15 Mart 2011 Salı

Tesadüfler

Üniversitede bi sınıf arkadaşım Çin bi profesörle tanışıp, hayatının fırsatını yakaladığını düşünüp okulu bırakmıştı. Bu belediye çukuru gamzeli arkadaşımız Kutay, Çin'de yaşıyor halen. Bundan 5 sene önce yazın ortaköyde arabanın içinden Kutayı ve sevgilisini görmüştüm ben.


Geçen senede itünün seminerlerine katılmıştım. Hafta boyunca tüm seminerlere katıldığım için dernek başkanıyla bikaç sohbetimiz olmuştu ve arkadaş olmuştuk. Sonra uzaklaştık tabi. Bikaç ay önce dans ayakkabıları yapan bi ayakkabıcıda gördüm çocuu, iyi mi.


8 ay kadar önce de canım dostum, çocukluk arkadaşım Şeymayla kumpir yemee gitmiştik ortaköye. Ben İstanbulda yaşamıyordum o zaman. Ama işte illa her gelişimde bi tanıdık görücem ya, farz olmuş. 'Hem Şeymanın hem benim arkadaşımız olan yeryüzündeki tek insan' Sena'yı bıdır bıdır şikayetlenen sesini tanımak suretiyle önümüzden geçerken görmüştük. Efendim, kedi işemiş hanımın şortuna. Sanki tanıdığı birini hatta iki tanıdığını birden görmesi çok normalmiş gibi 'Kedi işedi yaae' demişti. Ben işte Senayla birlikte kaybettim zaten gördüğüm insanlara şaşırma duygumu.


Sonunda bu şehre taşındım da ben de rahat ettim o da. Böylece ayda 2 tanıdık birden gösterebiliyor bana. Birgün de taksimde arkadaşına koşup sarıldığını görmüştüm, Bursa'dan tanıdığım bi kız arkadaşımın. Slowmotion gibiydi. Hem Türk filmi tadında hem tuhaf bi olay olması babında..
Sondan bi önce gördüüm adamı da görebileceğim, yıllarca düşünsem aklıma gelmezdi. İsteseydim yıllarca oturup düşünebilirdim. Çünkü 6 sene geçmişti son görüşmemizin üstünden.. Ablamın arkadaşının arkadaş grubundandı çocuk. Ben lisedeydim. Tatillerde fln İstanbul'a geldikçe görüşürdük hep beraber. Bu arada bu çocuk benim kasıtlı olarak üzdüğüm tek insandır. Ama taksimde metroda görünce gözlerime inanamadım. O şokla (henüz Sena kadar olamadım) adını haykırdım çocuun suratına. Çünkü öyle tuhaftı ki, daha beş dk önce taksimin merdivenlerine bakıp 'Şu merdivenlerde zıplaya zıplaya otobüs bekliyorduk, ne de souktu. Ne de yabancıydı bana bu şehir. Nerdeeen nereye' demiştim o gruptaki arkadaşlarımı hatırlayıp. Durdu baktı çocuk. O aynen duruyo 6 senedir ama ben evrim üstüne evrim geçirmişim. Tanıdı tanıcak ama. Hatırlayamadım ya dedi. İyi bakalım hatırlarsın dedim yürüdüm gittim. E be kadın. Madem konuşmıcaksın niye tanıdığını belli ediyorsun. Madem adını söyledin bi kere, tanıt kendini. Yok ben nasılsa herkesi görebilen bi insanım ya. Kassam görürüm len bi daha diye düşündüm heralde.


Son olarak.. Pazar günü abimi görmeye tüyap fuarına gitmiştim. Burdaan beylikdüzüne. Ve Kütahyadaan da Beylikdüzüne gelenler varmış. Liseden sınıf arkadaşım Özgür. En yakın erkek arkadaşımdı bi zamanlar. Çok severdim. Hala bile gördüüm anda lisedeki halime dönüp zıplamaya fln başlarım. En son üniversite döneminde yolda görmüştüm. O kadar sevindim ki gördüüme utanmasam ağlardım.
Çok değişik bi duygu yaşadığım. Senelerdir burada yaşayan insanlar hiçbi arkadaşlarını göremezlerken ben komşularımızın meydanda görüp 'Betüüül' diye seslendiği bi tip oldum çıktım. Bazen bu şehir bana bişey demeye çalışıyo, evrenin bi işareti bu duygusuna kapılıyorum ama gördüğüm insanların birbirleriyle hiçbi bağlantısı yok.

Ne demek istiyorsun bana İstanbul? Neyim var benim?