30 Mayıs 2011 Pazartesi

Be Brave

Bende fal baktıranlardanım, evet. Hatta kendimde güzel sallarım. Çok kızsal bişey sanıp ee üü yapmayın erkekler çok daha inançlılar bu konuda.

Hislere de çok inanıyorum. Mayaların kafa patlatıp fikir yürüttükleri dönemlerin tam ortasındayız. Bi zaman gelip iyi insanların kötü insanlardan çok net ayrılacağını ve iyi insanların his dünyalarının, manevi duygularının genişleyeceğini söylemişler. Cem yılmazın dediği gibi, kimse kendini cehennemlik görmez. Pek tabii bende iyi bi insan bilirim kendimi. Bu uurda çabalarım da hatta.

Ve başıma gelen kötü olaylarla ilgili değişik bi tavır geliştirdim zamanla. Bi dua çeşidi buldum kendimce. Biri bana kötülük yapınca ona beddua etmiyorum. Eskiden Allaha havale ederdim. Onu bile söylemiyorum artık. Daha oyunsal bakıyorum bu iyi/kötü döngüsüne. O kötüyse -1dedir. Yalan mı. Kalp kırdı bi kere. Ben üzülen kırık tarafım +1deyim. Beddua edip sıçmadığım sürece +1im ben. Olay sonunda hemen gözyaşlarımızı silip duaya başlıyoruz. Diyoruz ki, o kötülüğünün karşılığında kötülük görmesin. Ama ben 1 joker alayım. İşlerim düzelsin şansım açılsın. Bakın böylece iyi bi kul ayaayla yırtıyoruz olaydan. Canımızı acıtanlar hayatlarımızda barınamıyorlar. Umrumuzda da olmuyor ne çekmiş çekmemiş. Ben 1 jokerimle yoluma devam ediyorum. Kilit noktada bu cümlede yatıyor zaten. Yolumuza devam etmek.
Geçen hafta işten ayrıldım. Tam ondan önceki hafta patronumla 3 saatlik toplantı yapıp bişeyleri yoluna koymuştum, tüm iş arkadaşlarım adına ortamı daha düzgün hale getirdiğime inanmıştım ki bi eğitime hak kazandım. İşkurun bir bilgisayar akademisine verdirdiği, 100 kişiye %100 burslu verilecek sistem eğitimi. Şevo link atmıştı iki hafta önce aazından salyalar aka aka. Başvur başvuur kesiin. Başvurdum ama ummuyorum bişey. Ummak da istemedim. Sevgilimle aynı işte çalışıyorum. İş arkadaşlarımı çok seviyorum. Patrona da meramımı anlatmışım. Zam bile almışım. Çalışma saatlerim çok ama sevgilimle çalışıyorum yani! Öle bayıla devam ediyorum işime..
Çok tevekküllüyümdür bildiğiniz gibi deil. Ama tevekkülüm dinden ziyade tevekkül etmediğim konularda ağzımın payını almaktan gelir. Akademiden aradılar beni mülakata çaardılar. Çalışıyorum ben dedim. Çalışanlar için deil eğitimimiz dedi. Yinede gelemez miyim mülakata falan diyorum ben. İşin dalgasındayım. Pazarları açıklarmış aldım randevuyu. Pazar gittim Salı aradılar bi daha. 1 ay içinde belli olucaktı 100 kişilik grup. O 100 kişiye seçilmeyi geçtim. Adam dedi ki bu hafta başlayanlarda 2 kişi eksiğimiz var mülakatlardaki en iyileri bu gruptan başlatmak istiyoruz. Gelir misiniz? Gelir misiniz? Gelir misiniz? Böyle yankılanıyo sesi kulaamda. İçerden fısırdak aazlı sevgilimin fısır fısır sesi geliyo. Olaanüstü hallerde zaman genişler ya, o bikaç snde neler neler düşündüm..

Hiçbirini yapmadım ama. Ne sevgilimden ayrı düşmeye kıyamayıp 'hayır' dedim. Ne telefonu yüzüne kapattım -ki inanın en baskın düşüncem buydu. Ne de evet dedim. Size ne zamana kadar dönmem gerekir diye sordum. Bikaç saate dönerseniz iyi olur dedi. O anda kafayı kırıp döncem ben sana dönceem diye Ankaralı Turgut gibi oynamaya başlayabilirdim ama şükür o kadar da kaybetmemişim aklımı. Bildiğiniz gibi deil çok üzüldüm. Sevgilime sordum, aileme sordum. Herkes kesinlikle katılmam gerektiğini söyledi. Deli bi şans olması lazım ki 100 kişinin arasına girip, tutup 100 kişidende 2sinin arasına girip, insanların şubatta mülakata gittiği eğitime mülakattan 2 gün sonra çağrılabileyim. Rabbime şükürler olsun zaten yenice bi eve çıkmıştım. Huzurlu bi ev, huzur veren bi sevgili ve herkesin isteyip de bulamadığı dağ gibi sağlam bi ailem var. O an böyle şansım için şükretmiyordum ama. Kendime gitmemek için bahaneler buluyordum. Patronum belki izin vermez bile dedim ama o da verdi.

Şaka maka öğrenciyim şimdi. Çok yırtındım yılda 14-15 sınava girdiğim dönemde olamadım. Şimdi istemeye istemeye öğrenci oldum. Ayrı kaldım diye baya huysuzluk çıkarttım çocua ama saolsun çekti beni. Şimdi saatin 11lerinde büyük penceremin önünde kahvaltı masamda Rabbimin bana lütfettikleri için şükrederken, ileride ailemle ve inşallah eşimle çok güzel günlerimin hayalini kurarken ne kadar doğru bi karar vermişim diyorum.

Denize kendinizi bıraktığınız gibi bırakın kendinizi hayata. Kaslarınızı gevşetin. Güneşe bakın. Sırtınızdan geçen minik dalgaların tadını çıkarın.
Ve sevdiklerinize hissettiklerinizi onların da bilmesini sağlayın.

Trt1 sunucuları gibi konuşmayı da kafanıza takmayın.
Mesela,
Hepinizi kucaklıyorum!