10 Haziran 2010 Perşembe

80 nesli elime mum diksin!


OoooOooo.. Portakalı soydum başucuma koydum. Ben bir ya-lan uy-dur-dum. Duma duma dum.


Çin çin mürekkep bana bir i-sim ge-rek?
-Ayşe
Ayşeyi seviyor musun?
Ona ölüyor musun?
Onu hiç öptün mü?
Yatağında yattın mı?
...

Adım adım Ayşe'yi taciz hikayemizi anlatıyomuşuz farketmeden. Yinede Mustafa'ya daha bi acıyorum ben. Mustafa Mıstık. Arabaya kıstık. Üç mum yaktık. Seyrine baktık.. Ah canım.

Bol adrenalin bol dalaşma bol pislik vardı 80 neslinin çocukluunda. Kutu kutu pense, aç kapıyı bezirgan başı, enden benden tribom gibi masum oyunlarla başladık. Altta kalanın canı çıksın, ortada sıçan, simit gibi caniliklerle devam ettik. Akşam ezanından sonra eve giderdik biz. Hıdrellezlerde emrivaki yoluyla çıkabilirdik. Lojmanların ara sokağından pamuk şekeri, nohut, macun satan amcalar geçerdi, tok bile olsak alırdık. Aç gözlüymüşüz demekki.. Salıncakcı amca da gelirdi. Kıytırık mavi minik salıncakları vardı. Yürüsem daha hızlı dönerim etrafında ama o bi heyecandı işte. Biniyoduk napalım deişik bişeydi. Mahalleye bi farklılık gelirdi onlar gelince. O zaman içine uyuşturucu koymaya kafası basıcak insanlar yaşamıyodu. Uğur böceği kutsaldı. Uçsun diye dürterdim ben ne yalan söyliim. Hep çıksın istedim dilediklerim. Ölürse gömerdik biz. Mezar taşı bile koyardık. Mahallenin oolanları vardı. Otla bokla dalga geçerdi onlar. Dansa davet hariç birlikte oyun oynanmazdı.

Birler-ikiler vardı topla oynanan. Marioda prenses kurtarmaya benzemezdi sonu. Sadece mahalledeki karizmanı artırırdın level level. Ortada olmasamda sıçandım ben hep. Çok hırs yapardım ortadaki salaa vurucam diye. Renkli istop vardı bide. Onu da sevmezdim ben. Bi dönem cam göbeği rengini öğrenmiştikte o bize çok farklı gelmişti. Paso cam göbeği diyoduk. Arabaların camında o rengin barındığını farkedince istobunda tadı kaçtı. Çok tasarruflu çocuklardık. Action man ve Doktor X serisi sevmezdik. Çamur yapıp yapraa sarardık. Çam ağaçlarından küpe-kolye yapardık. Evet biz kız çocuklarının oyunları çok saçmaydı ama erkekler de hep futbol oynardı beah. Saçma ama yaratıcıydık. İp atlamayı severdik en çok.

Yağmurlu bir günde sevmiştim seni. Ne çabuk unuttun eski günleri. Aaarko! A-R-K-O Arko..
...

Kendi uydurduğumuz oyunlar vardı. Kimisi vahşetle sonuçlanan. O an karşıdakinin acısında payın olsun olmasın anneler gelene kadar odada oluşan adrenalini tüm çocuklar eşit paylaşır. Bi akşam kuzenlerle toplanmışız jawscılık oynuyoruz. Biri katil balina olup yatakta kıvrılarak yanımıza geliyo, biz yataan sonuna dooru kaçışıyoruz. Bağrışlar kalp atışları hat safhada. Panik atak yaşıyoruz belki o an ama oyun işte o. Zevk alıyoruz o geberesiye korkumuzdan. Bizim kuzen çok ileri gidince camın üstüne dooru bi oturdu. Kırıldı göçtü cam. Bi korku bi telaş bizde. Üfül üfül esiyo rüzgar eve. Ses desen duymamalarına imkan yok. İdam artık cezası. Yataktan indik cenaze töreni havasında, dizildik makinanın önüne. Anneler gelsinde azarlasınlar bekliyoruz öyle. Yanlışım yoksa gülmüşlerdi sadece.. Ama göt korkusu oyunlar arasında en eksik olmayanıdır. İş eğitimi dersinde koşarak sınıfa giren Ongunun kafasına elindeki tığla çarpmıştı Seda.. Ongunun kafada sallanan bi tığ. Yarısına kadar girmiş. Hoca geldi hepimizde bi korku.. Çocuu şimdi bile görünce tığlı hali geliyo aklıma, ne kötü. Bide böyle bişey var. Hafızasında öyle kalırsın adamın.. Tutum haftası mıydı iş eğitimi dersi miydi neydi.. Tavuk+pilav yiyorduk. Toplu bi vatandaş da 3 tabak yedi yemekten. Hala çocuu görünce öğütülmüş tavukpilav gelir aklıma. İstifra etmişti koca göbek.
Bu kendi uydurduğumuz oyunlara ekleme yapmak istiyorum. Bi arkadaşıma ait yaratıcı oyunlar bunlar.. Kuzeniyle birlikte 'eroincilik' oynarlarmış. O ne be dedim ben dinlerken. Ya işte bildiğin eroincilik diyo manyak.. İğnesiz şırıngaları sobanın arkasına saklanıp kollarına batırırlarmış. Ölürlermiş sonrada.. Bide boğmaca diye bi oyun bulmuşlar. Biri diğerini yastıkla boğarken, tam ölmesine ramak kala cimcikliyomuş, duruyolarmış. Bigün artık tombiş bi kuzeni karnına oturup boğmaya çalışmış ve cimciklerini hissetmemiş de ölümcül bi oyun olduunu anlayıp bırakmışlar. Oyunlara bak. Bide yine aynı kuzeniyle çoraplarını top şekline getirip çocukları diye ortaya salar kavga ettirirlermiş. Sonrada çocuklarını korumaya gelip kendileri birbirleriyle kavga ederlermiş. Hobaa.. Bizim oyunlar daha masumdu üç kardeş.. Banyoya girince kovalara su doldurup süt diye birbirimize satardık. Kuzenim bigün annesiyle tartışıp odaya kapandı. Küçük kuzenle bana 'Evi yakıcam ben!' diye söylendi sinirli sinirli. Anaam. Yalvardık biz nolur Enes abi evi yakma bak başka insanlarda yaşıyo onlar da ölür diye.. Ve yakmadı biliyo musunuz? İknalarımız işe yaramış demek ki :)

Beni en güldüren oyun kukla oyunuydu. Biri ceketi ters giyer. Ellerini saklar. Arkasından bi başkası ellerini cekete sokar. Onun anlattığı hikayeye göre jest yapar.. Manyak keyifli bi oyundu. He bide şalvar. Babaannemin şalvarının içine girerdik. Belindeki ipi sıkardık. Ayak delikleride pencerelerimiz olurdu. Houuf anlatırken bile nefesim kesiliyo. O karanlıık izbee minnacıık yerden çıkmamaya çalışırdık.

Elimin üstünde kimin eli var, eski minder, şibidik kostik, yattı-kalktı, kulaktan kulaa, lodos-poyraz, akşam ebesi, yağ satarım bal satarım, limon, Abdulhamitin gözü, deli doktor, katil kim, kim-kiminle-nerede, cicoz.. Hepsi harika oyunlardı..

Keşke hep çocuk kalsaydık da tek derdimiz taşı seksek çizgisinden taşırmamak olsaydı..

6 İz bırakanlar:

Adsız dedi ki...

canımsın yaaa walla çok çok çok güzel olmuş seninle gurur duyuyorum bitanemmm

ÜnaL =) dedi ki...

Bugüne kadarki en güzel yazın diyebilirim çok güzel olmuş. Yazdığın ellerine, düşündüğün beynine, hatırladığın anılara,aktardığın yazma stiline, düşündüğün zaman aralığına sağlık. Anılarımıda canlandırıyor. Ortam olduktan sonra hepsini oynarım kalıbıma bakmam çocukla yeniden çocuk olurum affetmem. İçindeki çocuğu öldürme insanın yaşam kaynağı bu =). Bunları kaybedenler hayal kuramaz, yaratıcı olamaz, mutlu olamaz yapamaz vs vs =)

Wilwarin dedi ki...

Sen diyorsan doorudur en iyi yazımdır. İlk günümden beri hiç yalnız bırakmadın çünkü beni :)
Teşekkür ederim canım benim :)

NESO dedi ki...

çocukluğunuza götürdün beni canım,hattaa kendi çocukluğuma
eline sağlık yüreğine sağlık
benim çok fazla favorim var bunlardan biri de köpeğe kırıldığın onda çok ağlamıştım ve çok gülmüştüm.

tozludefter dedi ki...

Diğer güzel(kötü olduğunu düşünmüyorum)yazılarınla bi karşılaştırma yapmaksızın şunu söyleyebilirim hakikaten arkadaşlarında söylediği gibi o kadar akıcı ve güzel bi yazı olmuş ki, banada eski günleri yaşattın bu yazıyı okuduğum süre içinde. Geçmişe doğru zaman yolculuğuna çıkmışım gibi hissetim bi an için. Yazdığın her cümleye her kelimeye katılmamak elde değil. Çünkü yaşanmışlıkların birer canlandırması gibi, vizyonda oynatılması gibiydi. Eline ve klavyene sağlık. :)

Elif Gizem dedi ki...

ve canımızın tek yandığı an, dizlerimizdeki yarayla sınırlı kalsaydı...