1 Ağustos 2010 Pazar

Sen&Ben

'Biz' ne kadar sıcak bi kelime.. Şarkılar bile -iz'li, -uz'lu olunca daha içini ısıtıyo insanın. 'Sen ve Ben'lerse ne kadar da souk. Mesafeli.. Bulunduun yerden ayrılmamak için direndiğini vurguluyosun sanki. Ama biz de hiç 'biz'i korumayız. O 'sen&ben'in bağlacının her an düşebileceği korkusu çekici geliyo sanırım. Kaybetmemeye çabalama isteğini arttırıyo.. 'Biz'den korkuyoruz hep. 'Ben'in yapısını bozuyo sanıyoruz. 'Biz'in 'ben'den kötü olduunu kim söyledi ki.. Ama işte bazen 'biz' oluruz korkumuza 'sen&ben'i bile kabullenemiyoruz.

Birileri bizimle 'biz' olmak istiycek diye aklımız çıkıyo ama durup düşünmüyoruz; hiç mi 'sen'i arzulamıcak gönlüm? 'Ben'le olsaydı da, biz 'biz' olsaydık da böyle harcanmasaydım demicem? Şimdi bu içimde pırpır eden herhangi bir 'sen'i bile 'ben'e ekleme ihtiyacı mı hiçe mi sayıcam bi ömür?

Sorun sadece doğru 'sen'i bulmakta değil artık. 'Biz' olmaya cesaret bulmakta. Deneme yanılmayla bir sürü 'sen&ben'ler harcamamakta. Minik bi 'ben'in olabilmesi için bi 'sen'i sevebilmekte. Hatta 'sen'den bi parça taşımak için minik bi 'ben'in olmasına can atmakta.

Belki de yanılıyorum.. Belki de öyle bişeydi ki aşk, sen&ben hiçbi zaman olmazdı. Gözlerine baktığında 'biz' olduunu bilirdin. Şüpheler, korkular kalmazdı..


Belkide biz yanlış insanlara 'biz' gözüyle baktık..