25 Mayıs 2010 Salı

Koku


Derin bi nefes alırım. Beş duyunun ne kadar azını kullanırsan kalanları o kadar iyi çalışırmış ya, kapatırım sıkı sıkı gözümü. Tekrar çekerim ciğerime kokuyu. Hatırlaması için zorlarım hafızamı. Gelir gelir giderler. Karelerin önünü dumanlar kaplar.. Pes edersem kafamda günlerce bi siren sesiyle yaşıcaamı bildiğimden inat ederim hatırlamakta.. Heh, hatırladım!


Buraya kadar hep aynı.. Sonrası değişiyo;
'Vay anasını yaa bu küçüklüümüzdeki silgilerin kokusuu!'
'Hey allam bu şey bu işte otobüsteki çocuun parfümünden'
'Ya tırnağımı yakmıştım küçükken üüf onun gibi kokuyo işte'
'Anam bu lahana bebeklerin kokusundaan!'
'Ya bu köy evlerindeki çıkış kapısıyla ev kapısı arasındaki esinti kokusu vardır ya, ondan işte!'
vs vs..

Sanki beynim hayatımı kare kare deil de koku koku depoluyo.. Herşeyin bi kokusu var bende. Estaafurullah samut deilsiniz tabiki sizde de kokular var ama.. Ben koklamıyorum, yaşıyorum sanki..

Klostrofobim kokular nedeniyle başladı. O insan kalabalığının bunaltıcı kokusu çıkmam için dürterdi beni. Kalabalık sıkışık yerlerde nefes almak istememememle başlayan maceram, istesem de alamamamla devam etti..

Parfümleri de sevdim ama doğal kokulardı beni hep cezbeden. Başı döner mi bi insanın kokudan? Benim döner. Hoş olmayan kokusundan dolayı yemediğim yemekler var. Küçükken zorla yedirilip istifra etmişliğim de cabası.

Sevdiğim insanların kokularını hep şifreledim beynimde. Bana iğrenç gelmedi ter-ayak kokuları. Dış görünüşe belki bu nedenle önem vermiyorumdur, bilmiyorum. İstediği kadar dunlop boşaltsın üstüne, başımı döndürmüyosa kokusu ben o erkeğe erkek demem. Dur lan. İşte ondan yalnızım zaten. Mahkumum diyebiliriz yalnızlığa, aradığım kokuyu bulana değin. Varsın olsun. İşine, gücüne, dış görünüşüne bakıcak kadar sığ bi insan olmadığıma mutluyum(züürt tesellisi).

Bak şimdide yaamur başladı buram buram toprak kokuyo..

18 Mayıs 2010 Salı

Broken

Annem bana küçükken demişti ki; 'Birini ne kadar seviyorsan O da seni aynı şekilde seviyordur' Asla istisnası yoktu sanki bunun. Sadece sevme derecesi deil şeklide birebir aynı olmak zorundaydı sanki. Sanki annem o anlık fikrini deil de bi kanunu söylemişti bana.

Çok küçüktüm ama ben bu lafı öyle dooru öyle dooru bildim ki, hayatıma kazıdım. Başkalarına bile hep söyledim. Asla unutmadım. Çünkü o benim annemdi ve bilirdim asla yanılmazdı söylediklerinde.

O kadar çok kırıldım ki bu düşünceyi içimden atamadığım için.. Dooru sandıım için.. Bütün sevdiklerimin de beni aynı şekilde seviceene aptalcasına inandıım için..

Sandım ki ben böyle ağlarken aslında onlarda çok üzgündü..
Sandım ki aynı derecede umursanıyordum.

Çünkü eşit sevmiştik ya. Senin ruhun benim kalbimi tırmalarken, ellerimle sıkı sıkı kapattım ağzımı. Çığlıklarımı yuttum. Sandım ki benim ruhumda aynı şekilde sana acı veriyor.. Sandım ki senin de söyleyemediklerin var. Bu hep böyle başlar sandım. Bildiklerimi dooru sandım. Çünkü ben hep o sözün penceresinden baktım hayata.

Şimdi hiçbi sözüm yok.
Hangi pencereden bakmam gerektiğini bile bilmiyorum.
Kemiğim, kasım yok. Kanıyorum sanki sadece.

Nolur anne bana bi söz daha söyle..

16 Mayıs 2010 Pazar

Hayaller vol.1

Çocukluumdan beri hep başımı yastığa koyduum anda uyurum ben. Hiç yatakta dönüp durmam debelenmem. Ama o kısacık süreçte bile bir sürü hayal kurarım. Her zaman bu bahsedeceğim gibi mantıkdışı olmaz hayallerim ama hayal kırıklığınada asla uuramam. Onlar hayal dünyamda güzeller çünkü, bilirim. Belki benim o olayların gerçekleşmesi sonucunda vericeem tepki çok acınası durumlara sürükleyebilir hayatımı. Hem Ahmet Şerif İzgören de hayallerinizin ulaşılabilir olması gerekmiyor, hayaller sadece yaşama tutunma aracıdır diyor. Bilge bi adamın sözleriyle giriş yapıyorum ki iyicede aptal bişey sanmayın bari :)


En büyük hayalim; penguen beslemek. Ve üstüne çok düşünmüşlüüm var bu konunun. Ben bu pengueni aldım getirdim. İmparator penguen bu tabi. Ve yavru. Küçükken kardeş kardeş oynasınlar, büyüyüncede yalnızlık çekmesin eşsiz kalmasın penguenim diye 2 tane birden almaya karar verdim. Nasıl ki yazın buz pateni sahaları souk tutulabiliyo. Az birazda benim fedakarlığımla souk bi ülkeye taşınmış olsam.. Pekalada beslerim. Hem ülke deiştirdiimden hem 2 penguen satın almamdan hemde dil balığını seven bu hayvanlara hergün kilolarca dil balığı yedirebilitemden zengin bi insan olduumu çıkardım. Buz odalarında pıtır pıtır oynasınlar, bi sağ bi sol sallana sallana yürüsünler.. Bembeyaz göbüşlerine kafamı yaslayınca yelken kollarıyla beni sarsınlar. Yerim bee. Paralarım kız ben onları severken. Aaa bide bana torun versinler tabi. Böylece evlenmedende aile kurabilmiş olurum.
Böyle ciddi konuları hesaplamaktan isimlerini henüz düşünemedim. Fakat ıtır pıtır, Alara Dilara, Behzat Süheyl gibi bişey koymayı düşünmüyorum. Çünkü ben bunları gerçekleştirene kadar nüfus müdürlüğü hayvanları evlat edinme gibi bi yasa çıkarabilir. Sakata gelmiim.

Hani benim penguenlerim vardı ya.. Siliyoruz hepsini. Sar geri sar.. Yine ülkemdeyim, para sıçmıyorum ve ders çalışmak yerine saçma sapan hayaller kuruyorum. Gel oraya abi yine.. Hıhh. Şimdi senden ricam az daha geriye git. Pamuk şekeri diye bişeyin hiç olmadığı zamana. Pespembe, yenilebilen bi pamuğun varlığına aklımızın eremeyeceği bi zamana..

Diğer bi hayalim şekerle gıda boyasının ve pofudukluk katan şu an bilemediğim başka malzemelerin karışımıyla kendi bulduum ve sokaklarda deil kendi pamuk şeklindeki fabrikamda ürettiğim tadı tatlı, tarzı pamuğa benzediği için adını pamuk şekeri koyduum ürünümü halka sunmak. Bu öyle bi şeker olucak ki, bazı şerefsiz çalışanlarım formulünü satsalar bile başka fabrikalar imal edemicek. Tükürüyo muyum napıyorum bi ben yapabiliyorum bunu. Dilinizin üstünde kendi kendine eriyen patsitolardan bile daha çabuk eriyebilen bi şeker bu. Hem o kadar çabuk eriyen hemde dişlerinizde tıkır tıkır kalabilen bi şeker tatlıcığı. Çok ses getiren bi buluş olucak, işveç bilimadamları bu şekerin endorfin hormonunu artırdığına dair anket sonucu yayınlıcaklar. Ben bu pamuk şekerim ve fabrikamla başarı kitaplarında, yabancı gazetelerin ropörtajlarında yer alıcam. Tatlı tarifi kitaplarının pamuk şekeri sayfasını hiç yazamıcaklar. Pamuk şekeri makinası diye bi makina olmıcak. Annelerimizinde balkondan para atmasına gerek kalmıcak böylece. Gerçi o zamanda ya nohut ya macun için para isterdik ama olsun.. Pamuk şekerini googleladığınızda sayfalarca fabrika resimlerim, bayilerim ve mikrofon ve insan kalabalığından sıkıntımın yüzüme vurduğu çirkin pozlarım olucak. Dilimde hep pespembe olucak. Şeker Kız Candy'i reklam yüzüm olarak kullanıcam, o reklam çekimleriyle meşgulkende Teri'yi ben tavlıcam :) Teri zayıf olduu ve bende pamuk şekerimden vazgeçemediğim içinde light pamuk şekerlerine ihtiyaç duyup, onları üretip piyasaya sürücem..

Bende bu zeka yoksunluu sizde de bu sabır olduktan sonra yaz yaz bitmez bu hayaller..
Devam edicem..