18 Mayıs 2009 Pazartesi

El deliye ben akıllıya hasret..


Dün tam bir haftam doldu işyerimde. Geldiimden beri benden önce çalışan hatunlarla ilgili hikayeyi farklı aazlardan dinliyorum.. Benden önce çalışan hatunlar hep evlendikleri için ayrılmışlar.İlk geldiğim gün bile bunun esprisini yaptı herkes,müşterilerde dahil.. Senide artık evlendiririz..


Gülümsüyorum,Allah korusun falan diyorum ama hiç ardı arkası kesilmiyo bu evlenme muhabbetinin. Evlenicem taby Allaan izniylede bu benim için çok özel bi olay. Evleniceem gün bile şaka konusu yapılsın,saçma sapan evlilik muhabbetlerine karışiim istemem. Velhasıl.. Dün bi bayan geldi öğleden sonra..Hoşgeldiniz dedim ayaa kalktım gülümsedim.Dibime kadar geldi hatun. Orta yaşlı güzel suratlı bi bayan. 'Az önce geldim ben müşterileriniz vardı geri döndüm.Bişey sorucam ama kızmazsınız umarım' dedi. Bi gözünü ufaltıp ne diyo lan bu mimiği yaparsında 'Buyrun' dersin ya.. İşte öle yaptım. Evli misiniz,bekar mı dedi.. Benim kafam öyle karışık ki,hatunun her cümlesinde başka bi profil oluşturuyorum kafamda.. Kızmayın falan dediğinde açıkcası Kütahyanın delisi sandım. Çünkü Kütahyada çiniden bile meşhur olan şey delileridir.

Bu noktada ufak bi parantez açıcam.. Bi delisi var Kütahyanın,ismi Bilal.. Paso dükkanlardan teyip çorlayıp omzuna koyup kulaana dayar müzik dinler..Polisler tutar alır teybi,bikaç gün sonra bi daha nerden geldii belirsiz bi teyiple yakalarlar =) Bir diğeri.. Adını bilmiyorum.. Yaz-kış fular bağlar boynuna,üstüne gösterişli uzun ceketler alır,ayaanda da meşhur botlarından biri.. Devamlı bot giyer. İçiniz yanar susarsınız onu görünce.. Bir diğeride dişlerinden çok gözüken diş etleriyle kocaman güler size. Bigün Kütahyaya yolunuz düşerse ardınızdan el şaklatan 'Ablağğ ablağğ' diye baaran ve çirkin çirkin sırıtan biri olabilir.Korkmayın hepsi zararsız..

Hatta bir başka delinin çok özel bi insan olduu söylenirdi,hayattayken.. At gibi kişnerdi durup durup.Asla herkesten para almazdı. Neye göre seçerdi bilemiyorum ama sadece bazı insanlardan para alırdı.Kendi istemezdi.Önünde dururdu sen verirdin. Annemden para almışta bi kere,ailecek ayrıcalıklı ilan etmiştik kendimizi =) Birkaç sene önce öldü.. Cenaze namazının tam ortasında bir at gelip kişnemiş şaha kalkmış ve gitmiş.. Hurafe deil gerçek bir olay bu..


Nerde kalmıştık? Hıh. Hatun bana sorular soruyordu.. İkinci sorusundan sonra ben anketör sandım hatunu. Bekarım dedim. Bi taraftanda düşünüyorum.. Bayiisi olduumuz bilgisayar markasıyla ilgili ne sorucak ne dicem falan diye. Hatta bi ara Ercana seslenmeyi düşündüm.Hani dükkan hakkında onun bilgisi var diye.. Geldi üçüncü soru.. Kaç yaşınızdasınız? 20 dedim. Ama aynı bu şekilde cevaplıyorum ben.. Kuzu kuzu.. Anket yapıyo diye kısa kısa.. =) Aradada sevimlice bi gülümsüyorum.Bi bk bilmiyorum bari iyi intiba bırakayım diye..Sonra hatun kendini ele verdi.. 'Ben sizinle daha sonra özel konuşucam,olur mu' dedi. O anda şimşekler çaktı beynimde. Yerime çöktüm.Geri döndü. İsminiz neydi dedi.. Seceremi örendin adımımı çekinicem sölemeye,Betül!.. Al Betül.. Adım Betül! Bıktım sizin çetenizden. Beceriksiz oğulların çöpçatan anneleri! demeyi istedim.. Demedim tabi.. Betül dedim,çöktüm yerime.Gitti hatun. O kariyer yapan Betülün yerinde yanakları kızarmış ve farkında olmadan görücüye çıkmış bi Betül vardı artık. Kaderimmi dedim ya.. Ulan iş yerindeyim iş işş..

Norveçli fotoğrafçı Kjell Sandved, makinesiyle 40 yıl dünyayı dolaşarak, rengarenk kelebeklerden müthiş bir koleksiyon oluşturdu. Sandved, kelebek kanatlarındaki şekillerin, harfleri andırdığını fark edince, alfabeyi fotoğraflamaya karar vermiş ve ortaya işte bu sanat eseri çıkmış...



- Türkiye'de seçimle gelmiş bir hükümet yoktu. 12 Eylül 1980'deki askeri darbeden sonra ilk genel seçimler 6 Kasım 1983'te yapıldı.

- Türkiye, Avrupa Konseyi'ne parlamenter gönderemiyordu.

- Katma Değer Vergisi hayatımıza girmemişti.

- Türk Parasını Koruma Kanunu değiştirilmemişti; Türkiye'de döviz taşımak suçtu; yabancı sigaralar ülkeye kaçak sokuluyordu.

- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve birçok otoyol yoktu. GAP'taki Atatürk Barajı'nın temeli bile atılmamıştı.

- Naim Süleymanoğlu, Bulgar vatandaşıydı.

- Kürtaj kanunen yasaktı.

- Urfa'nın adı Şanlıurfa olmamıştı.

- Taksilerde taksimetre, trafikte ceza puanı uygulaması yoktu.

- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmemişti.

- Bülent Ersoy sahne yasaklıydı. Şan Sineması yanmamıştı.

- İstanbul'da denizotobüslerinin faaliyete geçmesine 4 yıl, evlerde doğalgaz kullanılmasına 9 yıl, Türkiye'nin cep telefonuyla tanışmasına 11 yıl vardı. -

Ronald Reagan ABD Başkanı idi; İngiltere'de Margaret Thatcher başbakandı.

- Heysel faciasının yaşanmasına 2 yıl, Mandela'nın özgürlüğüne kavuşmasına 7 yıl vardı.

- 1 ABD Doları 208 Lira, 6 sıfır atılmış bugünkü birimle 0.02 Kuruş idi.

- Renkli televizyon yayını yeni başlamış; TRT 4 saatlik deneme yayını yapıyordu.

- Sovyetler Birliği dağılmamıştı.

- SABAH Gazetesi'nin yayın hayatına başlamasına 2 yıl vardı.

-Fenerbahçe'nin kaptanı Semih 1.5 aylık bebekti, Gökhan Gönül doğmamıştı.

-Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım 31, teknik direktör Aragones ise 45 yaşındaydı.


Ne zaman mı? Fenerbahçe 1983teki finalde Mersin idman yurdunu geçip Türkiye kupasını aldığında.. =) Sabah gazetesinden alıntıdır. http://www.sabah.com.tr/Spor/2009/05/14/o_gun_aziz_yildirim_31_yasindaydi
Top bile siyah-beyazken gücümüzü kim inkar edebilir? ;)

12 Mayıs 2009 Salı

Hiç miyim suç muyum? Ben kimim?


'..Demek aileden bi sen bi baltaya sap olamamışsın...'

'..Hayır bak şöyle düşün,eğer sende dgsyi kazanabilecek kapasite olsaydı össde mühendisliği kazanırdın zaten...'

...

Bunların bi benzerlerini ben hergün kendime söylerken bunu bi başkasından duymak bu kadar şaşırtmamalıydı.Ama şaşırttı.Çok canım acıdı ama ağlamadım. Şaşkınlığım ağır bastı aslında.. İş arkadaşım kurdu bana bu cümleleri.Hemde daha bugün iş yerinde üçüncü günüm..Tanımadığı bi insanı kırmaktan nasılda çekinmiyor insanlar.Ne yaşadın?Ne oldu? Neden?Niye? demeden nasılda o kocaman kelimelerle mantıklı cümleler kurduklarını sanıyorlar.. Bilmem inanırmısınıs.. Kendimden çok ona üzüldüm ben.Çünkü evet ben bi baltaya sap olamadım ve evet dgsyi kazanmam bir rüyadan ibaret olabilir ama kimsenin kalbini kırmadım.Hatta O beni tanımadan rahat rahat konuşup kırabildi ama ben hiçbişey demedim.3. yıkıcı cümlesinden sonra çıktım yukarıya.. İçimden kendimle konuştum.Hep yaparım bunu.. Yaptığı şeyin ne derece gereksiz ve kırıcı olduunu düşündüm.Yazık! dedim..Elektroniği örenmişsin ama insanlığı örenememişsin dedim.Benim şu cümleyi bile kuracak yeteneğim yokken nasıl insanlar yüzüme baka baka beni bu kadar kırabiliyorlar?

Fazla düşünmemeli ve fazla takmamalıyım galiba.Böyle böyle ayak uydurulmuyor mu zaten? Kırıldıkca kırma yetimiz gelişiyor..Hepimiz birer hödük olup çıkıcaz bi zaman.
...


Haftanın 6 günü,günde 12 saat çalışmaya tav oldum.Sıkıntılı zamanlarımdayım.Hatta hiçbişey istediğim gibi deil.. Yinede o salak umudum hala kalbimde atıyor.Ailenin yüz karası olabilirim ama benimde umutlarım var =)
Mutsuz postlar yazmayı sevmiyorum.Fakat anca böyle rahatlanıyo.. Bi dahakine telafi ederim ;)