütahyanın,ismi Bilal.. Paso dükkanlardan teyip çorlayıp omzuna koyup kulaana dayar müzik dinler..Polisler tutar alır teybi,bikaç gün sonra bi daha nerden geldii belirsiz bi teyiple yakalarlar =) Bir diğeri.. Adını bilmiyorum.. Yaz-kış fular bağlar boynuna,üstüne gösterişli uzun ceketler alır,ayaanda da meşhur botlarından biri.. Devamlı bot giyer. İçiniz yanar susarsınız onu görünce.. Bir diğeride dişlerinden çok gözüken diş etleriyle kocaman güler size. Bigün Kütahyaya yolunuz düşerse ardınızdan el şaklatan 'Ablağğ ablağğ' diye baaran ve çirkin çirkin sırıtan biri olabilir.Korkmayın hepsi zararsız..

Hatta bir başka delinin çok özel bi insan olduu söylenirdi,hayattayken.. At gibi kişnerdi durup durup.Asla herkesten para almazdı. Neye göre seçerdi bilemiyorum ama sadece bazı insanlardan para alırdı.Kendi istemezdi.Önünde dururdu sen verirdin. Annemden para almışta bi kere,ailecek ayrıcalıklı ilan etmiştik kendimizi =) Birkaç sene önce öldü.. Cenaze namazının tam ortasında bir at gelip kişnemiş şaha kalkmış ve gitmiş.. Hurafe deil gerçek bir olay bu..


Nerde kalmıştık? Hıh. Hatun bana sorular soruyordu.. İkinci sorusundan sonra ben anketör sandım hatunu. Bekarım dedim. Bi taraftanda düşünüyorum.. Bayiisi olduumuz bilgisayar markasıyla ilgili ne sorucak ne dicem falan diye. Hatta bi ara Ercana seslenmeyi düşündüm.Hani dükkan hakkında onun bilgisi var diye.. Geldi üçüncü soru.. Kaç yaşınızdasınız? 20 dedim. Ama aynı bu şekilde cevaplıyorum ben.. Kuzu kuzu.. Anket yapıyo diye kısa kısa.. =) Aradada sevimlice bi gülümsüyorum.Bi bk bilmiyorum bari iyi intiba bırakayım diye..Sonra hatun kendini ele verdi.. 'Ben sizinle daha sonra özel konuşucam,olur mu' dedi. O anda şimşekler çaktı beynimde. Yerime çöktüm.Geri döndü. İsminiz neydi dedi.. Seceremi örendin adımımı çekinicem sölemeye,Betül!.. Al Betül.. Adım Betül! Bıktım sizin çetenizden. Beceriksiz oğulların çöpçatan anneleri! demeyi istedim.. Demedim tabi.. Betül dedim,çöktüm yerime.Gitti hatun. O kariyer yapan Betülün yerinde yanakları kızarmış ve farkında olmadan görücüye çıkmış bi Betül vardı artık. Kaderimmi dedim ya.. Ulan iş yerindeyim iş işş..

Norveçli fotoğrafçı Kjell Sandved, makinesiyle 40 yıl dünyayı dolaşarak, rengarenk kelebeklerden müthiş bir koleksiyon oluşturdu. Sandved, kelebek kanatlarındaki şekillerin, harfleri andırdığını fark edince, alfabeyi fotoğraflamaya karar vermiş ve ortaya işte bu sanat eseri çıkmış...



- Türkiye'de seçimle gelmiş bir hükümet yoktu. 12 Eylül 1980'deki askeri darbeden sonra ilk genel seçimler 6 Kasım 1983'te yapıldı.

- Türkiye, Avrupa Konseyi'ne parlamenter gönderemiyordu.

- Katma Değer Vergisi hayatımıza girmemişti.

- Türk Parasını Koruma Kanunu değiştirilmemişti; Türkiye'de döviz taşımak suçtu; yabancı sigaralar ülkeye kaçak sokuluyordu.

- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve birçok otoyol yoktu. GAP'taki Atatürk Barajı'nın temeli bile atılmamıştı.

- Naim Süleymanoğlu, Bulgar vatandaşıydı.

- Kürtaj kanunen yasaktı.

- Urfa'nın adı Şanlıurfa olmamıştı.

- Taksilerde taksimetre, trafikte ceza puanı uygulaması yoktu.

- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmemişti.

- Bülent Ersoy sahne yasaklıydı. Şan Sineması yanmamıştı.

- İstanbul'da denizotobüslerinin faaliyete geçmesine 4 yıl, evlerde doğalgaz kullanılmasına 9 yıl, Türkiye'nin cep telefonuyla tanışmasına 11 yıl vardı. -

Ronald Reagan ABD Başkanı idi; İngiltere'de Margaret Thatcher başbakandı.

- Heysel faciasının yaşanmasına 2 yıl, Mandela'nın özgürlüğüne kavuşmasına 7 yıl vardı.

- 1 ABD Doları 208 Lira, 6 sıfır atılmış bugünkü birimle 0.02 Kuruş idi.

- Renkli televizyon yayını yeni başlamış; TRT 4 saatlik deneme yayını yapıyordu.

- Sovyetler Birliği dağılmamıştı.

- SABAH Gazetesi'nin yayın hayatına başlamasına 2 yıl vardı.

-Fenerbahçe'nin kaptanı Semih 1.5 aylık bebekti, Gökhan Gönül doğmamıştı.

-Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım 31, teknik direktör Aragones ise 45 yaşındaydı.


Ne zaman mı? Fenerbahçe 1983teki finalde Mersin idman yurdunu geçip Türkiye kupasını aldığında.. =) Sabah gazetesinden alıntıdır. http://www.sabah.com.tr/Spor/2009/05/14/o_gun_aziz_yildirim_31_yasindaydi
Top bile siyah-beyazken gücümüzü kim inkar edebilir? ;)

12 Mayıs 2009 Salı

Hiç miyim suç muyum? Ben kimim?


'..Demek aileden bi sen bi baltaya sap olamamışsın...'

'..Hayır bak şöyle düşün,eğer sende dgsyi kazanabilecek kapasite olsaydı össde mühendisliği kazanırdın zaten...'

...

Bunların bi benzerlerini ben hergün kendime söylerken bunu bi başkasından duymak bu kadar şaşırtmamalıydı.Ama şaşırttı.Çok canım acıdı ama ağlamadım. Şaşkınlığım ağır bastı aslında.. İş arkadaşım kurdu bana bu cümleleri.Hemde daha bugün iş yerinde üçüncü günüm..Tanımadığı bi insanı kırmaktan nasılda çekinmiyor insanlar.Ne yaşadın?Ne oldu? Neden?Niye? demeden nasılda o kocaman kelimelerle mantıklı cümleler kurduklarını sanıyorlar.. Bilmem inanırmısınıs.. Kendimden çok ona üzüldüm ben.Çünkü evet ben bi baltaya sap olamadım ve evet dgsyi kazanmam bir rüyadan ibaret olabilir ama kimsenin kalbini kırmadım.Hatta O beni tanımadan rahat rahat konuşup kırabildi ama ben hiçbişey demedim.3. yıkıcı cümlesinden sonra çıktım yukarıya.. İçimden kendimle konuştum.Hep yaparım bunu.. Yaptığı şeyin ne derece gereksiz ve kırıcı olduunu düşündüm.Yazık! dedim..Elektroniği örenmişsin ama insanlığı örenememişsin dedim.Benim şu cümleyi bile kuracak yeteneğim yokken nasıl insanlar yüzüme baka baka beni bu kadar kırabiliyorlar?

Fazla düşünmemeli ve fazla takmamalıyım galiba.Böyle böyle ayak uydurulmuyor mu zaten? Kırıldıkca kırma yetimiz gelişiyor..Hepimiz birer hödük olup çıkıcaz bi zaman.
...


Haftanın 6 günü,günde 12 saat çalışmaya tav oldum.Sıkıntılı zamanlarımdayım.Hatta hiçbişey istediğim gibi deil.. Yinede o salak umudum hala kalbimde atıyor.Ailenin yüz karası olabilirim ama benimde umutlarım var =)
Mutsuz postlar yazmayı sevmiyorum.Fakat anca böyle rahatlanıyo.. Bi dahakine telafi ederim ;)

30 Nisan 2009 Perşembe

Hepinizi benzeticem



Ergenlik dönemimde devamlı hala ve komşu kızlarına benzetilmemle başlayan maceram şu gün hala sürmekte..

İnsanlar neden birine benzetilmekten hoşlanmadıımı anlayamıyorlar.Düşünsenize biri size bakıyo ve o an başka biri aklına geliyor..O dakikada artık size her baktıında diğer şahsı görücek. Belki konuştuklarımı bile dinlemiyorlar o sıra.. Kafasından tam olarak yüzümün hangi taraflarının benzediğini düşünüyor. Hadi hala kızı/komşu kızı neyse.. Sonuçta bi merak uyandırıcak insanlar değiller.. Ama Bergüzar Korelse benzediğin sanky sen Bergüzarın temsilcisi,onun halktaki bi yüzüymüşsün gibi bi muamele görüyosun. Yinede en az rahatsız olduum ve kendimi en çok benzettiğim Bergüzar.. Hem yine sadece Bergüzar olsa iyi. Bu zamana kadar üç ayrı kişiden duyduum bi benzetme varki yüzü bile yok onun =) Pamuk prenses.. O kim ya? Hocam bi destekli salla dimy. Hayır seni pamuk prensese benzeten adamada 'Saçmalama be mal herif öyle bi insan mı var sanky?' diyemiyosunky. Tatlı tatlı gülüyosun sanky hakkaten pamuk prensesmişsin gibi.Ne diyim..

Bide benzeten insanlarda şöyle bişey var.(Çok herkese herşeye benseyince ortak özelliklerini fln bulmaya başladım insanların.. =) 'Aaa sen bilmem kime bensiyosun' demiyorlarda direk benzediğin kişinin adıyla hitap ediyorlar. Bi konuşma ortamında çok tanımadığım bi çocuk 'Sen sus Jülide' dedi bana. Jülide Ateşe benzetmiş meer hasbam. Arka sıradakilerden Zehra,Çarkıfelekten Tuğçe San,Liv tyler ve Audrey hepburn.. Ve yemin ederim bitanesinede benzemiyorum.Andırmıyorum bile hatta. Ama bu saydıklarımı hep birden fazla insan benzetti.


Bazen aşırı alakasız insanlara da benzetenler çıkıyo..Mesela babam.. Bir İstanbul masalındaki Esmaya benzetmişti. Bi başka zamanda biri Elif demişti bana.Ablamın adı da Şevval Elif olduu için karıştırdılar yine sandım. Çocukluumusdan beri karıştırırlar hep.. Meerse kurtlar vadisindeki Elife bensetmiş.. En minyonundan en irisine en sevimlisinden en çirkinine herkese herşeye benseyebilen bi tipim olmasından rahatsızım ! Duyun beny artık bensetmeyin kimseye ben sadece Betüşüm ya =( Bi allaan kulu da desin ki 'Ya senin ne kadar sana has bi tipin var' ya da 'Ya Büt sen gördüüm kimseye bensemiyosun' falan. Nerdee..

27 Nisan 2009 Pazartesi

Hastayım,hastasın,hasta =(



Hayatımda hiç yapmadığım bişeyi yapmaya başladım..Dişimi sıkıyorum. Yok uyurken falan deil.Gün içinde dişlerimi sıkıyorum ve bu şakaklarımda feci bi aarıya neden oluyo..Yaklaşık bir aydır yapıyorum bunu.Yapmamak istiyorum ama özellikle bişeyi düşünüyorsam istem dışı sıkıyorum. Bazen uzun süre konuşmuyorum sonra farkediyorumki kilitlenmiş dişlerim.Çenem başım öyle çok ağrıyorki daha sonraki yarım saatte tamam artık ölüyorum falan diyorum =)




İkinci bi rahatsıslıımda adının huzursuz bacak sendromu olduunu duyduum bacak sorunum. Özellikle uyumak üzereyken ya da uykumda bacaklarımda sabit durmama isteği oluyor. Devamlı oynatmam gerekiyor.Eğer oynatmaz inat edersemde içinden bi sinir attırıyo havaya bacaamı =( Bazen kollarımda da aynı şey oluyor. Bu rahatsızlıın başlarında sadece sallamam yetiyordu ayaamı.Ara ara oluyordu zaten.Aldırmadım.Şimdi ilerledi.Dahada nereye kadar ilerlicek bilmiyorum. Bazı geceler bacağımdaki bi kas kasılıyo ve onun acısıyla uyanıyorum.Onu ovuyorum açılıyor yavaş yavaş,ancak öyle tekrar uyuyabiliyorum.


Nasıl ki fazla kendini dinlemek,hastalık hastası olmak iyi deilse kendimizi dinlemememizde kötü bi durum. Herşeye zamanında müdahale etmek en doorusu.Ama işte bazen hayat elvermiyo temkinli davranmaya.. Bikaç gündürde boynumla kulaamın arasında bi şişlik vardı.Ablamı doktora götürmüşken ona bari baktırayım dedim. Egzama falan deilmiş Allahtan.. Bu çok daha fazla büyürdü iyiki erken geldiniz dedi doktor hanım.4 tanede ilaç yazdı..


Bi sakatlık varya bende bugünlerde,hady bakalım.. =)

Bi bu eksikti yahu.. Ablamın ayaa çatladı. Tam 13 gün kaldı düüne. Bir hafta önce merdivenlerden düştü,çatlamış meerse ayaa. Bir hafta boyunca çatlak ayakla iş yapmış.Kıyamadım hiç =(


Kendisinin iğne fobisi var.Bu yüzden canı kıymetli sanırdık.Meerse sadece iğneyleymiş sorunu çocuun. Lisede de böyle bişey olmuştu Ona. Çıkık parmakla bir ay okula gidip gelmişti.Bi tuhaf bu kız ya =) İyi bary alan çıktıda başımıza kalmıcak =P

Az önce ağlıyordu bu ayakla mı gelin olucam diye.Gittim yanına üzgün üzgün. Körler saarlar birbirini aarlar,O da bana üzülüyo üzgünüm diye. Eğildim önüne.Sanıyoky adam akıllı bi teselli duyucak benden.. Yazık.. Dedim ki 'Ablacım derler ki;vücuttaki çatlak,beyin yaşın kadar günde geçermiş,maksimum üç güne düzelirsin' Baktı bana.. 'Salakcım yaşın kadar günde o' dedi =) Güldürdüm ya sen ona bak.. =)


Dünde hanımefendiyi rüyamda hamile gördüm.Saçı bu halinden biraz uzun,kumraldı. Karnı şişmiş ama çarşıdayıs gesiyorus.Hala adam olmamışıs anlaşılan.. =) Ben banka oturmuşum ablam önümde ayaktaydı.Ne kadar düşüncesis davranmışım.Bide üstüne yoruldum diye başımı ablamın karnına dayıyordum.Daha doomadan yiğene bile yük oluyorum yany. Ben çok dokunsalımdır ablamda aksine okşamas hiç. Ama rüyamda saçlarımı okşuyordu.Rüyanın bundan sonraki kısmı çok saçmaydı.Çocuun biri geliyordu yanıma elini uzattı bana,bende tuttum.Elin adamıyla yakın temastaydım yany =) Çok uysaldım bide.Heralde pata küte dövücek halim kalmamıştı.Tutuverdim elini gitti.Hey gidi koca dünya.. Derman kalmamış kavga edicek. Rüya olduu çok belliydi ama. Bi pembe dumanların arasında olmamız eksikti. Nasıda güzel elleri vardı ya.. =) Töbe töbe.. İnsanların ellerine baktığım için cezalandırılıyorum sanırım =)


Neyse ablamın olduu kısımlar çıksında yeterli ;)

15 Nisan 2009 Çarşamba

''Bizim şarkımız olsun''


Armaan almayıda vermeyide çok severim. Beni aşırı mutlu eder her iki durumda.. Armaan dediysem sanmayın ki o klasik büyük kurdeleli kare kutudan bahsediyorum. Benim için hediyede önemli olan konu ne düşünüldüüdür. Bu yüzden en sevdiğim hediye şarkıdır.Çünkü benim ruhuma müzik hitap ediyo.Ve o söylenmek istenen kelimelerin müzikle birleşip bana yollanması çok hoşuma gidiyor..

Bazen bi şarkıyı dinlerken kahrediyorum kendi kendime.. Ulan bana şöle bi şarkıyı armaan eden bi allaan kulu olmadı diye.Kaderime sövüyorum.. =) Nasılsa bundan sonra öyle bi beklentim olmıcaa için örnek verebilirim.. Bayanların eziklik olarak gördüü bi durum vardır.Korunmak..Ne gerek var efendim ben kendi kendimi korurum derler çounluu. Ben böyle düşünmüyorum.Ve benim için çok önemlidir benimsenmek ve korunmak. He şu yaşıma kadar istediğim manada koruyan oldu mu? Hayır =) Hep çok güçlü bi imaj sergilediim için sanırım gerek duymadılar. İşte bu nedenlerdendir ki 'Ben varım' şarkısını çok severim ben. Ve ciddi ciddi çok isterdim öyle sözleri olan bi şarkıyı bana armaan etsinler..

Bir akşam gözünde aşk tüterse
Eski günler aklından geçerse
Kalbin bomboş ümitler biterse
Sen üzülme ben varım..

Neler geçti kimbilir başından
Sevgi umdun hep başkalarından
Ağlama gidenlerin ardından
O giderse ben varım..


Zaman durdu sanki beklersen seni
Ben birtek sevgiye bağladım kalbimi
Ayrılmam istersen hiç yanından
Çağırsan gelirim çok uzaklardan
Eskiden korkardım yalnızlıktan
Korkmam artık sen varsın..

...

Ya da mesela geçen gün bi arkadaşım eski sevgilisi adına dinlediğini düşündüüm bi parçayı bana yolladı.. Mt'nin Yürek parem.. Dinlerken bi taraftanda saydım sövdüm hep..Ulan gerizekalı bu cümlelerle sevgisini anlatan,böyle sevebilen bi erkeği nasıl bıraktın? Ki sen neler yapmışsın ayrılmışsınız ama hala yürek parem diye sesleniyo sana..
Hay bin kunduz!..

Bi başka arkadaşımda Ferhat göçerin Gül ki sevgilim parçasını sevgilisine yollıcaktı.. Şarkının içinde bi hitap geçiyo ki öldüm bittim..'Aşk çiçeğim'.. Ne şeker bişeydir bu ya =) Hem dinledim hemde içimden dedimki 'Bekle bilir bu hatun bu şarkının kıymetini..Kafanıza tüküriim zaten hep öyle hödüklere armaan edersiniz böyle şarkıları..' Vs vs.. =)

Hep böyle şarkı dinlerken pek çok düşünce yer alır içimde..Az öncede Hoobastank'tan The reason'ı dinliyordum.. Bayanların hep çok şey istediğini düşünür ya erkekler..Keza sadece istenilen şeyi güzel cümlelere dökmek yeterlidir aslında bizim yapmamız için. Parçada da öyle tatlı özür dileyen bi havası var ki ouuyy.. Affetmeyene aşkolsun..

Benimde dinlerken bana uyduunu düşündüüm şarkılar vardır pek çok..Nilin 'Aşkımız her zamanki gibi tehlikede' şarkısının nakaratını çok beenirim.Ya da Reamonn'ın Tonight şarkısını kendi kendime armaan ederim =) Eğer yalnızsanız böyle saçma sapan şeyler yapabiliyosunuz bazen. =)


Bence ben son birkaç aydır yaptığım gibi hep if i were a boy'u dinliyim..Çünkü gerçektende erkek olsaydım pek çoundan daha iyi bi erkek olurdum.. Sevgime sahip çıkardım. Aptalcasına deil..Dooru yerde dooru zamanda.. Sevgimi söylemekten çekinmezdim ama öncelikle sevdiğimi yaptıklarımla belli etmem gerektiğini bilirdim..Bunları şimdide yapıyorum ama bayansanız pekte işe yaradığı söylenemez =)


Sevdiklerinizle sevdiğiniz şarkıları paylaşmanız,o şarkılarda dansetmeniz dileğiyle.. ;)

12 Nisan 2009 Pazar

'Haşim'in yatayı'

Abimle ablam ufakken alınan ranzamız hala sapasağlam duruyor. Düğün sırası çok misafir olucağı için odalardan birine indirip kurduk. Bilgisayarda orda,bende orda yatıyorum.

Az önce müzik dinliyordum pcde. Başımı yana çevirdim.Bi baktım üst ranzanın tahtasında bişey yazıyo.. Abim ufakken yazmış ve hiçbirimiz görmemişiz.Muhtemelen o bile unutmuştur. 'Haşim'in yatayı' yazmış eğri büğrü =) Bide yanına aşağıyı gösteren ok işaretleri çizmiş =) Anneme anlattım hemen geldi.Öyle özlemişiz ki tahtayı okşuyorus gözlerimiz doldu fln. Bi süre sonra aydık gülmeye başladık =)

Abiminde morali bozuk bu sıralar çok. Dedim onada mail atiimde gülümsesin..


'' Sana şeker bişey anlatıcam..
Pc başında oturuyordum az önce.Başımı yana bi çevirdim.Tam ranzanın tahtasına deydi gözüm. Sen muhtemelen daha yeni yazmayı örendiğin dönemlerde yazı yazmışsın.Hiçbirimiz görmemişiz daha önce =) Şöle yazıyo..' Haşim'in Yatayı ' =))))

Ok işareti yapmışsın bide yanlarına aşağıya dooru. Anneme anlattım koşa koşa geldi.Deminden beri orayı seviyorus bi gülüyorus bi ağlıyorus =)
Sinirlerimiz bozuldu iice =)
Yazdığın zamanı hatırlarsında mutlu olursun diye anlatiim dedim sana da.Ama şimdi orası 'Betüşün yatayı' =)) ''




..Seni seviyorum abicim..

6 Nisan 2009 Pazartesi

Yine yaktın beny Gülben.. =(



Kaç gündür Nil'in son albümünü post yapıcam.. Hep bi aksilikler oldu.. İnşallah yapıcam albüm eskimeden bigün =) Ama söz konusu Gülben olunca herşey bi beklesin..

Geçen hafta Canım Ailem'i izlediyseniz sonundaki şarkıyı hatırlıyorsunuzdur. Gülben ergenin yeni albümünden;kördüğüm.. Şöyle bi nakaratı varki cayır cayır yakıyo adamı..


Gördüğüm sadece senden ibaret
Kördüğüm sadece senden ibaret..


Kulağım beni yanıltmıyorsa stüdyosunu değiştirmiş olmalı.Ses kayıtlarında bi farklılık var.Kulağınızı tırmalamıyor asla.. Eskisi gibi buğulu bi ses yok.Gayet net..

Bülent Ortaçgil'in 'Bu su hiç durmaz' şarkısını söylemiş.Ben bayıldım.Çok hissederek söylemiş şarkılarını.. Ve birde Mfö'nün 'Tam ortasındayım' şarkısını seslendirmiş. İki sanatçınında şarkısını seslendirmek büyük cesaret.Gayette güzel altından kalkmış.Yerim onu ben.. =)

Kar gibi örttün üstümü içimde tüm çicekler birer birer titrediler
Uykusuzluğundan belli kafanda birikintiler teker teker döküldüler
Sen hep kendine önlemler aldın,ben kendime yasaklar koydum
Önümüzde barajlar var bu su hiç durmaz..


'Üzgünüm' ve 'Söz' isimli şarkıları da ayrı bi güzel. Müzikleri çok hoş ve Gülbenden başka kimsenin sesine gitmicekmiş gibi bi havası var.'Söz' ve 'Bir şans daha' parçaları sadece hareketli sanırım.. Bu albümde herkesin bildiği bi şarkı var ki Bkm'den Oğuzhanla Gülben Ergen'in beraber söylediği 'Giden günlerim oldu'. Ben Oğuzhan olduunu daha yeni örendim.Öykü&Berk kardeşlerdeki Berk sanmıştım. Onun sesine benziyo çünkü çok. Sözlerde Oğuzhana ait..Süper bi düet olmuş..
Şarkıların pek çoğu çok içten ve çok can acıtıcı olmuşlar.. Gülben böyle harika işler yaptıkca Hülyayı düşünüyorum içimin yağları eriyor.. Bananeyse.. =)


Seny seviyoruz Gülben ! ;)

5 Nisan 2009 Pazar

Büt-Boyalı eller


Küçüklüümdeki Ayşegül serisinden aldığım keyfi hayatım boyunca hiçbi kitaptan alamadım. En sevdiğimde Ayşegül-Küçük anne'ydi =) Annesi Ayşegül'e bırakıyordu kardeşini,Oda gün boyunca besliyor gezdiriyordu.Aman ne muhteşemdi benim için onun kardeşini pusete bindirişi,onunla oyun oynayışı...Bide hep kardeşim olsun istemişimdir.Hayal dünyam Ayşegülle gelişti benim =) Hep ben biraz Ayşegüldüm.Hep Ayşegül biraz benden örnek alınmıştı sanky..


Şimdi büyüdüm ve kendi serimi oluşturmaya karar verdim.Hergün bi başka mesleğin oyuncusu oluyorum.Hatta hergün bi başka cinsiyete bürünüyorum. =) Hiç anlamazdım inşaat işiymiş,bahçe işiymiş,boyaymış.İş başa düşünce hepsinin ustası oldum.İki gündürde boya yapıyorum.Eve devamlı laminantçılar elektrikçiler fln geliyor zaten..Bütün ameleler toplaşıp iş görüyoruz anlıcaanız =) Dün ablamın balkon demirlerini boyadım bugünde dış kapıyı ve trabzanları boyadım. Hiçte öle eline fırçayı alıp sağ-sol yapmak gibi deilmiş.İşin incesi,kabası,tineri,yağlı boyası varmış.. Bu arada evdeki en yetenekli insan ilan ediyorum kendimi.Çünkü bütün işleri en kusursuz yapan benim.Çok bi narsist oldum ya. Ama zaten şu an evdeki tek aklı başında kalan insan da benim..O kadar heyecanlarına yenik ki hepsi,şaşkınlıklar sakarlıklar gırla gidiyo evde.. =)


Ablamın bloğunda (ŞevLaL) yazdığı evlilik heyecanı şaşkınlıklarınada bir yenisini eklemek istiyorum. Geçen gün aklı yine pek çok şeyle meşgulken dedimki abla şahidin kim olucak? Yavrum kuzumda sayıyo bi güzel.Hatta bikaç kişi daha var ama onları yapmiim artık dedi. Ablacım diyorum ne diyosun sen.Şahit bi tane olur.Hady toplam iki.. =) Çok cins düünlerde 3-4te olur.Ama sorunumuz ablama tek şahitle düün olabildiğine ikna edememem. Hiçbi zaman bitek şahit olmaz diyo..Ablacım canım benim..Abimin düününde de birer şahitleri vardı,düğünlerde iki şahit olması normal olan diyorum.Yok valla hatırlayamadım diyo =)) Siz nerde gördünüz iki şahitli düğün diyede çıkışıyo bize =)) Baktım çok ciddi savunuyo,kıyamadım tamam dedim.


Ahh abla bi evlen heyecanın geçsin de hepsini anlatıp karşında gülücem =)

3 Nisan 2009 Cuma

Beyonce-If i were a boy

If I were a boy
Eğer bir erkek olsaydım
Even just for a day
Bir gün için bile
I'd roll outta bed in the morning
Sabahleyin yatağın dışında yuvarlanırdım
And throw on what I wanted then go
Ve istediğimi atar sonrada giderdim
Drink beer with the guys
Erkeklerle bira içerdim
And chase after girls
Ve kızları kovalardım
I'd kick it with who I wanted
İstediğim kişiden kurtulurdum
And I'd never get confronted for it.
Ve onunla hiç karşılaşmazdım
Cause they'd stick up for me.
Çünkü beni savunurlardı


If I were a boy
Eğer bir erkek olsaydım
I think I could understand
Anlayabildiğimi düşünürdüm
How it feels to love a girl
Bir kızın neler hissettiğini
I swear I'd be a better man.
Yemin ederim daha iyi bir erkek olurdum
I'd listen to her
Onu dinlerdim
Cause I know how it hurts
Çünkü nasıl incittiğini biliyorum =((
When you lose the one you wanted
Sahip olduğun tek kişiyi kaybettiğinde
Cause he's taken you for granted
Çünkü seni doğal karşılardı
And everything you had got destroyed
Ve sahip olduğun her şeyi mahvettin


If I were a boy
Eğer bir erkek olsaydım
I could turn off my phone
Telefonumu kapatabilirdim
Tell everyone it's broken
Herkese bozuk olduğunu söylerdim
So they'd think that I was sleepin' alone
Böylece yalnız uyuduğumu düşünürlerdi
I'd put myself first
Kendimi öne çıkarırdım
And make the rules as I go
Ve giderken kural koyardım
Cause I know that she'd be faithful
Çünkü sadık olacağını bilirdim
Waitin' for me to come home
Benim gelmemi bekleyerek


If I were a boy
Eğer bir erkek olsaydım
I think I could understand
Anlayabildiğimi düşünürdüm
How it feels to love a girl
Bir kızın neler hissettiğini
I swear I'd be a better man.
Yemin ederim daha iyi bir erkek olurdum
I'd listen to her
Onu dinlerdim
Cause I know how it hurts
Çünkü nasıl incittiğini biliyorum =((
When you lose the one you wanted
Sahip olduğun tek kişiyi kaybettiğinde
Cause he's taken you for granted
Çünkü seni doğal karşılardı
And everything you had got destroyed
Ve sahip olduğun her şeyi mahvettin


It's a little too late for you to come back
Senin için geri dönmek sadece birazcık çok geç
Say its just a mistake
Bunun bir hata olduğunu söylüyorsun
Think I'd forgive you like that
Seni böyle affedeceğimi düşünüyorsun
If you thought I would wait for you
Düşünseydin seni beklerdim
You thought wrong
Yanlış düşündün


But you're just a boy
Ama sen sadece bir erkeksin
You don't understand
Anlamıyorsun
Yeah you don't understand
Evet anlamıyorsun
How it feels to love a girl someday
İleride bir gün bir kızı sevmenin neler hissettireceğini
You wish you were a better man
Daha bir erkek olmanı diliyorum
You don't listen to her
Onu dinlemiyorsun
You don't care how it hurts
Nasıl incittiğini umursamıyorsun =(
Until you lose the one you wanted
İstediğin tek kişiyi kaybedene kadar
Cause you've taken her for granted
Çünkü seni doğal karşıladı
And everything you have got destroyed
Ve sahip olduğun her şeyi mahvettin



But you're just a boy..
Çünkü sen sadece bir erkeksin..

1 Nisan 2009 Çarşamba

Çiçeklerim

Kaç gündür bi bunalım havaları bi ağlama seansları bi sinir.. Uyuz oldum kendimden sıkılmıştım valla =)

Dedim bu böyle gitmez bir haftadır dersin kapağını açmadım.Ön bahçe arka bahçe derken günün sonunda ölü bi şekilde uykuya gidiyordum.Ablamın evlenmesine 5 hafta kaldı. Sanki bu koşuşturma hiç bitmicek gibi geliyor.Ne zormuş aileden birinin evlenmesi ya. Abim,canım abim gurbet ellerde kendi başına evlendiği için sanki başkasının düğününe gider gibi gitmişiz. Zaten üniversitedeydim o zaman,hiçbişey dert olmamıştı. Tatil gibi geldim geri döndüm.

Kıyafetimi bile düşünmemiştim.Şimdi kınada ne giycez düğünde ne giycez dert oldu tüm aileye. Kınadan nefret ederim,bu yüzden djlik yapıcam ben kenarda =) Şarkılarla müzik sistemi benim işim. ''Aaa hadi kalk oturmaya mı geldin'' diyemicek kimse,şükür =)

Kaç gündür içimde dolanan kara bulutları savdım. Dün egzersizime ve yürüyüşüme başladım.Bide Kelogs K =) Dersin başınada oturdum bugün.Aslında bunların çoğu bi arkadaşım sayesinde oldu.Hayatımıza dokunupta şekil vermeyen var mıdır acaba? Çok önemli bi konu insan seçimi.Hiç dikkat etmediğimiz bi konu ama aslında ne geliyosa başımıza iyi-kötü,insanlar tarafından.Biz müsade ettiğimiz ölçüde kırılıyoruz.. Ben otokontrol manyağıyım ama kaderci olmaya karar verdim biraz. Umarım kırılmam..

Geçtiğimiz haftasonuda babam buradaydı.Manisada baya yalnızlık çekiyo kıyamadım.Yinede evlenmesini istemem.Adında üvey geçipte iyi davranıcak biri olur mu? Bilmiyorum.Annemde bi kere tattık bu duyguyu.Her ikisi içinde bir daha istemiyorum.Ama tabi kafaya koyarlarsa birini,ikisi içinde ağzımı açamam. Aslında tek isteğim mutlu olması tüm ailemin.Ne şekilde olucaklarsa.. Düşünüyorumda acaba benim ailem kadar hakedeni var mıdır mutlu olmayı.. Pek çok yıkılmayan aileden daha iyi bi haldeyiz.Çok şükür. Aslında düğün için birazda bu nedenle endişeliyiz hepimiz.İnsanların çoğu sadece annem-babam ayrı diye nasıl bi düğün olabilir merakından gelicek.Bu yüzdende it gibi çalışıyoruz hepimiz.Kusursuz bi düğün olmasını istiyoruz.İnşallah öylede olur..


Bugün..İki gün önce ameleler gibi topladığımız (annemin yanlış deyimiyle hamele =)) ön bahçemize toprak,saksı ve tohum aldım.40 kilo hemde ouuff..Bir hafta önce ablamla okula gidip öğrencilerine çiçek yetiştirmeyi göstermiştim.Onlarda çimen çimen olmuşlar.Gaza geldim biliyorum demekki diye koca toprağı sürükleyerek getirdim eve. Ellerim tırnaklarım toprak oldu ama mis gibide kokuyordu. Hercai menekşe ve kır çiçekleri tohumu almıştım güzelce ektim.Topraklada kapattım,can sularınıda döktüm.İnşallah güzel olurlar. Ouyy en çok sarı-siyah seviyorum menekşeyi..Fotoorafını koyucam adam gibi çıkarlarsa.Biraz itiş tepiş çıkma ihtimalleri var çünkü tohumlar bidicik,aralıkları düzgün yapamadım =)

İnsanın beyni rahat olunca beden yorgunluu hiç çektirmiyor. Umarım böyle devam eder..


Boğazımda kocaman bi yumru..Can sıkıntısı ve kalbimin çarpıntılarıda cabası..Uykum yok. Ağzımı açsam kelime değilde gözyaşı kusucam sanki.. Sustum Teoman konuşsun benim yerime.O daha acı ifade ediyor.Üstüme üstüme geliyo kelimeleri..
Hayatın üstüne gitmezsen o seni yakalar zaten.Umudumu kesmemeliyim biliyorum.Ama elim kalem tutmaz oldu artık. Umudumu kesmek için öyle çok neden varki..

The secretlık bir olay yok. Ne istersem olur,biliyorum. Ama ablam bugün okuduğu cümleyi söyleyince..Ve bu cümlede aklına geldiğimi.. Tutamadım.

Ya üniversite sizi kazanmalıysa?

80 matematikten 76-77 net yapıcam,türkçedende en az 60 net yapıcam.Bide bunları o kıçı kırık zamana sığdırıcam. 2-3 kişilik kontenjanlarıda üstüne eklicem..Ve bu bir zorunluluk artık benim için.İstediğim herşey için yapmam gereken sorular.İki havuz problemine bağlı hayatım.Mesleğim bilgisayar ama bilgisayarla ilgili hiçbi sorum yok. Ben donanıma bu kadar aşıkken ve yazılımı pek çok insandan daha iyi anlarken bilgisayar mühendisi olamıyorum.Neden? Neden!! Çünkü hızlı matematik çözemiyorum.Hele heyecanlanınca bu kadarını bile çözemicem.




Okumak istiyorum..
Hayattan tek isteğim bu.
Çok mu?


İçimde hissettiğim kendimden büyük bu gücü nasıl zaptedicem??

26 Şubat 2009 Perşembe

Knock knock......Kim Var Orda?


Nasıl yazdığın değil önemi olan..
Hatta çoğu zaman ne yazdığın bile değil..
Bazen minicik bi duygu benzerliği,yoruma iten,
Bazen gülümsediğini hissettirmek isteği..

Merak edersen o parmaklarla yazılan yazının
Hangi ruha ait olduunu
Çok zorlama..
Bazen büyüyü bozmamaktır güzel olanı..

Hiçbir zaman 'çarpı'ya güvenme
Seni tanımasa bile kimse
Tamamen seni yansıtır yazdığın her kelime..
(Wilwarin)


Dünyada görmek istediğin değişimin parçası ol demiş ya Mahatma Gandi..Ki ben bunu prisondan öğrendim.Oturup araştırmıştım biraz.Bağımsızlık düşkünü yurtsever bi adammış Gandhi.Aynı zamanda avukatmışta.. İnsanların böyle harika cümleler kurmasının ardında bile ne bilgiler ne tecrübeler yatıyor.Bazen benimde kurduğum bi cümle hoşuma gidiyor ama tabi cahilliğimizden midir nedir çiğ duruyor cümleler.Onlarınki kadar ardından düşündürmüyor.


Bende dünyada görmek istediğim değişimleri düşündüm ve ufaktan parçası olucaam çalışmalarıma başladım.Sabahları 8.30 gibi kalkıyorum.Bulaşıcı olduuna inandığım dirlik düzen temizlik konularına iki kat fazla özen gösteriyorum. Sinema konusunda da hep bişeyler yapmak istemişimdir.Ama mesleğim ve Türkiyenin şartları farklı olduundan en azından insanların sinemalar hakkında yaptıkları yorumlarda dikkatli olmalarını,daha yaşayarak izlemelerini sağlayabilirim diye düşündüm.Sevdiğim filmler ve diziler hakkında yorumlar yapabileceğim bir blog daha oluşturdum.Gandhi'nin bahsettiği o değişimler böyle küçük şeyler olmasa gerek ama bi yerdende başlamak lazım sanırım =)


http://sinemadizidizisinema.blogspot.com/ Yeni bloğum. Profilimdende ulaşabilirsiniz her zaman.Düzenlemeler yaptıkca daha adama benzicek inş.


Bu arada ablam Şev LaL'in bloğunda ufak bi sorun olduundan adres değişikliği söz konusu oldu.Yeni adresi budur =)

4 Şubat 2009 Çarşamba

Sokakta Kaldım !

Dedemler taşındıktan sonra öğrencilere verilmişti bu ev.Onlarda ellerinden geldiğince bokunu çıkarmışlar evin.Bir seneyi geçti sanırım hala adam edemedik tam olarak.


Bir haftadırda zilimis bosuk.Durup dururken bosuldu,düselmiyoda..

Çöp atmak için çıktım geçen gün.Evin tam önünde çöp konteynırı..Kediler girmesin apartman aralığına diyede kapıyı çektim;nasılsa camı tıklatarak girerim diye..


Bide artistliğimden üstüme bişe almadım,ayaamda çorabım yok ve ayakkabımıda tam geçirmedim ayaama.Attım çöpümü döndüm,vurdum cama.Kimse gelmedi.Yeniden vurdum.O 15-20 şuursus dk sırasında hatırladıım kadarıyla arada tırnaklarımla arada iki parmağımla tıklattım arada da yumruumla vurdum ama kimse gelmedi..


Bu süreç uzadıkca insanın umudu kesiliyor.. Sanky o eve bi daa hiç adım atamıcakmışım ya da o geceyi dışarda geçirmek zorunda kalıcakmışım gibi şeyler düşündüm. Telefonumu yokladım,yok.Bakkala gidip arasam parasınıda sora ödicem desem diye düşündüm.. Ev telefonunu bilmiyorum. Ablamın numarasıda ezberimde deil.. Nası sıkıntı doldu bütün ruhum anlatamam. Arka bahçemise bi geçiş yolu var ama çalılarla dolu ve bahçemis bi çitle çevrili.O pis çalılardan geçip cama taş atmayı düşündüm.Sonra cesaret edemedim,dedim gece gece bide çarpılmiyim.. Teyzeme mi gitsem diye bile düşündüm.Gitsem ne yapıcam? Ya da ne dicem hatuna? Nası açıklıcam çöp kokulu ellerimi,eşortmanlı,montsus halimi? Bide param yok üstümde yürücem o kadar yolu.. Yok,olmas.Zaten sora İstanbulda oldukları geldi aklıma.. =) Dedim Büt giy ayakkabıları,şu sıyırdığın sweat kollarınıda çek ellerine kadar.Buz gibide ayaz var.Üşüdüüme mi yaniim komşuların görme ihtimalinde rezaletime mi yaniim.. Aradada arkamdan otobüs geçiyo bide.. Yoldan geçenlerin cama vuruşumu ve üstüne bide kapıyı kimsenin açmayışını görmeleride cabası..Ouuff o 20 dk nasıl geçti anlatamam.Hatta geçmedi..Orda kapı önünde,miyavlayan ve üstüme tırmanmaya çalışan kedilerimisle beraber bikaç günüm geçti sanky.. Zaman orda durdu.Devamlı aynı eylemleri gerçekleştiriyor ve bi sonuç alamıyordum.. Allah kimseyi sokakta bırakmasın =) Bundan sonra dilencilere daa fasla para vericem.. Hatta zengin olursam ilerde yurt murt yaptırıcam bolca.Ben 20 dk dışarda kalmaya dayanamıyorum,onlar koca kışı sokakta geçiriyorlar..


Evet,eve nasıl girdim..Canım ablam saolsun arka odada otururken bi anda bi ses eksikliği hissetmiş. Şöle bi tepkiyle ön tarafa dooru koşmuş 'Eyvah Büt'ü kapıda unuttum'.. Sanky köpek yavrusuyum =) Kapıda bile unutuluyorum ya.. Ama o anda kızıcak bi durumum yoktu.Bildiinis gibi deil çok acınasıydı halim.. Büütt? diye bi ses duydum ve ardından ışık yandı içeriden.. Film gibi programı edasıyla ağır ağır açıldı kapımıs..Kediler ve ben umut dolu göslerimisi ablama çevirdik..Kim derdi ki eve girmekten bu kadar mutlu olunabilir...


Kiminin arka fonundan kedi sesi gelir..Kimisinde gripmişim..Kimisinde aşırı ruhsuz..Kimisinde de duygusallıktan sesim titremiş..Liseden bile kaydım var içlerinde. Kayıtların kötülüünden belli olduu üzre enstrüman yok hiçbirinde. Bildiğimis ses kaydı işte =)

Benim sesimden fln diyince böyle bi konu açma gereği hissettim çünkü amatör bi durum söz konusu.. Beklentilerinisi ufaltmaya çalışıyorum =)

Iğdır şarkısını pilli cadı ve eski sevgilisi için söylemiştim,pillinin konuyla ilgili bi yazısını okuduktan sonra.. Hayalet sevgilim'i lisede okumuştum ama bu kayıt üni dönemine ait.Temize çekmiştim eski sevgilim için.. Oda gitarla eşlik etmişti sonraları ama kaydetmemiştik o halini hiç.. Keremcem hastası kusenime Keremcem şarkılarını sölemiştim. Söyleyemedim parçasını Emre Belözoğluna söylemiştim..Peehh.. =) Ben söyleyemedim ama başkası tuttu evlendi bile =)) Annem parçasını anneme.. Ela gözlümü de öylesine söylemiştim.Zaten dinlersenis ruhsusluumdan ve hafif tebessümle söylüyor olmamdan da belly =)

Her ne kadar burdan belli etmesemde utangaç bi insanım o yüsden biraz çekinerek koydum sesimi de..Umarım beenirsinis..İsteklerinis olursa peçeteye yazın,sizin içinde söylerim =) İnsanlara sesimle şarkı hediye etmeyi seviyorum.Onları mutlu ettiimi düşünüyorum.Bize verilen yetenekleride hep bu amaca yönelik kullanmalıyıs bence..
Bu arada html bilgime güvenmediğim için düzeltmedim.Şarkıların hepsini tek bi playerda çalmak için kodların hangi kısımlarını silmeliyim bilen varsa yardımcı olsun lütfen.. =)

Dinleyenlere teşekkür ediyorum.Eleştirilerinisi bekliyorum =)

31 Ocak 2009 Cumartesi

Baba olmak




Hiçbir zaman tadamayacağımdan emin olduum tek duygu bu.Her ne kadar istemesemde annelik duygusunu tadıcam gibi.. Aşırı seviyorum çünkü.Beni başka bi aleme taşıyor çocuklar.Onlara karşı çok güçsüz hissediyorum kendimi.Küçük çocuk sahibi olupta koltuundan hiç kalkmadan misafirliklerini geçiren annelere hayret ediyorum.İçinde bulunduum herhangi bir evde çocuk varsa o sehpa köşeleri,kapı eşikleri ve yüksek koltuklar öylesine büyük tehlike teşkil ediyorki benim için.Eşiklere adım atarken kalbimle beraber yürüyo sanky ufaklığın ayakları. Sehpa köşelerine yaklaşırken dibinde bitiyorum bende sehpaların.Ellerimi kalkan gibi kullanarak bıdığın kahramanı oluveriyorum =) Normalde yetişkinlerin yaralandığı durumlarda sakin ve akılcı tepkiler veren ben,çocuklar daha yaralanmadan küçük dilimi yutucak tepkiler veriyorum.Benim canımdan kopmayan bu ufaklıklara karşı kalbim bu kadar sıcakken, 'benim' diyeceğim o ufaklık ya da ufaklıklara nasıl kıyarım.Yaşım küçük ve evliliğin fikrini bile düşünmicek konumdayım ama bazen yavrum olucağını düşününce gözlerim doluyo.Hayat şartları hep zordu ve öylede kalacak ama şu yıllarda gelecekten iyice umutsusus.Sadece annelik duygusunu tadıcam diye Onu bu pis yerde yalnıs ve güçsüsce kötülüklerle karşı karşıya bırakıcak olmak çok bencilce geliyor.Sanırım yeterli olgunluğa erişmediğimden böyle düşünüyorum.Çünkü çocukları benim kadar seven bi insanın çocuk istememesi durumunu insanlara açıklayamıyorum.Hayırlısı...



Yahu benim asıl konum başka bişeydi =) Başlıktan belli olduu üzre baba olmaktan bahsedicem.Her ne kadar michael scofield'in gay olduunu örendiğimde 'cinsiyet mi değiştirsem acaba' diye düşünsemde ben bi bayanım ve öyle kalıcam.Bu nedenlede babalık duygusunu hiç bilemicem.Belki baba olmıcam ama kendi babamdan ve etrafımdaki babalardan nası bi duygu olduunu az-çok hissedebiliyorum.Bi kere şu bi gerçek..Onlar bizim en anlamaya çalışmadığımıs ve annelerimis kadar hoşgörmediğimis insanlar.Affedici ama affetmeye asla açık olmadığımıs..Eve para getirme görevini üstlendiklerinden dolayı iç dünyalarıyla ilgili sohbetlerdense para hesaplaşmalarımısı paylaştığımıs..
Küçükken annen mi baban mı gibi sorulara cevap veremedik.Ayrım yapamadık ikisinin arasında.Biri senin mimiğinden bile ağladığını anlayabilecek ve ağlamadan sarılabilecek bağın olandı,diğeri asla yıkılmayan asla çaresis kalmayandı. Ne gün büyüdük ve gördük hatasını,bize karşı olmasada affedemedik onu.Babaydı o,hatta 'Baba'. O ayrı bi dünyaydı içimisde.Belli edemedi duygularını bizde sevilmedik sandık.Ya da fazla belli ettide kıymetini mi anlayamadık? Biz daha akıllıyıs sandık o yaşlandıkca.. Nerde nasıl kaybediliyo bilemiyorum ama bi yerlerde gözden düşürüyorus babalarımısı.Onların rızası olmadan işlerimis rast gitmes.Onların varlığı o kadar önemliki..Benim babamda her baba gibi dört dörtlük deil tabiki,ama ayrı evlere düştüümüsde anladım.. Akşam eve gelen,seni tetkik eden belkide vermediği izinlerden dolayı kavga ettiğin o baba aslında o ev için çok önemli..

Demek istediğim.. Babanısın kıymetini kaybetmeden bilin.Kolayca kırmayın.Babanızı 'hep orda' sanmayın.Bigün o direkte göç ediyo..Belki başka eve belki başka diyara.. Ben babama karşı sustuğum,onu kırmadığım her an için çok mutluyum.Nolur sizde kırmayın.O vicdan rahatsıslığıyla yaşamayın..Ve lütfen kendinizden emin olmadan çocuk sahibi olmayın.

Çenemin düşüklüğünden affınıza sığınırım.. =)
[Baba resimleri özenle seçilmiştir.Ne kayıplar veriyoruz görün,elinisi çabuk tutun diye =)) ]